Siyanür Bileşiklerinin Insanlardaki Zararlı Etkiler

Salvo

Kayıtlı Üye
Siyanür bileşikleri kısa (akut) ve uzun süreli (kronik) maruziyet sonucu neden oldukları toksik etki mekanizmaları ve zehirlenmelerdeki tedavi prensipleri en iyi bilinen kimyasallar arasındadır.
• Siyanür bileşikleri nelerdir?
- Alkali siyanür tuzları (Basit siyanürler) NaCN, KCN, Ca(CN)2
Bunlar beyaz toz halinde, hafif acı badem kokusundadırlar ve suda çözünürlükleri fazladır. Suda siyanür iyonu (CN-) ve metal katyonlarına ayrışırlar. Kuvvetli asidik ortamda siyanür tuzları hidrosiyanik aside (HCN) dönüşür.
- Hidrojen siyanür (Basit siyanür) HCN
Renksiz, hafif acı badem kokulu ve alev alabilen gazdır, kaynama noktası: 26 0C’dir. Sudaki çözünürlüğü fazladır ve sıvı formu Hidrosiyanik asit (HCN) adını alır.
- Alkali metal siyanürler (Kompleks siyanürler) (Fe-II, III; Cd, Ni, Ag, Zn tuzları)
Oldukça kararlı yapıdadırlar, ancak uzun süre beklemeleri halinde kısmen serbest siyanürlere dönüşebilirler.
• Siyanür bileşiklerine hangi kaynaklardan maruz kalabiliriz?
a) Endüstride yapılan çeşitli aktiviteler;
- Elektroliz kaplamacılık (NaCN)
-Altın ve gümüş madenciliği (NaCN)
-Metal, fotoğraf işlemeciliği (alkali ve metal siyanürler)
-Boya üretimi (alkali ve metal siyanürler)
-Sentetik kauçuk ve plastik üretimi (NaCN, asetonitril, akrilonitril)
-Tarım ilaçları (rodentisit, insektisit, gübre yapısı içerisinde)
-Petrol rafinasyonu, kok kömürü ve havagazı fabrikaları yıkama suları (metal siyanürler, CN- )
olarak gruplandırılabilir.
b) Siyanojenik bitkiler olarak da isimlendirilen kayısı, badem, şeftali, elma ve vişne çekirdeklerinin yapısında Amigdalin bileşiği bulunmaktadır, bu meyveler yendiği zaman amigdalin vücutta sindirilerek HCN’e dönüşmektedir. Diğer yandan Cassava ve Lima fasülyesinin yapısında bulunan Linamarin bileşiği de benzer şekilde HCN’e dönüşür. Bu tip meyvelerden hazırlanan meyve suları çekirdekli ve çekirdeksiz presleme tekniğine göre değişen miktarlarda hidrosiyanik asit (HCN) içerebilmektedir.
-Siyanür hidrosiyanik asit olarak Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Bu yönetmeliğe göre meyve sularında 1mg/kg (1 ppm), sert çekirdekli meyve konservelerinde 5 mg/kg (5 ppm), nugatlar ve badem ezmelerinde 50 mg/kg (50 ppm)’a kadar hidrosiyanik asit bulunmasına izin verilmektedir.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı Ulusal Zehir Merkezi 1991 yılına ait verilerde 33 siyanür zehirlenmesi başvurusunun olduğu ve bu zehirlenmelerin tamamına yakınının çocuklarda ve amigdalin içeren meyve çekirdeklerinin yenmesi sonucu ortaya çıktığı görülmektedir.
c) Küçük ve büyük çaplı yangınlar
Poliüretan, akrilik banyo aksesuarları, ipek ve yün eşyaların yanması sonucu ve yangın olaylarında ortamda HCN gazı oluşmaktadır. Sigara dumanında da sigara başına ortalama 0.4-0.5 mg HCN gazı oluşmaktadır.
d) Siyanür bulaşmış meyvelerin yenmesi ile maruz kalınabilmektedir.
Elma, üzüm, çilek gibi pH’sı 4’den az , yani asidik pH’ya sahip meyvelerde siyanür bulaşmasından 4 saat sonra siyanür konsantrasyonunda önemli bir azalma olmamaktadır. Şeftali ve kavun gibi alkali pH’ya sahip meyvelerde siyanür konsantrasyonu 4 saat içerisinde %92 oranında azalır.
e)Tıbbi amaçlarla siyanüre maruz kalınabilmektedir.
Akut hipertansiyon krizinde kullanılan Sodyum nitroprussid vücutta siyanüre dönüşmektedir, vücuda hızlı verilmesi , yüksek dozda uzun süreli kullanılması ya da böbrek yetmezliği olması durumunda toksik etkiler ortaya çıkarabilmektedir.
Kanser tedavisinde kullanılan Leatril (1g Leatril yaklaşık 60 mg siyanür içermektedir) tabletlerinden 12-13 adet alınarak gerçekleştirilen intihar girişiminde ciddi metabolik asidoz ve konvülsiyonlara neden olduğu bildirilmiştir.
• Siyanür bileşikleri hangi yollarla vücuda girebilir?
Alkali siyanür tuzlarının suda çözünürlüğü fazla olduğu için deri yolu ile vücuda girişi önemsiz miktardadır (deriden absorpsiyon yağda çözünürlükle doğru orantılı olduğundan dolayı), bu nedenle sadece ağız yolu ile toksik etki gösterirler. Öldürücü olmayan dozlarda siyanür karaciğerde rodanaz enzimi yardımıyla 20 dakika ile 1 saatlik bir zaman aralığında tiyosiyanat’a (SCN-) dönüşerek idrar ile vücuttan atılır.
Hidrojen siyanür’ün (sıvı ya da gaz) siyanür tuzlarına göre deriden geçişi daha kolaydır, bu nedenle ağız, deri ve solunum olmak üzere her üç yolla toksisitesini gösterir.
Hidrojen siyanür’e solunum yolu ile maruziyette ağız yolu ile alınan siyanür bileşiklerine göre vücuda daha hızlı bir giriş söz konusudur ve toksik etkiler daha hızlı ortaya çıkar.
• Siyanür bileşiklerinin ağız yolu ile alındığında insanlarda ölüme neden olan dozları nedir?
İnsanlarda kazaen ya da intihar girişiminde ağız yolu ile alındığında ölüme neden olan dozları olgu raporlarından derlendiğinde; Alkali siyanür tuzlarının (NaCN, KCN) insanlarda ölüm oluşturan en küçük dozları 200-300 mg, hidrojen siyanürün ağız yolu ile insanlarda ölüm oluşturan en küçük dozu ise 50-100 mg arasındadır.
• İnsanlarda ağız yolu ile siyanür bileşikleri alındığında kandaki düzeyleri ve buna bağlı belirtiler nelerdir?
İnsanlardaki olgu raporlarından derlenen sonuçlara göre siyanür bileşiklerinin ağız yolu ile alındığında kandaki konsantrasyonları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan etkiler Tablo 1’de gösterilmiştir.
• Endüstride siyanür kullanan işyerlerinde solunum yolu ile maruz kalındığında hangi etkiler görülebilir?
Madencilik dışında siyanür kullanan endüstri sektöründe çalışanların iş yeri havasında saptanan CN- konsantrasyonları ve buna bağlı olarak insanda ortaya çıkan etkiler vaka raporlarından derlenerek Tablo 2’de özetlenmiştir.
HCN’in Amerika Birleşik Devletleri Mesleki Güvenlik ve Sağlık Kurumu (OSHA) tarafından tespit edilen işyeri havasında bulunmasına izin verilen eşik sınır düzeyi; TLV-TWA = 10 ppm, TWA (deri) = 11 mg/m3 olarak belirlenmiştir.
• İnsanlarda siyanüre bağlı doğum anomalisi ve kanserojenik etki var mıdır?
İnsanlarda siyanüre bağlı herhangi bir doğum defekti bildirilmemiştir. Deney hayvanları ve insanlarda siyanürün kanserojenik etki gösterdiği konusunda bir veri bulunmamaktadır.
• İnsanlarda siyanüre düşük dozda uzun süre maruz kalınca ne gibi etkiler görülür?
Siyanür vücut dokularında birikmez. İnsanlarda siyanürün uzun süre maruz kalma sonucu oluşan toksik etkilerine ilişkin çok az veri vardır. Bu etki genellikle hijyenik koşulları kötü endüstri işyerlerinde çalışanlarda ve büyük miktarlarda Cassava (Manihot) bitkisini yiyen bireylerde görülmektedir. Başlıca etkiler; başağrısı, sersemlik, uykusuzluk, işitme bozuklukları, tiroid fonksiyonlarında baskılanma, tiroid bezinde büyüme, optik atrofi, B12 vitamin düzeyi bozukluğudur.
• Siyanür bileşiklerinin ağız yolu ile alındığında herhangi bir toksik etki oluşturMAyan dozu (Referans Doz) belirlenmiş midir?
Bu miktar serbest siyanür bileşikleri (CN- ) için 70 kg’lık yetişkinde günde yaklaşık 5.6 mg’dır.
• Siyanür bileşikleri ile oluşan akut zehirlenmelerde tedavi mümkün müdür?
Evet. Siyanür bileşiklerine yüksek dozda maruziyet sonrası oluşan zehirlenmelerde ölüm çok kısa bir süre içinde meydana gelebilir. Bu nedenle çok hızlı bir şekilde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Gerekli antidotlar Sağlık Bakanlığı Ulusal Zehir Merkezi’ne başvurularak da temin edilebilir (114 no’lu telefon ile ulaşılabilir).
• Daha detaylı bilgi için;
Türk Toksikoloji Derneği’ne başvurunuz.
 
---> Siyanür Bileşiklerinin Insanlardaki Zararlı Etkiler

Teşekkürler..Çok faydalı bir paylaşım
 
takipçi satın al
instagram takipçi hilesi
takipçi satın al
tiktok takipçi hilesi
vozol
Geri
Üst