Yağmurun ıslak gürültüsüne saldım kendimi öylece kıpırtısız uzak geçmişin üstüme düşen gölgesi gibiydi giysilerim yoktular çoktular; ıslandılar ıslandık
Gölgeler ıslanabilir miydi bilir miydi hissetmeyi peki ya özlemeyi Sevgiye dair ıslaklıktı özlem ışırdı ya içimizde bilerdi bulutlarını duyguların ve şimşekler çakardı ardından gelecek gök gürültüsünden önce. Sonra düşerdi gökyüzünden sevdiğinden uzak kalamayan nem ve en şiddetli yağmur olup dökülüverirdi onu sevenin üstüne. Sevmeyeni de vardı elbet onlar şemsiyeyle dolaşırlardı.
Ertesi gün uyandıklarında yalnız ıslananlar hatırlayabilirdi yağan yağmuru ve gülümserlerdi oysa şemsiyeyle dolaşanların anısı olmazdı. Onlar çoktan havaya salıp kurutmuşlardı şemsiyelerini; elbiseleri kuruydu kalpleri çoraktı.
Sırılsıklamdım uyandığımda ıslaklığın kokusunu içimde hissediyordum. Yağmıştım ben dün gece sen de ıslandın mı?
Gölgeler ıslanabilir miydi bilir miydi hissetmeyi peki ya özlemeyi Sevgiye dair ıslaklıktı özlem ışırdı ya içimizde bilerdi bulutlarını duyguların ve şimşekler çakardı ardından gelecek gök gürültüsünden önce. Sonra düşerdi gökyüzünden sevdiğinden uzak kalamayan nem ve en şiddetli yağmur olup dökülüverirdi onu sevenin üstüne. Sevmeyeni de vardı elbet onlar şemsiyeyle dolaşırlardı.
Ertesi gün uyandıklarında yalnız ıslananlar hatırlayabilirdi yağan yağmuru ve gülümserlerdi oysa şemsiyeyle dolaşanların anısı olmazdı. Onlar çoktan havaya salıp kurutmuşlardı şemsiyelerini; elbiseleri kuruydu kalpleri çoraktı.
Sırılsıklamdım uyandığımda ıslaklığın kokusunu içimde hissediyordum. Yağmıştım ben dün gece sen de ıslandın mı?