LaNéDLy qHz
Bayan Üye
Tevbede İstikametin Reçetesi
Sadat-ı Kiram, tevbe eden kimsenin tevbesinde durabilmesi için bazı tavsiyelerde bulunmuşlardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:
Tevbe etmiş olmayı büyük bir nimet bilip, haramlardan, mekruhlardan hatta şüpheli şeylerden de kaçınmak.
Hayatını Resulullah (S.A.V)' in, Sahabe-i Kiram' ın ve Sadat-ı Kiram' ın hayatlarına benzetmeye çalışarak, namazlarını cemaatle kılmak, devamlı abdestli olmak ve abdestli olarak yatmak.
Eksik olan İslamî bilgileri tamamlamak, bunun için de bol kitap okumak ve alimlerden istifâde etmek.
Mürşidi sık sık ziyaret edip hallerini, rüyalarını ve maddi-manevi sıkıntılarını anlatıp dua talep etmek.
Sık sık sohbet, teveccüh ve hatmelere katılmak.
Kötü arkadaş çevresini değiştirip, tevbekâr arkadaşlar edinmek. Çünkü kıyamet gününde herkes arkadaşı ile bareberdir.
"Yazıklar olsun bana, keşke ben filan fasıkı dost ve arkadaş edinmese idim." (Furkan; 28)
İşte kıyamet gününde böyle diyenlerden olmayalım.
Ömrünü en büyük sermaye bilip, üzerinde kul hakkı, kaza namazı, oruç borcu varsa bunları ilk fırsatta hemen ödemeye çalışmak. Özellikle kul hakkını ihmal etmemek lazımdır.
Seyda Abdurrahman-i Tahi (K.S) şöyle buyurmuştur: "Utancından dolayı gasb ve çaldığı malı sahibine iade etmeyen veya helalleşmeyenin yapmış olduğu zulümdür ve tevbesi sahih değildir."
Bir an önce Sadat-ı Kiram' ın isimlerini ezberleyip, Lafza-i Celal Zikrini (Virdini) alarak ders olarak ona devam etmek. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur." (Ra'd; 28)
Akşam namazı ile yatsı namazı arasında ‘Evvabin Namazı’ kılmak ve râbıta yapmak. Mürşidin kalbinden, ilahî feyz, râbıta halindeki müridin kalbine ihlas ve muhabbeti miktarınca iner. Râbıta, ilâhi huzuru yakalamanın bir vesilesidir.
Geceleri teheccüd namazı kılmak.
Kettanî (K.S) şöyle buyurmuştur: "Cüneyd-i Bağdadi' yi rüyamda gördüm ve: 'Allah-u Zülcelal sana, nasıl muamele yaptı?' diye sordum? Şöyle dedi: 'O işaret ve ibarelerin hepsi tam olarak bana menfaat vermedi ve kurtulmamı sağlayamadı. Yalnız gece vakti kalkıp kıldığım iki rekât namaz bağışlanmama sebep oldu.'"
Sabah namazlarından sonra güneş doğuncaya kadar zikirle meşgul olmak.
Duha namazı kılmak.
İş-güç ve ticaretten geriye kalan boş vakitlerini de hizmet, tefekkür ve Kur'an-ı Kerim okumak gibi Allah-u Zülcelal' in rızasını celbedecek ibadetlerle meşgul olmak.
Akşam olunca nefsini hesaba çekmek ve günlük hayatında yapmış olduğu amellerin durumunu düşünmek. İyi olduğunu görünce, Allah' a hamdedip devamını temenni etmek, kötü olduğunu görünce, Allah' tan mağfiret ve talep edip, halinin düzelmesi için Rabb' ine yönelmek. Hasan-ı Basri (K.S) şöyle buyurmuştur: "Bir saat tefekkür, bir gecelik ibadetten hayırlıdır."
Yapılan her türlü iş ve fiillerinde Allah' ın rızasından başka hiçbir niyet taşımamaktır.
"Her kim zerre kadar bir hayır işlerse onu (karşılığını) görecektir. Her kim de zerre kadar bir şer (kötülük) işlerse onu görecektir." (Zilzal; 7-8)
Tevbenin şartları mevcut olursa, tevbe mutlaka kabul olur. Tevbenin kabul olunmasında şüphe yoktur. Akıl sahipleri için tevbe hakkında bu kadar açıklama kâfidir. Allah-u Zülcelal hepimize ‘tevbe-i nasuh’ nasip etsin ...
Allah-u Zülcelal hepimizi, bu makamın sahibi olan hakiki Allah dostlarının dostluğundan ayırmasın ...
Sadat-ı Kiram, tevbe eden kimsenin tevbesinde durabilmesi için bazı tavsiyelerde bulunmuşlardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:
Tevbe etmiş olmayı büyük bir nimet bilip, haramlardan, mekruhlardan hatta şüpheli şeylerden de kaçınmak.
Hayatını Resulullah (S.A.V)' in, Sahabe-i Kiram' ın ve Sadat-ı Kiram' ın hayatlarına benzetmeye çalışarak, namazlarını cemaatle kılmak, devamlı abdestli olmak ve abdestli olarak yatmak.
Eksik olan İslamî bilgileri tamamlamak, bunun için de bol kitap okumak ve alimlerden istifâde etmek.
Mürşidi sık sık ziyaret edip hallerini, rüyalarını ve maddi-manevi sıkıntılarını anlatıp dua talep etmek.
Sık sık sohbet, teveccüh ve hatmelere katılmak.
Kötü arkadaş çevresini değiştirip, tevbekâr arkadaşlar edinmek. Çünkü kıyamet gününde herkes arkadaşı ile bareberdir.
"Yazıklar olsun bana, keşke ben filan fasıkı dost ve arkadaş edinmese idim." (Furkan; 28)
İşte kıyamet gününde böyle diyenlerden olmayalım.
Ömrünü en büyük sermaye bilip, üzerinde kul hakkı, kaza namazı, oruç borcu varsa bunları ilk fırsatta hemen ödemeye çalışmak. Özellikle kul hakkını ihmal etmemek lazımdır.
Seyda Abdurrahman-i Tahi (K.S) şöyle buyurmuştur: "Utancından dolayı gasb ve çaldığı malı sahibine iade etmeyen veya helalleşmeyenin yapmış olduğu zulümdür ve tevbesi sahih değildir."
Bir an önce Sadat-ı Kiram' ın isimlerini ezberleyip, Lafza-i Celal Zikrini (Virdini) alarak ders olarak ona devam etmek. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur." (Ra'd; 28)
Akşam namazı ile yatsı namazı arasında ‘Evvabin Namazı’ kılmak ve râbıta yapmak. Mürşidin kalbinden, ilahî feyz, râbıta halindeki müridin kalbine ihlas ve muhabbeti miktarınca iner. Râbıta, ilâhi huzuru yakalamanın bir vesilesidir.
Geceleri teheccüd namazı kılmak.
Kettanî (K.S) şöyle buyurmuştur: "Cüneyd-i Bağdadi' yi rüyamda gördüm ve: 'Allah-u Zülcelal sana, nasıl muamele yaptı?' diye sordum? Şöyle dedi: 'O işaret ve ibarelerin hepsi tam olarak bana menfaat vermedi ve kurtulmamı sağlayamadı. Yalnız gece vakti kalkıp kıldığım iki rekât namaz bağışlanmama sebep oldu.'"
Sabah namazlarından sonra güneş doğuncaya kadar zikirle meşgul olmak.
Duha namazı kılmak.
İş-güç ve ticaretten geriye kalan boş vakitlerini de hizmet, tefekkür ve Kur'an-ı Kerim okumak gibi Allah-u Zülcelal' in rızasını celbedecek ibadetlerle meşgul olmak.
Akşam olunca nefsini hesaba çekmek ve günlük hayatında yapmış olduğu amellerin durumunu düşünmek. İyi olduğunu görünce, Allah' a hamdedip devamını temenni etmek, kötü olduğunu görünce, Allah' tan mağfiret ve talep edip, halinin düzelmesi için Rabb' ine yönelmek. Hasan-ı Basri (K.S) şöyle buyurmuştur: "Bir saat tefekkür, bir gecelik ibadetten hayırlıdır."
Yapılan her türlü iş ve fiillerinde Allah' ın rızasından başka hiçbir niyet taşımamaktır.
"Her kim zerre kadar bir hayır işlerse onu (karşılığını) görecektir. Her kim de zerre kadar bir şer (kötülük) işlerse onu görecektir." (Zilzal; 7-8)
Tevbenin şartları mevcut olursa, tevbe mutlaka kabul olur. Tevbenin kabul olunmasında şüphe yoktur. Akıl sahipleri için tevbe hakkında bu kadar açıklama kâfidir. Allah-u Zülcelal hepimize ‘tevbe-i nasuh’ nasip etsin ...
Allah-u Zülcelal hepimizi, bu makamın sahibi olan hakiki Allah dostlarının dostluğundan ayırmasın ...