Salvo
Kayıtlı Üye
Kuzey Batı Afrika'nın Ukba Tarafından Fethedilmesi Ve Kayrevan'ın Kurulması
Amr bin As, 658'de Muaviye tarafından, Mısır valisi olarak bir defa daha atanınca, Amr'ın aceleci bir asker olan yeğeni Ukba bin Nafi, Mısır'ın Batısında, Bizanslıların elinde olan Kuzey Afrika bölgelerine, cesur saldırılar düzenlemeye başladı. Saldırıları başlattığı üs, 1.500 mil uzaklıktaki Fustat idi ve bundan dolayı yardım hattı, çok uzundu. Bu nedenle, daha sonra, fetihlerini destekleyeceği ve bir vilayet merkezi haline getirerek başkent yapacağı, garnizon şehri, Kayrevan'ı (bugünkü Tunus) kurdu (670). Bu yeni askeri üs daha sonra, kendinden önceki Basra, Küfe ve Fustat gibi, Ukba tarafından yaptırılan Ulu Camisi ile meşhur bir şehir olacaktı. Cami, önemli bir eğitim merkezi olurken, şehri de Emevilerin daha sonra Kuzey Afrika'da yayılmaları için bir üs olacaktı.
Sahra Çölü'nün Kuzeyinde bulunan Atlas Sıradağları'nda o zamana kadar Berberiler denilen ve davetsiz misafirlerine karşı her zaman vahşice bir direniş gösteren kuvvetli ve dirençli yan göçebe bir ırk yaşıyordu. Araplar bölgede iki düşmanla karşı karşıyaydı; Atlas Dağlarından Berberiler ve sahil şeridindeki kalelerden Bizanslılar. Kayrevan, Akdeniz tarafından gelecek bir deniz saldırısından emin olmak için kıyı şeridinden bir kaç mil içeriye kurulmuştu, fakat Berberi bölgesine çok yakın bulunuyordu. Bölgeyi, önceden, Bizanslılar bölge merkezleri olan antik kıyı şehri Kartaca'dan (ilk olarak M.Ö. 9. asır ortalarında Fenikeliler tarafından, Tunus şehrinin 10 mil Kuzey doğusuna kuruldu.) yönetmekteydiler. Fakat Araplar, her zaman olduğu gibi, iç bölgelerin Kayrevan'daki çöl tarafını tercih ettiler.
Geleneksel hikayelerde, pervasız bir cesarete sahip olan Ukba'nın atını yükleyerek, Atlantik Okyanusu'nun şiddetli dalgaları tarafından durduruluncaya kadar gittiği ve burada Allah'ı, İslam'ı dünyanın öbür ucuna kadar götüreceği yolunda ettiği yemini tuttuğuna şahid olmaya çağırdığı anlatılır. Bununla beraber, Ukba, Berberileri ve Bizanslıları, birbirlerine tekrar tutuşturarak çıkacak durumun doğuracağı siyasi fırsatları değerlendirmeyi başaramadı. Bunun yerine, Berberileri küçük görerek, onlara karşı kibirli davrandı ve her ikisine aynı anda saldırdı. Batıdaki hızlı macerasından geriye dönerken pusuya düşürülerek, 683'te, bugünkü Cezayir'in Biskra şehri yakınlarında öldürüldü ve buradaki mezarı daha sonra bir türbe oldu. Ölümünden kısa bir süre sonra Berberiler baş kaldırdılar ve Kayrevan da dahil olmak üzere, fethettiği yerlerin neredeyse hepsi kaybedildi; Amr idaresindeki Mısır'ın batı sınırı olan Cyrenaica (Araplar arasında Barka olarak bilinir; bugünkü Libya'da) yeniden Müslümanların sınırı oldu. Fakat Ukba, Kuzey Afrika fethini kaçınılmaz kılan zemini hazırladı.
Amr bin As, 658'de Muaviye tarafından, Mısır valisi olarak bir defa daha atanınca, Amr'ın aceleci bir asker olan yeğeni Ukba bin Nafi, Mısır'ın Batısında, Bizanslıların elinde olan Kuzey Afrika bölgelerine, cesur saldırılar düzenlemeye başladı. Saldırıları başlattığı üs, 1.500 mil uzaklıktaki Fustat idi ve bundan dolayı yardım hattı, çok uzundu. Bu nedenle, daha sonra, fetihlerini destekleyeceği ve bir vilayet merkezi haline getirerek başkent yapacağı, garnizon şehri, Kayrevan'ı (bugünkü Tunus) kurdu (670). Bu yeni askeri üs daha sonra, kendinden önceki Basra, Küfe ve Fustat gibi, Ukba tarafından yaptırılan Ulu Camisi ile meşhur bir şehir olacaktı. Cami, önemli bir eğitim merkezi olurken, şehri de Emevilerin daha sonra Kuzey Afrika'da yayılmaları için bir üs olacaktı.
Sahra Çölü'nün Kuzeyinde bulunan Atlas Sıradağları'nda o zamana kadar Berberiler denilen ve davetsiz misafirlerine karşı her zaman vahşice bir direniş gösteren kuvvetli ve dirençli yan göçebe bir ırk yaşıyordu. Araplar bölgede iki düşmanla karşı karşıyaydı; Atlas Dağlarından Berberiler ve sahil şeridindeki kalelerden Bizanslılar. Kayrevan, Akdeniz tarafından gelecek bir deniz saldırısından emin olmak için kıyı şeridinden bir kaç mil içeriye kurulmuştu, fakat Berberi bölgesine çok yakın bulunuyordu. Bölgeyi, önceden, Bizanslılar bölge merkezleri olan antik kıyı şehri Kartaca'dan (ilk olarak M.Ö. 9. asır ortalarında Fenikeliler tarafından, Tunus şehrinin 10 mil Kuzey doğusuna kuruldu.) yönetmekteydiler. Fakat Araplar, her zaman olduğu gibi, iç bölgelerin Kayrevan'daki çöl tarafını tercih ettiler.
Geleneksel hikayelerde, pervasız bir cesarete sahip olan Ukba'nın atını yükleyerek, Atlantik Okyanusu'nun şiddetli dalgaları tarafından durduruluncaya kadar gittiği ve burada Allah'ı, İslam'ı dünyanın öbür ucuna kadar götüreceği yolunda ettiği yemini tuttuğuna şahid olmaya çağırdığı anlatılır. Bununla beraber, Ukba, Berberileri ve Bizanslıları, birbirlerine tekrar tutuşturarak çıkacak durumun doğuracağı siyasi fırsatları değerlendirmeyi başaramadı. Bunun yerine, Berberileri küçük görerek, onlara karşı kibirli davrandı ve her ikisine aynı anda saldırdı. Batıdaki hızlı macerasından geriye dönerken pusuya düşürülerek, 683'te, bugünkü Cezayir'in Biskra şehri yakınlarında öldürüldü ve buradaki mezarı daha sonra bir türbe oldu. Ölümünden kısa bir süre sonra Berberiler baş kaldırdılar ve Kayrevan da dahil olmak üzere, fethettiği yerlerin neredeyse hepsi kaybedildi; Amr idaresindeki Mısır'ın batı sınırı olan Cyrenaica (Araplar arasında Barka olarak bilinir; bugünkü Libya'da) yeniden Müslümanların sınırı oldu. Fakat Ukba, Kuzey Afrika fethini kaçınılmaz kılan zemini hazırladı.