Salvo
Kayıtlı Üye
Kufe'de Garnizon Kurulması
Kadisiye'deki şiddetli savaştan sonra, fatihler Dicle'nin kenarında 20 mil kadar Güney Doğuda (bugünkü Bağdat şehrinin bulunduğu yerdeki) başkent Ctesiphon'u ele geçirdiler ve o zamana kadar hiç görmedikleri anlatılmaz zenginlik ve ihtişam sahibi bir büyülü ülke buldular. Ctesiphon (imparatorluğun merkezi) fetih ordusunun karagahı haline getirildi. Bu çöl insanları artık bu eski imparatorluğun lüks saraylarında oturuyorlardı ve zahid bir insan olan Halife Ömer, bu fevkalade zengin ve rahat çevrenin ordu üzerinde yapabileceği muhtemel ifsat edici etkisinden endişe etmekteydi. Bu nedenle, Sa'd'e, orduyu sivil halktan ayrı bir yerde iskan edeceği askeri bir kamp kurmasını emretti. Böylelikle, Fırat'ın batı kıyısında, Hire'nin üç mil Güneyindeki, bir kaç yıl sonra kalabalık bir şehir ve dördüncü Halife Ali ibni Ebu Talib idaresindeki (656-661) İslam Devleti'nin başkenti olan, Küfe şehri kurulmuş oluyordu.[17] Küfe, ayrıca, Abbasi Halifesi el Mansur (h.757-75), 762'de de meşhur şehri Bağdat'ı kurup, buranın önemi artın-caya kadar, Müslüman Irak'ta bir ilim merkezi olarak kaldı. Şehir, bilhassa, -Kur'an eğitiminde başlıca konulardan biri olan- Arap grameri eğitimiyle meşhur oldu ve pek çok şöhretli dilbilimci yetiştirdi. Eski bir Arapça yazı şekli olan Kufi, ismini bu şehirden aldı. Siyasi olarak da Emeviler'e karşı ayaklanan Hz. Ali tarafları ve Harici sofuluğunun esas merkezi oldu.
636'daki Yermük savaşı Suriye'de nasıl sonuçlanmışsa, Kadisiye de Irak Seferinde aynı sonucu sağladı. Yermük gibi bu savaş da, Doğuya giden yolu açarak, ilk İslami fetihlerin tarihinde dönüm noktası olan şiddetli bir savaştı.
Kadisiye'deki şiddetli savaştan sonra, fatihler Dicle'nin kenarında 20 mil kadar Güney Doğuda (bugünkü Bağdat şehrinin bulunduğu yerdeki) başkent Ctesiphon'u ele geçirdiler ve o zamana kadar hiç görmedikleri anlatılmaz zenginlik ve ihtişam sahibi bir büyülü ülke buldular. Ctesiphon (imparatorluğun merkezi) fetih ordusunun karagahı haline getirildi. Bu çöl insanları artık bu eski imparatorluğun lüks saraylarında oturuyorlardı ve zahid bir insan olan Halife Ömer, bu fevkalade zengin ve rahat çevrenin ordu üzerinde yapabileceği muhtemel ifsat edici etkisinden endişe etmekteydi. Bu nedenle, Sa'd'e, orduyu sivil halktan ayrı bir yerde iskan edeceği askeri bir kamp kurmasını emretti. Böylelikle, Fırat'ın batı kıyısında, Hire'nin üç mil Güneyindeki, bir kaç yıl sonra kalabalık bir şehir ve dördüncü Halife Ali ibni Ebu Talib idaresindeki (656-661) İslam Devleti'nin başkenti olan, Küfe şehri kurulmuş oluyordu.[17] Küfe, ayrıca, Abbasi Halifesi el Mansur (h.757-75), 762'de de meşhur şehri Bağdat'ı kurup, buranın önemi artın-caya kadar, Müslüman Irak'ta bir ilim merkezi olarak kaldı. Şehir, bilhassa, -Kur'an eğitiminde başlıca konulardan biri olan- Arap grameri eğitimiyle meşhur oldu ve pek çok şöhretli dilbilimci yetiştirdi. Eski bir Arapça yazı şekli olan Kufi, ismini bu şehirden aldı. Siyasi olarak da Emeviler'e karşı ayaklanan Hz. Ali tarafları ve Harici sofuluğunun esas merkezi oldu.
636'daki Yermük savaşı Suriye'de nasıl sonuçlanmışsa, Kadisiye de Irak Seferinde aynı sonucu sağladı. Yermük gibi bu savaş da, Doğuya giden yolu açarak, ilk İslami fetihlerin tarihinde dönüm noktası olan şiddetli bir savaştı.