Yıllardır şampiyonluklara ambargo koyan bayan basketbol takımımız geçtiğimiz sezon hedef büyülterek Şampiyonlar Ligi Kupası`nı almak için kolları sıvadı. Kadrosunu güçlendirmek için dünyanın en iyi oyuncularını kardorusuna katmaya başladı. Yapılan transferlerin en çarpıcısı ise dünyanın en iyi oyuncusu olarak gösterilen Diana Taurasi`ydi. Kurulan müthiş kadro sezona fırtına gibi başladı. Ligde ve Şampiyonlar Ligi`nde rakip tanımaz bir şekilde yoluna devam ediyordu.
Takımımızın bu muhteşem performansı bazı odakları paniğe sevketti. İşin asıl yürek yakan kısmı bu odakların takımımızın olası Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu engellemek isteyen yabancılar değil, hepsinin öz be öz Türk menşeli olmasıydı. Bu memleketin hiç bir evladından beklenmeyecek hain bir komplo kuruldu. En değerli oyuncumuz Diana Taurasi Turgal Atasü`nün organize ettiği komployla, Hacettepe Doping Merkezi kullanılarak, Türkiye Basketbol Federasyonu`nun göz yummasıyla doping kullandığı yönünde bir iftiraya maruz bırakıldı.
Bu organize saldırı maalesef Taurasi`nin kulübümüzden kopuşuyla sonuçlandı. Ardından paniğe kapılan ve aynı iftiraya kendisinin de uğrayacağını düşünen Penny Taylor takımımıza veda etti. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefi ile başlayan sezon, kurulan komployla bizim için kabusa dönüştü.
Diana Taurasi, dünyada doping konusunda en büyük otorite olan WADA laboratuarlarında yapılan incelemeler sonucunda aklanınca, Fenerbahçemiz üzerine oynanan oyunlar açığa çıktı. Ancak henüz ne bu olayların mimarı Turgay Atasü ne de hileli doping raporunu veren Hacettepe Doping Merkezi için bir karar verilebildi. Sonuçta Fenerbahçemizin elinde olası bir Avrupa Şampiyonluğu içimizdeki odaklarca çalındı.
Bugün Galatasaray Kulübü tarafından yapılan bir açıklamayla komplonun tamamlandığını öğrendik. Yapılan açıklamada Taurasi`yi transfer ettiklerini söylüyorlardı.
Ardından kulübümüz de bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada Taurasi`ye 1 milyon 100 bin Dolarlık bir nihai teklif sunduklarını belirterek, "Ancak menajerler bu teklifimize zamanında yanıt vermek yerine bunu mevcut fırsatlar için bir pazarlık enstrümanı olarak gördüler ve bu şekilde hareket ettiler. Kendilerine tanınan makul süre içerisinde Taurasi’nin teklifimize yanıt vermemesi ve menajerlerinin ve sporcunun yaşanan süreçte gösterdikleri tavırlar, talepleri ve yaklaşımları dolayısıyla Taurasi’nin artık kulübümüze hizmet etmesinin mümkün olamayacağına kanaat getirmemizden dolayı kendisi ile anlaşma yapmaktan vazgeçtik." denildi.
Olay neresinden bakarsanız bakın hazindir. Türk Basketbolu için kara bir lekedir. Türk Basketbolu`nun onurunu, saygınlığını korumakla görevli kurumların gözü önünde dünya çapında bir skandal yaşanmış ve bu konuda hiç bir şey yapılmamıştır.
Tabi olay kulübümüz açısından da ayrıca sıkıcıdır. Yönetimimiz oynanan oyunların en başından beri farkında olmasına rağmen oyuncuya sahip çıkmamış. WADA kararlarını beklenmeden Taurasi`yi göndermiştir. Dünyanın en iyi oyuncusunu nice zorluklarla transfer etmişken, elden bu kadar kolay kaçırmak idari açıdan büyük bir başarısızlıktır.
Takımımızın en iyi oyuncularını kaybetmesinden sonra, elimizden Türkiye Ligi şampiyonluğunu da çalabilecekleri umuduyla ağızları sulanan, etik anlayışı pek gelişmemiş fırsatçı kulüplerin, Taurasi`yle bağlarımızı tamamen koparınca, yaşanan süreci çok iyi bilmelerine rağmen, centilmenlik dışı yollarla oyuncunun aklını çelebileceklerini düşünmemek de bir idari zaafiyettir.
Artık 13 yıldır görevde olan Türkiye`nin en tecrübeli başkanına sahip kulübümüzün bu tür olaylara karşı daha öngörülü politikalar geliştirmesini beklemek hakkımızdır. Artık şampiyonluklarımızın çalınması vaka-i adiyeden olmuşsa ve yönetimimiz bunca tecrübesiyle üzerimize oynanan oyunların önüne geçemiyorsa yanlış giden bir şeyler var demektir ve tüm branşlarda bu tür komplolara karşı gereken önlemler alınmalıdır.
Gelinen süreçte Taurasi ve menajerleri fırsatçılık yapmış, durumu başka taliplerine karşı pazarlık unsuru olarak kullanmış olabilirler. Ancak bunlar sonuçta forma aşkı değil para için oynayan oyunculardır. Yönetimimiz geçmişte de aceleci davranarak hala futbol oynamaya devam eden Brezilyalı Washington`un kalp hastası olduğu gerekçesiyle sözleşmesini fesh etmişti.
Aynı aceleci davranış Taurasi konusunda da gösterilmiş ve kulübümüz psikolojik hasar almıştır. Burada kimse, "Kimse Fenerbahçe`den büyük değildir" klişesinin arkasına saklanmasın, tamam kimse Fenerbahçe`den büyük değildir ama bayan basketbolunun Messi`si denen bir oyuncu da bu kadar kolay kaybedilmemelidir.
Takımımızın bu muhteşem performansı bazı odakları paniğe sevketti. İşin asıl yürek yakan kısmı bu odakların takımımızın olası Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu engellemek isteyen yabancılar değil, hepsinin öz be öz Türk menşeli olmasıydı. Bu memleketin hiç bir evladından beklenmeyecek hain bir komplo kuruldu. En değerli oyuncumuz Diana Taurasi Turgal Atasü`nün organize ettiği komployla, Hacettepe Doping Merkezi kullanılarak, Türkiye Basketbol Federasyonu`nun göz yummasıyla doping kullandığı yönünde bir iftiraya maruz bırakıldı.
Bu organize saldırı maalesef Taurasi`nin kulübümüzden kopuşuyla sonuçlandı. Ardından paniğe kapılan ve aynı iftiraya kendisinin de uğrayacağını düşünen Penny Taylor takımımıza veda etti. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefi ile başlayan sezon, kurulan komployla bizim için kabusa dönüştü.
Diana Taurasi, dünyada doping konusunda en büyük otorite olan WADA laboratuarlarında yapılan incelemeler sonucunda aklanınca, Fenerbahçemiz üzerine oynanan oyunlar açığa çıktı. Ancak henüz ne bu olayların mimarı Turgay Atasü ne de hileli doping raporunu veren Hacettepe Doping Merkezi için bir karar verilebildi. Sonuçta Fenerbahçemizin elinde olası bir Avrupa Şampiyonluğu içimizdeki odaklarca çalındı.
Bugün Galatasaray Kulübü tarafından yapılan bir açıklamayla komplonun tamamlandığını öğrendik. Yapılan açıklamada Taurasi`yi transfer ettiklerini söylüyorlardı.
Ardından kulübümüz de bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada Taurasi`ye 1 milyon 100 bin Dolarlık bir nihai teklif sunduklarını belirterek, "Ancak menajerler bu teklifimize zamanında yanıt vermek yerine bunu mevcut fırsatlar için bir pazarlık enstrümanı olarak gördüler ve bu şekilde hareket ettiler. Kendilerine tanınan makul süre içerisinde Taurasi’nin teklifimize yanıt vermemesi ve menajerlerinin ve sporcunun yaşanan süreçte gösterdikleri tavırlar, talepleri ve yaklaşımları dolayısıyla Taurasi’nin artık kulübümüze hizmet etmesinin mümkün olamayacağına kanaat getirmemizden dolayı kendisi ile anlaşma yapmaktan vazgeçtik." denildi.
Olay neresinden bakarsanız bakın hazindir. Türk Basketbolu için kara bir lekedir. Türk Basketbolu`nun onurunu, saygınlığını korumakla görevli kurumların gözü önünde dünya çapında bir skandal yaşanmış ve bu konuda hiç bir şey yapılmamıştır.
Tabi olay kulübümüz açısından da ayrıca sıkıcıdır. Yönetimimiz oynanan oyunların en başından beri farkında olmasına rağmen oyuncuya sahip çıkmamış. WADA kararlarını beklenmeden Taurasi`yi göndermiştir. Dünyanın en iyi oyuncusunu nice zorluklarla transfer etmişken, elden bu kadar kolay kaçırmak idari açıdan büyük bir başarısızlıktır.
Takımımızın en iyi oyuncularını kaybetmesinden sonra, elimizden Türkiye Ligi şampiyonluğunu da çalabilecekleri umuduyla ağızları sulanan, etik anlayışı pek gelişmemiş fırsatçı kulüplerin, Taurasi`yle bağlarımızı tamamen koparınca, yaşanan süreci çok iyi bilmelerine rağmen, centilmenlik dışı yollarla oyuncunun aklını çelebileceklerini düşünmemek de bir idari zaafiyettir.
Artık 13 yıldır görevde olan Türkiye`nin en tecrübeli başkanına sahip kulübümüzün bu tür olaylara karşı daha öngörülü politikalar geliştirmesini beklemek hakkımızdır. Artık şampiyonluklarımızın çalınması vaka-i adiyeden olmuşsa ve yönetimimiz bunca tecrübesiyle üzerimize oynanan oyunların önüne geçemiyorsa yanlış giden bir şeyler var demektir ve tüm branşlarda bu tür komplolara karşı gereken önlemler alınmalıdır.
Gelinen süreçte Taurasi ve menajerleri fırsatçılık yapmış, durumu başka taliplerine karşı pazarlık unsuru olarak kullanmış olabilirler. Ancak bunlar sonuçta forma aşkı değil para için oynayan oyunculardır. Yönetimimiz geçmişte de aceleci davranarak hala futbol oynamaya devam eden Brezilyalı Washington`un kalp hastası olduğu gerekçesiyle sözleşmesini fesh etmişti.
Aynı aceleci davranış Taurasi konusunda da gösterilmiş ve kulübümüz psikolojik hasar almıştır. Burada kimse, "Kimse Fenerbahçe`den büyük değildir" klişesinin arkasına saklanmasın, tamam kimse Fenerbahçe`den büyük değildir ama bayan basketbolunun Messi`si denen bir oyuncu da bu kadar kolay kaybedilmemelidir.