Yıllar sonra davetimi kırmamış bir "çay içimi" vaktini bana söz vermişti.
Bir çay içimlik!
Yıllar önce bir nefeslik bile görsem yeter dediğim o adam şimdi bir içimlik bana gelecekti.
O Gece uyudum desem yalan olur! gece boyunca sözlerimden gözlerimden dökülecek her şeyi hesaba çektim.
Yıllar önce yaptıklarını yapmasınlar diye saatlerce dilime elime kendimce sözler şekiller ezberlettim.
Gözlerimin ele verdiği sözlerimin dile düştüğü günleri hatırlatıp yüreğime defalarca küfrettim.
Hepsi hepsi bir çay içimi gel gör ki "bardağına karıştırırsam acı vurur diline" diye ne kadar çikolata varsa yedim.
Tatlı konuşmalıydım tatlı tatlı gülümsemeliydim bakışlarım geçmişi hatırlatmamalıydı.
Sadece öylesine tatlı bir sohbet ..
Özlemimi nasıl gizlemeliydim elim eline değince nasıl almalıydım avuçlarından ya kendime hâkim olamazda hırsla çekersem ellerimi ?
" ben hala bıraktığı o günde kaldım ya yıllarca ona öfke duydu yaşamım.
Ne giymeliydim hangi yanımı güzelleştirmeli20 yıllık çizgilerimi nasıl gizlemeliydim.
Gece uyumadım tüm giysiler tek tek geçti üzerimden hatta boyalarla renkten renge soktum yüzümüdudaklarıma hangi rengi sürsem bir türlü tutturamadım gençlikteki yanaklarımın pembe tonunu.
Neydi istediğim sanki!
Yıllar önce beğendiği beni şimdi beğendiremeyecek miydim ki?
Saçlarım daha bir sarı belkide bu yüzden aklarımı fark etmeyecek diye gönlüm rahat.
Hatta yıllar öncesine göre daha da havalı.
Sabaha yakın uyumuşum hatta rüyamda gördüm o bir içimlik çayı
Gece boyunca ne giyinmişsem sabah hepsi fazla yaşlıca geldi bana bense 20 yıla meydan okurcasına en genç takıldım "düşük bel kot boyalı penye sıra dışı makyaj sıra dışı saçlar "hazırdım ona.
Geceden dersimi iyi ezberlemiştim. Bir eski dost havasında biraz da kibirli hatta umursamaz çayı bile tam içmeyecektim kalacaktı bardağımda.
Ezilmeden ezecektim.
"Bak dimdik ayaktayım" dercesine geldim çay bahçesine tamda randevu saatinde.
O beni yürürken görmeli iç çekmeli diyordu kadınca hislerim bana "bunca hazırlık boşuna mıydı"?
Bahçeye bakındım gezindim masalarda hala gelmemişti her zamanki gibi 20 sene evvelde "hala gelmemiş" olan hep o olurdu ya .
Bahçenin en güzel masasına oturdum çantam ayakkabılarım saçlarım moda dergisinden çıkmış gibiydim Görmeli ne zengin ne rahat olduğumu bilmeliydi.
Bahçe kapısını görmek için sandalyemi çevirdim bir sağa bir solaolmadı: bu sefer de masanın bacağına takıldı. Düzeltmek için uğraşırken sinirlendim "gelişini göremeyecektim" öylece yamuk yumuk oturdum.
Garson da tepemde "ne içersiniz?"
Ben karıştım dolaştım heyecan mı özlem mi geçmişe öfkemi? Ne diyecektim nasıl davranacaktım?
Ya o nasıl gelecekti ne giyecek hangi kokusunu teninden bana gönderecekti.
Hava sıcak olmasına rağmen "siyah deri ceketini giyse" diye anlamsızca bir düşünce geçti kalbimden.
Öyle ya 20 yıl aklımda tek kayıt resmi o
Üzerinde pino'nun klasik kokusu avuçlarımda pino
Vedanın imzalandığı o gün ve imzanın altında ki tek resim bu...
Nasıl gitmişti
"ne güzel bir genç adam" derdi gören yakışan yakıştıran.
Saatlerce beklediğim kahve köşeleri geldi aklıma sabırla aşkla.
Sonra hava kararır yine üzgün yine kızgın eve giderdim.
"Bir çay içimlik kadar bile olsa gel" derdim gelmezdi gelemezdi sebepleri yetişmesi gereken işleri vardı kendince.
(o işleri yıllar sonra bile hala "haklımı haksız mı diye" tartışılmakta!ama...)
Bir gün iki gün üç gün böyle böyle aylarca bekledim. Yeter diyebilme cesaretim olmadı olamadı da
veda yine ondan geldi.
"Bu kadar" dedi benden bu kadar. Bekleme der gibiydi halleri.
Bir çay içimlik!
Yıllar önce bir nefeslik bile görsem yeter dediğim o adam şimdi bir içimlik bana gelecekti.
O Gece uyudum desem yalan olur! gece boyunca sözlerimden gözlerimden dökülecek her şeyi hesaba çektim.
Yıllar önce yaptıklarını yapmasınlar diye saatlerce dilime elime kendimce sözler şekiller ezberlettim.
Gözlerimin ele verdiği sözlerimin dile düştüğü günleri hatırlatıp yüreğime defalarca küfrettim.
Hepsi hepsi bir çay içimi gel gör ki "bardağına karıştırırsam acı vurur diline" diye ne kadar çikolata varsa yedim.
Tatlı konuşmalıydım tatlı tatlı gülümsemeliydim bakışlarım geçmişi hatırlatmamalıydı.
Sadece öylesine tatlı bir sohbet ..
Özlemimi nasıl gizlemeliydim elim eline değince nasıl almalıydım avuçlarından ya kendime hâkim olamazda hırsla çekersem ellerimi ?
" ben hala bıraktığı o günde kaldım ya yıllarca ona öfke duydu yaşamım.
Ne giymeliydim hangi yanımı güzelleştirmeli20 yıllık çizgilerimi nasıl gizlemeliydim.
Gece uyumadım tüm giysiler tek tek geçti üzerimden hatta boyalarla renkten renge soktum yüzümüdudaklarıma hangi rengi sürsem bir türlü tutturamadım gençlikteki yanaklarımın pembe tonunu.
Neydi istediğim sanki!
Yıllar önce beğendiği beni şimdi beğendiremeyecek miydim ki?
Saçlarım daha bir sarı belkide bu yüzden aklarımı fark etmeyecek diye gönlüm rahat.
Hatta yıllar öncesine göre daha da havalı.
Sabaha yakın uyumuşum hatta rüyamda gördüm o bir içimlik çayı
Gece boyunca ne giyinmişsem sabah hepsi fazla yaşlıca geldi bana bense 20 yıla meydan okurcasına en genç takıldım "düşük bel kot boyalı penye sıra dışı makyaj sıra dışı saçlar "hazırdım ona.
Geceden dersimi iyi ezberlemiştim. Bir eski dost havasında biraz da kibirli hatta umursamaz çayı bile tam içmeyecektim kalacaktı bardağımda.
Ezilmeden ezecektim.
"Bak dimdik ayaktayım" dercesine geldim çay bahçesine tamda randevu saatinde.
O beni yürürken görmeli iç çekmeli diyordu kadınca hislerim bana "bunca hazırlık boşuna mıydı"?
Bahçeye bakındım gezindim masalarda hala gelmemişti her zamanki gibi 20 sene evvelde "hala gelmemiş" olan hep o olurdu ya .
Bahçenin en güzel masasına oturdum çantam ayakkabılarım saçlarım moda dergisinden çıkmış gibiydim Görmeli ne zengin ne rahat olduğumu bilmeliydi.
Bahçe kapısını görmek için sandalyemi çevirdim bir sağa bir solaolmadı: bu sefer de masanın bacağına takıldı. Düzeltmek için uğraşırken sinirlendim "gelişini göremeyecektim" öylece yamuk yumuk oturdum.
Garson da tepemde "ne içersiniz?"
Ben karıştım dolaştım heyecan mı özlem mi geçmişe öfkemi? Ne diyecektim nasıl davranacaktım?
Ya o nasıl gelecekti ne giyecek hangi kokusunu teninden bana gönderecekti.
Hava sıcak olmasına rağmen "siyah deri ceketini giyse" diye anlamsızca bir düşünce geçti kalbimden.
Öyle ya 20 yıl aklımda tek kayıt resmi o
Üzerinde pino'nun klasik kokusu avuçlarımda pino
Vedanın imzalandığı o gün ve imzanın altında ki tek resim bu...
Nasıl gitmişti
"ne güzel bir genç adam" derdi gören yakışan yakıştıran.
Saatlerce beklediğim kahve köşeleri geldi aklıma sabırla aşkla.
Sonra hava kararır yine üzgün yine kızgın eve giderdim.
"Bir çay içimlik kadar bile olsa gel" derdim gelmezdi gelemezdi sebepleri yetişmesi gereken işleri vardı kendince.
(o işleri yıllar sonra bile hala "haklımı haksız mı diye" tartışılmakta!ama...)
Bir gün iki gün üç gün böyle böyle aylarca bekledim. Yeter diyebilme cesaretim olmadı olamadı da
veda yine ondan geldi.
"Bu kadar" dedi benden bu kadar. Bekleme der gibiydi halleri.
Son düzenleme: