Incil'de Hazreti Mehdi (a.s)'ye Yönelik Işari Bilgiler

kraker

Kayıtlı Üye
Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanda zuhur edecek ve Hazreti İsa (a.s.)’nın ikinci kez yeryüzüne gelmesiyle birlikte İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacak olan Hazreti Mehdi (a.s.)’yi hadislerde çok detaylı tarif etmiştir. Bu hadislerden bazılarında, HAZRETİ MEHDİ (A.S.)’NİN bir adının da ‘ARSLAN’ olduğu, ‘ALTIN MÜHÜRLÜ KİTABIN’ KAPAĞINI AÇARAK yüksek sesle bu kitabı insanlara okuyacağı ve Hz. İsa (a.s.)’nın ikinci kez yeryüzüne gelişinde ‘ÜZERİNDE MÜHÜR BULUNAN BU KİTAPLARLA İSLAM AHLAKINI TEBLİĞ EDECEĞİ ’ bildirilmektedir.

İncil’in bazı bölümlerinde de, Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği haberlerle mutabık pek çok anlatım bulunmakta, işari manada da birçok açıklama yer almaktadır. Bu hadisler ve İncil’de Hazreti Mehdi (a.s.)'nin zuhuruna işaret eden pasajlar şu şekildedir:



BİR İSMİ DE ‘ARSLAN’ OLAN HZ. MEHDİ (A.S.) ALTIN MÜHÜRLÜ KİTABIN KAPAĞINI AÇARAK YÜKSEK SESLE BU KİTABI İNSANLARA OKUYACAKTIR

"MAVERAÜNNEHİR'DEN BİR ADAM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ÇIKAR, ONA EL-HÂRİS (ARSLAN) denir... (Ebu Davud, Mehdi 1, (2452))
Ravi: Hz. Hilal İbnu Amr (r.a.)
(Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseynî, c. 5, s. 617)
(Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/410)

** Haris aslan demektir.

İmam Sadık diyor ki: Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) belli bir giysi giydiğinde Peygamber'in (s.a.v.) ALTIN MÜHÜRLE MÜHÜRLENMİŞ MEKTUBUNUN (KİTABININ) MÜHÜRÜNÜ ÇIKARTARAK (KAPAĞINI AÇARAK), İNSANLARA YÜKSEK SESLE OKUYACAKTIR. Bihar'ül Envar, c. 52, s.326

Peygamber Efendimiz (sav), Hazreti Mehdi (a.s.)’ye Arslan denileneceğini ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin altın mühürlü kitabın kapağını açarak bu kitabı insanlara açıklayacağını belirtmiştir. Konuyla ilgili olarak İncil’de yer alan bölümler ise şu şekildedir:

TAHTIN ÜZERİNDE OTURANIN (HAZRETİ MEHDİ (A.S.)) sağ elinde, iki tarafı da yazılmış ve YEDİ MÜHÜRLE MÜHÜRLENMİŞ BİR TOMAR (KİTAPLAR) gördüm.... ( Esinleme, 5:1)

...«İşte ,... ARSLAN (HAZRETİ MEHDİ (A.S.), Davut'un kökünden (soyundan) olan galip geldi. TOMARI (KİTABI) ve TOMARIN (KİTAPLARIN) YEDİ MÜHRÜNÜ O AÇACAK.» ( Esinleme, 5:5)

İncil’de Arslan adıyla anılan ve Peygamber soyundan geleceği belirtilen kişiyle, hadislerde ismi Arslan olarak geçen Hazreti Mehdi (a.s.)'ye işaret edilmektedir.

İncil’de, bir ismi de Arslan olan Hazreti Mehdi (a.s.)’nin, MÜHÜRLÜ KİTAPLARIN KAPAĞINI AÇACAĞINA ve BU KİTAPLARI İNSANLARA AÇIKLAYACAĞINA işaret edilmektedir.


HZ. İSA (A.S.) İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELDİĞİNDE, ÜZERİNDE MÜHÜR BULUNAN KİTAPLARLA İSLAM AHLAKINI TEBLİĞ EDECEKTİR

"İsa (a.s.) onu (sandığı) alıp açacak ve içinde bir MÜHÜR, bin kitap bulacak, BU KİTAPLARLA İSLAM'I İHYA EDECEK."
(Risalet'ül Meşrep elverdi fi mezhebi bil Mehdi, Ali bin Sultan Muhammed-el Kari, s. 4 -Enis el-Cülesci kitabından)

Hazreti İsa (a.s.) ikinci kez yeryüzüne geldiğinde, Hazreti Mehdi (a.s.)’nin kapağını açtığı MÜHÜRLÜ KİTAPLARI alacak ve bu kitaplarla İslam ahlakını tebliğ edecektir.

İncil’de bu konu işari olarak şu şekilde anlatılmaktadır:

KUZU (HAZRETİ İSA (A.S.)) gidip TAHTIN ÜZERİNDE OTURANIN (HAZRETİ MEHDİ (A.S.)) sağ elinden TOMARI (KİTAPLARI) aldı. (Esinleme, 5:7)

İncil’de ki bu pasajda Hazreti İsa (a.s.)’ya KUZU diye hitap edilmiş ve Hazreti İsa (a.s.)’nın TAHTIN ÜZERİNDE OTURAN kişiden yani Hazreti Mehdi (a.s.)’den TOMARI (KİTAPLARI) alacağı anlatılmıştır. İncil'de bildirilen ‘TOMAR’ ifadesiyle, Hazreti Mehdi (a.s.)’nin kapağını açıp insanlara okuduğu MÜHÜRLÜ KİTAPLARA işaret etmektedir.

Yukarıdaki hadiste haber verildiği gibi Hazreti İsa (a.s.) da ikinci kez yeryüzüne geldiğinde bu mühürlü kitapları alıp açacak ve bu kitaplarla İslam’ı ihya edecek yani İslam ahlakının GÜÇLENMESİNE ve yeryüzünde HAKİM OLMASINA vesile olacaktır. İncil'de ise bu konu şöyle anlatılmaktadır:

Ve gökte, yeryüzünde, yer altında ve denizlerdeki tüm yaratıkların, bunlardaki TÜM VARLIKLARIN ŞÖYLE DEDİĞİNİ İŞİTTİM:

«ÖVGÜ, SAYGI, ... VE GÜÇ SONSUZLARA DEK, TAHT ÜZERİNDE OTURANIN (HAZRETİ MEHDİ (A.S.)) VE KUZU (HAZRETİ İSA (A.S.)) 'NUN OLSUN!» (Esinleme, 5:13)

İncil’deki bu bölümde, tüm insanların ‘ÖVGÜ, SAYGI VE GÜCÜN’ sonsuza kadar Hazreti Mehdi (a.s.) ve Hazreti İsa (a.s.)’nın olmasını istediklerine dikkat çekilmiştir. Hazreti İsa (a.s.)’nın ikinci kez yeryüzüne gelip Hazreti Mehdi (a.s.) ile İslam’ı ihya edeceği, bu dönemde herkesin Allah’a iman edeceği ve ahir zamanda yeryüzünde İslam ahlakının hakim olacağı anlaşılmaktadır.


HAZRETİ MEHDİ (A.S) ’NİN ARABASININ ÖZELLİKLERİ

Peygamber Efendimiz (sav) Hazreti Mehdi (a.s.) ile ilgili çok detaylı tariflerde bulunmuştur. Bu detaylı tariflerden biri de Hazreti Mehdi (a.s.)’nin arabasının rengine İŞARET EDEN ŞU HADİSTİR:

Abân bin Tağlib şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Ben Kaim'i (Hz. Mehdi (a.s.)'yi) Kufe'nin Necef'inde görür gibiyim. ... DAHA SONRA (HZ. MEHDİ (A.S.)) SİYAH-BEYAZ RENKLİ İKİ GÖZÜNÜN ARASI IŞIK GİBİ PARLAYAN BİR ATA BİNECEK..."

Bu hadiste BEYAZ AT OLARAK bildirilen Hazreti Mehdi (a.s.)’nin ARABASIDIR. Hz. Mehdi (a.s.)'nin siyah ve açık renkli arabalar kullanacağı belirtilmiştir.

Asırlar öncesinde hadislerde anlatılan bu durum, benzer bir şekilde İncil’de de geçmektedir. İncil’de anlatılan aşağıdaki pasajda, Hazreti İsa (a.s.)’nın, Hazreti Mehdi (a.s.)’nin açtığı mühürlü kitaplardan birinin kapağını açtığı sırada Hazreti Mehdi (a.s.) ile birlikte olacağına ve Hazreti Mehdi (a.s.)’nin AÇIK RENKLİ BİR ARABASININ olacağına işaret edilmektedir:

Sonra Kuzu ( Hazreti İsa (a.s.) )'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm... Bakınca BEYAZ BİR AT gördüm. Bu ATA BİNMİŞ OLANIN ( Hazreti Mehdi (a.s.)) bir yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve GALİP GELEN BİRİ OLARAK ZAFER KAZANMAYA ÇIKTI. ( Esinleme,6:1-2)

Ayrıca İncil’deki bu pasajda, Hazreti Mehdi (a.s.)’nin ‘GALİP GELECEĞİ’NE yani İSLAM AHLAKINININ YERYÜZÜNDE HAKİM OLMASINA vesile olacağına da işaret edilmektedir.
 
---> Incil'de Hazreti Mehdi (a.s)'ye Yönelik Işari Bilgiler

Bediüzzaman Said Nursi'nin Mehdiyet hakkındaki görüşleri
Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı'nın pek çok yerinde, Peygamber Efendimiz'in müjdelediği Hz. Mehdi'nin yakında geleceğini haber vermiş ve Mehdiyet hakkında hadislerde geçen konulara açıklık getirmiştir. Mehdi'nin ve talebelerinin geleceğiyle ilgili Üstad'ın ifadelerinden biri şöyledir:

"Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri), Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138 - Kastamonu Lahikası, 72)


1. Hz. Mehdi Hicri 1400'de Gelecektir.

Bediüzzaman, farklı tarihlerde yaptığı açıklamaların hepsinde, Mehdi ve talebelerinin geliş zamanı olarak hicri 14. yüzyılın başlarına işaret etmiştir. Bir sözünde, Mehdi'nin asr-ı saadet döneminden 1400 sene sonra çıkacağını şöyle belirtmektedir:

"İstikbal-i dünyeviyede 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler." (Sözler, 318)

Üstad'ın ifadesinde belirttiği, "sahabe döneminden 1400 sene sonrası" hicri 14. asrın başlarına, yani miladi olarak 1979-1980 senelerine denk gelmektedir.

"Fatiha'da doğru yolda olanlar ashabının taife-i kübrasını tarif eden fıkrası, şeddesiz bin beş yüz altı veya yedi ederek tam tamına fıkrasının makamına tevafuku ve manasına tetabuku ve şedde sayılsa fıkrasına üç manidar farkla tam muvafakatı ve manen mutabakatı bu hadisin imasını te'yid edip remz derecesine çıkartıyor." (Kastamonu Lahikası, 23)

Suyuti ümmetin icabet ömrünün hicri 1500 senesini geçmeyeceğini bildiriyor. Bediüzzaman Hazretleri de, ümmetin galibane mücadelesinin 1500-1506 yıllarında biteceğini; bundan sonra zayıflamaların başlayıp kıyametin bekleneceğini belirtiyor. Ümmetin galibane ömrü 1500-1506 yıllarında bitecekse, o zaman 1400-1500 yılları arasında Mehdi ve İsa (AS)'nın gelmesi, ayrıca Mehdi'nin de 1400 yılı başlarında göreve başlaması gerekmektedir.

Bediüzzaman hicri 1327'de Şam'da Emevi Camii'nde on bin kişiye verdiği hutbesinde, hicri 1371'den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmakta, ahir zamandan çeşitli tarihler vererek, beklenen Mehdi'nin mücadele zamanlarına dikkat çekmektedir.

Bediüzzaman, Mehdi'nin göreve başlaması ve inkarcı zihniyeti fikren mağlup etmesi ile ilgili olarak şu tarihleri bildirmektedir:

"Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam'ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşallah yarım asır sonra onları darmadağın edecek." (Hutbe-i Şamiye, 25)

Şam'da yaptığı bu konuşmada, hicri 1371 senesinden sonra yaşanacak gelişmelere dikkat çekerek, Bediüzzaman Mehdi'nin göreve başlamasının bu tarihten 30-40 yıl sonra olacağını bildirmiştir. Bu tarih ise hicri 1401-1411, miladi olarak da 1980-1990 yılları arasıdır.

Yine aynı konuşmanın devamında Üstad, Mehdi'nin inkarcı fikir sistemini fen, ilim ve medeniyetin imkanları sayesinde fikren susturacağını haber vermiştir. Bu fikri üstünlüğün tarihi olarak da 1371 tarihinden yarım asır sonrasını bildirmiştir. Bu da hicri 1421, yani miladi 2001 senesi demektir.

"Evet şimdi (1371) olmasa da otuz-kırk (30-40) sene sonra...

Fen: Müspet ilimler, biyoloji, fizik, kimya vs.

Hakiki marifet: Hüner, sanat , ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi.

Medeniyetin mehasini: Medeniyetin iyiliklerini

O üç kuvvetle donatıp gerekli ihtiyacını karşılayıp o dokuz engelleri yenip dağıtmak için,

Taharri-i hakikat meyelanı: Hakikati araştırma meyli

Muhabbet-i insaniyeyi: İnsan sevgisini.

O dokuz düşman sınıfının cephesine göndermiş, inşallah yarım asır sonra (50 sene) onları darmadağın eder."

1371 + 50 = 1421 (Miladi 2001)

Bediüzzaman hicri 1400 yılı başlarında Mehdi'nin inkarcı felsefe ile mücadeleye başlaması zamanına, 1401-1411 = 1981-1991 yılları arası fen, hüner, sanat ve medeniyetin iyiliklerini birleştirip bunlarla mücadelesine ve fikren darmadağın edeceği tarih olarak da 1421 = 2001'e dikkat çekiyor.

"Yetmiş birde fecr-i sadık başladı veya başlayacak. Eğer bu, fecr-i kazib de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak." (Hutbe-i Şamiye, 23)

Fecir: Tan yerinin ağarması, güneş doğmadan önceki kızıllık, sabah vakti

Fecr-i Kazib: Sabaha karşı ufukta yayılmaya başlayan birinci kızıllık.

Fecr-i Sadık: Fecr-i Kazib'den sonra yayılmaya başlayan ikinci aydınlanma

1371 + 30 = 1401 = 1981

1371 + 40 = 1411 = 1991

Bediüzzaman İslam'ın dünyaya tekrar hakim olmasını güneşin doğuşuna benzetiyor. Güneşin battıktan sonra ertesi gün yeniden doğması gibi, İslam'ın da dünya üzerinde tekrar doğup parlayacağına bu benzetmeyle işaret ediyor. Fecr-i Kazib ve Fecr-i Sadık ifadeleriyle bu doğuşun başlangıç yıllarına dikkat çekilmiştir.

Buna göre Hakkın karşısındaki batılı temsil eden düşünce olan ateizmin ve materyalist felsefenin dağıtılmaya başlaması 1981-1991 yılları, fikren tam anlamıyla susturulup dağıtılmasının ise 2001 yılında olacağına işaret etmiştir.

Risale-i Nur Külliyat'ında, Mehdi'nin mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili verilen ebcedler:

"Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor." 9/32 ayetindeki "...Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor." cümlesi hakkında Bediüzzaman şöyle demektedir:

"Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi'nin Şakirtleri olabilir." (Şualar / 605)

Bu ayetin ebced değeri ise "1424-Miladi: 2004" tür. Mehdi önderliğinde İslam'ın hakimiyeti devrelerine işaret etmektedir.

"...inkar edenlerin velileri ise tağut'tur..." 2/257 ayetindeki "tağut" (batıl fikir sistemi) kelimesinin kendi içinde çöküş tarihini de Bediüzzaman (ebced değerini) 1417 (miladi 1997) olarak vermektedir.
 
İslam Ahlakı Hz. Mehdi'nin Gelişi ile Tüm Dünyayı Aydınlatacaktır

Avrupa’da içinde bulunduğumuz dönemde din değiştirip Müslüman olmayı tercih edenlerin sayısında önemli bir artış vardır. İşte çoğu araştırmacının ilgisini çeken nokta da burada toplanmaktadır. Nitekim 1999 yılının Ekim ayında yapılan Avrupa Katolik Kiliseler Toplantısı’nın ana gündem maddesi, yeni yüzyılda kilisenin hangi pozisyonda olacağını değerlendirmekti. Toplantıya katılan hemen hemen tüm din adamlarının asıl olarak üzerinde durdukları konu ise İslamiyet'in Avrupa’daki hızlı yükselişi oldu. Toplantıda yapılan konuşmaları sayfalarına taşıyan National Catholic Reporter dergisinin verdiği habere göre, toplantıya katılanlar arasında objektif ve tutarlı olan kişiler her iki dinin mensuplarının da tek ilah olan Allah’a iman ettiklerinin, dolayısıyla bu iki din arasında herhangi bir çatışma veya mücadelenin söz konusu olamayacağının altını çizmişlerdir. Öyle ki toplantının Almanca olarak yapılan bir oturumunda, Almanya Kardinali Karl Lehmann, “İslamiyet'te, pek çok Hıristiyanın tahmin ettiğinden çok daha fazla çoğulculuk vardır” sözleriyle bunu ifade etmiştir. (Europe’s Muslims Worry Bishops, National Catholic Reporter, 22 Ekim 1999)

İslamiyet'in büyüme hızı ile çeşitli kurumlar veya araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar gelecekte İslam’ın sadece Avrupa’da değil, dünyada hakim olacağını ortaya koymaktadır. Nitekim U.S. Center for World Mission’a göre, 1997’de Hıristiyanların toplam olarak yıllık büyüme hızı %2.3 ile dünya nüfusuna eşitken, Müslüman dünyası yaklaşık %2.9 artış ile dünya nüfusundan daha hızlı büyümektedir. Bu nedenle dünyadaki Müslümanların yüzdesi her yıl %0.6’lık bir artış göstermektedir. Örneğin Fact Monster’da yayınlanan “İslam' ın Büyüyen Etkisi” adlı yazıda İslam’ın Amerika’da en hızlı büyüyen din olduğu, ayrıca dünyada da hızla yayıldığı vurgulanmaktadır. Bu hızla İslam 2023’e kadar Hıristiyanlığı geçerek dünyanın başlıca dini olacaktır. Barrett&Johnson Bulletin of Missionary Research’deki bir makalede Müslümanların sayısının 2000 yılında 1. 22 milyarken 2025’e kadar 1. 89 milyar olacağı saptanmıştır. Yazar Samuel Huntington ise Müslümanlığın hızla arttığını belirtmekte ve “şu anda dünya nüfusunun %20’sini Müslümanlar teşkil etmektedir. Gelecek yüzyılda bu sayı Hıristiyanların üzerine çıkacaktır....” demektedir.

İslam’ın büyümesinin Avrupa ile sınırlı kalmayıp dünya genelinde de aynı eğilimi göstermesi, dünyanın artık yepyeni bir döneme doğru ilerlediğine işaret etmektedir. Bu yeni dönemde, Allah’ın izniyle, İslamiyet önem kazanacak, Kuran ahlakı insanlar arasında dalga dalga yayılacaktır. İslam ahlakının yayılması ve tüm dünyaya hakim olması Allah’ın bir vaadidir ve Kuran’da şöyle müjdelenmektedir:

"Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır". (Nur Suresi, 55)

Kuran ayetlerinin yanı sıra Peygamber Efendimiz (sav)’in pek çok hadisinde de Kuran ahlakının dünyaya hakim olacağı bildirilmiştir. Buna göre ahir zaman olarak adlandırılan kıyamet öncesindeki dönemde, insanlar önce haksızlığın, adaletsizliğin, yalanın, savaşların, çatışmaların, kavgaların, ahlaki dejenerasyonun yaygınlaştığı bir dönemi yaşayacaklardır. Bu dönemin ardından ise, Kuran ahlakının dalga dalga insanlar arasında yayılmaya başladığı ve en sonunda tüm dünyaya hakim olduğu Altınçağ gelecektir. Peygamberimiz (sav)’in Altınçağ’ı müjdelediği bir hadis şu şekildedir:

... Kurtla koyun bir arada oynayacak, yılanlar çocuklara zarar vermeyecektir. İnsan bir avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir. Riya, riba, zina, içki kalmayacak, ömürler uzayacak ve emanet zayi olmayacaktır. Kötüler helak olacaktır. (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)

Hadiste de belirtildiği üzere Altınçağ adaletin, bolluğun, bereketin, güvenliğin, huzurun, barışın, kardeşliğin hakim olacağı insanlar arasında sevgi, fedakarlık, hoşgörü, şefkat, merhamet, sadakat gibi duyguların yoğun olarak yaşanacağı bir dönem olacaktır. Peygamberimiz (sav) hadislerinde bu kutlu dönemin Hz. Mehdi’nin vesilesi ile yaşanacağını belirtmiştir. Hz. Mehdi, ahir zamanda gelecek ve tüm dünyayı içinde bulunduğu kaostan ve ahlaki çöküntüden kurtaracaktır. İnkarcı ideolojileri ortadan kaldıracak, dünyanın dört bir yanında devam eden adaletsizlikleri, zulümleri, terörü sona erdirecek, dinin Peygamberimiz (sav)’in dönemindeki şekliyle yaşanmasını sağlayacak, Kuran ahlakını insanlar arasında hakim kılacak, tüm dünyada huzuru ve barışı tesis edecektir.

Bugün dünya üzerinde yaşanan İslam ahlakına yöneliş ve yeni dönemde meydana gelen siyasi gelişmeler Kuran’da ve Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde müjdelenen dönemin çok yakın olduğunun önemli işaretleridir. Temennimiz Yüce Allah’ın bizleri de bu kutlu döneme şahit kılmasıdır.
 
Hz. Mehdi'nin Özellikleri

Peygamberimiz (sav), "Mehdi ile müjdelenin" (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 12) buyurarak, Hz. Mehdi'nin gelişini heyecan ve şevkle beklemenin, bu mübarek zat için hazırlık yapmanın önemine dikkat çekmiştir. Bir başka hadis-i şerifte ise iman edenlerin, Hz. Mehdi'ye olması gereken sevgi ve bağlılıkları şöyle ifade edilmiştir:

Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa ona gelsin. Ona katılsın. Zira o, Mehdi'dir.(İbn Mace, Fiten, B 34, H 4082; İbn Ebi Şeybe, c. VII, sf.527; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 14)

Hz. Mehdi’nin Muhakkak Çıkacak Olması

Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O (Hz. Mehdi) idareyi ele alıncaya kadar o günü uzatırdı.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf.10)

Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini (Hz. Mehdi) melik kılardı. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 10)

Ümmetim arasında Mehdi gelecektir... Ümmetim onun zamanında iyi ve kötünün, benzeriyle nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerlerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 9)

Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehl-i Beytimden birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle dolduysa, o, onu adaletle dolduracaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 11)

Hz. Mehdi Peygamberimiz (sav)’in Soyundandır

Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı (Hz. Mehdi'yi) gönderecek. (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

Benim Ehl-i Beytimden bir şahıs bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu's Sakıb, Ukayli)

Mehdi, kızım Fatıma'nın neslindendir. (Sünen-i İbn Mace, 10/348)

Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beytimden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 13)

Mehdi, benim çocuklarımdan birisidir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi’nin “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)

Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi de hadislerin belirttiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere "seyyid" denmektedir. Hz. Mehdi de seyyid olacaktır.

Allah, Kuran'da birbirlerinin soyundan gelen elçilerden bahsetmektedir. Bu ayetler Hz. Mehdi'nin de aynı soydan geleceğine işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir).

"Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir. " (Al-i İmran Suresi, 33-34)

"Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128)

"Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik." (Enam Suresi, 87)
 
Hz. Mehdi'nin Çıkışından Önce Yaygın Katliamlar

Hadislerde Hz. Mehdi'nin çıkışından önce dünyanın büyük çoğunluğunu etkisi altına alan şiddet ve kargaşanın yaşanacağı, çok kan döküleceği bildirilmektedir:

Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek(Camiü's-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492, 4:391, 392)

Şevval'de savaş naraları, Zilhicce'de harb ve kıtal olur. Yine Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez olur... Hercümerc (kan dökme) çoğalarak devam eder.(Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler ? Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37)

Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur. Öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler ? Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 31)

Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak... (El-Kavlu?l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55)

Mina'ya indiklerinde etrafları köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesiyle büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler? Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 21-22)

Bu fitne ve belalardan, ahir zamandaki teknoloji vesilesiyle tüm insanlar haberdar olacaklardır. Olayların olduğu anda, olay yerinde çok az insan bulunsa da, tüm dünya yaşananları öğrenecektir. Bu da ahir zamanda iletişim araçlarının gelişmesine ve yaygınca kullanmasına bir işarettir. (En doğrusunu Allah bilir) Radyo, televizyon, gazete, internet gibi araçlar, katliamları, ölümleri, akıtılan kanı, haksızlıkları, zulmü bütün dünyaya duyuracaklar ve bu fitneler yaygın olarak tüm insanlar tarafından bilinecektir.
 
Hz. Mehdi'nin Dünyadaki Manevi Ordusu

Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman, ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3)

Yüce Rabbimiz Kuran ayetleriyle tüm insanlara, İslam dinini tüm dinlere üstün kılacağını ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını müjdelemiştir. Peygamberimiz (sav) ise hadislerinde, bu müjdeli olayın gerçekleşmesinde Allah'ın, Hz. Mehdi'yi vesile kılacağını haber vermiştir. Resul-ü Ekrem Efendimiz (sav), bu dönemde Müslümanların manevi lideri olacak olan Hz. Mehdi'nin, tüm insanlığın ve İslam dininin hayrına yönelik pek çok hizmeti olacağını ve çok önemli faaliyetler yürüteceğini bildirmiştir. Hz. Mehdi, Allah’ın izniyle, çeşitli hurafe, batıl inanç ve yanlış uygulamalarla aslından uzaklaştırılmış olan din ahlakını özüne döndürecek, Hz. İsa ile biraraya gelecek, yegane hak din olan İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacaktır. Güzel ahlakı ile Peygamberimiz (sav)'e benzetilen Hz. Mehdi, hadislerdeki bilgilere göre tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşları için samimi çaba harcayacak, dünyada huzur, barış, bolluk ve bereketin oluşmasına vesile olacaktır.

Hz. Mehdi’nin gelişi, Peygamber Efendimiz (sav)’in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki hadisleri doğrultusunda İslam aleminde yüzyıllardır beklenen en önemli konulardan biridir. Tüm Müslüman alemi, bu mübarek şahsın vesile olmasıyla, İslam medeniyetinin yeniden yükselmesini ve Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasını ümitle ve şevkle beklemektedir.

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bu şerefli ve üstün görevini yerine getirirken Hz. Mehdi'nin çevresinde çok az sayıda insan olacağı da haber verilmiştir. Ancak bu kadar sınırlı sayıda olmalarına rağmen, -Allah'ın izniyle- Hz. Mehdi vesilesiyle, İslam ahlakı dünya çapında hakim olacaktır. Elbette ki bu, Allah'ın bir mucizesidir. Allah Kuran'da “... İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.” (Al-i İmran Suresi, 13) buyurmuştur. Allah, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim kılınmasını dilemiştir ve bu sonucu istediği şekilde yaratmaya da kadirdir. Nitekim günümüzde yaşanan gelişmeler Allah'ın izniyle bu sonucun çok yakın olduğunun bir müjdecisi niteliğindedir.

Dünya Çapında Yapılan Tüm Faaliyetler, Hz. Mehdi'ye ve İslam Ahlakının Hakimiyetine Hizmet Etmektedir

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bildirildiği üzere, Hz. Mehdi'nin çevresinde ona yardım eden, destek olan çekirdek bir grup vardır. Önceki satırlarda da belirtildiği gibi, bu grubun sayısı oldukça azdır. Ancak Allah’ın dilemesiyle, İslam’ın gelişmesine, Kuran ahlakının yayılmasına yönelik çaba harcayan her insan, bilerek ya da bilmeyerek Hz. Mehdi'ye hizmet etmektedir. Dolayısıyla dünyada yapılan her faaliyet, aslında Hz. Mehdi'nin hizmetindedir. Bu yönde kitap hazırlayan, dergi ya da gazete çıkaran, yazı yazan, konferans veren her insan, istesin ya da istemesin Allah'ın takdiri üzere Hz. Mehdi'ye yardım etmekte, onu desteklemekte ve Hz. Mehdi'nin manevi önderliğinde İslam ahlakının hakimiyetine zemin hazırlamaktadır.

Kuşkusuz bu, Allah'ın salih kullarına olan vaadinin ve yardımının bir tecellisidir. Allah'ın takdirinin önüne geçebilecek yoktur. Allah, İslam ahlakının tüm yeryüzünde yerleşik kılınmasını dilemiştir; Allah'ın izniyle bu büyük vaad gerçekleşecektir. Kuran'da Allah'ın dilemesiyle müminlerin üstün geleceği şöyle bildirilmiştir:

Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular. (Saffat Suresi, 116)

Hz. Mehdi Aleyhinde Yapılan Tüm Faaliyetler de, Hz. Mehdi'nin Gelişine ve Yapacağı Çalışmalara Hizmet Etmektedir

İçinde bulunduğumuz asrın, ahir zaman alametlerinin art arda gerçekleştiği müjdeli bir dönem olması sebebiyle, tüm Müslüman alemi kutlu bir bekleyiş içindedir. Kuran ayetlerinde ölmediği ve yeryüzüne yeniden döneceği işaret edilen, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ise çok detaylı olarak müjdelenen Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi heyecanla beklenmektedir. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz (sav)’in tevatür derecesindeki hadislerinde, ismiyle, vasıflarıyla ve yapacağı işlerle ayrıntılı olarak tarif edilen Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı da tüm İslam aleminin beklediği tarihi bir olaydır.

Peygamberimiz (sav)’in Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne geleceğini ve Hz. Mehdi'nin çıkışını bildirdiği hadislerinden bazıları şöyledir:

Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın adalet sahibi olarak inmesi yakındır... (Ebu Hureyre r.a. / Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242 (155); Ebu Davud, Melahim 14 (4324); Tirmizi, Fiten 54 (2234))

Vallahi muhakkak ve muhakkak Meryem oğlu İsa inecek, hem adil bir hakem, adaletli bir hükümdar olarak inecek... (Sahih-i Müslim bi Şerhin-Nevevi, cilt 2, s.192. Kitab’ul-İman, Babu Nuzuli İsa İbn-i Meryem, Kenzul Ummal, 14/332)

Sizler on alameti görmedikçe hiçbir zaman kıyamet kopmaz... Biri de İsa (as)’ın inmesi... (Müslim, Kitabü-l Fiten: 39)

Dünyanın ömründen sadece bir gün kalsa bile, Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı, (daha önce) zulümle olduğu gibi, adaletle dolduracaktır. (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 402)

Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun (Hz. Mehdi’nin) başa geçmesi için Cenab-ı Allah o günü behemehal (nasıl olursa olsun, mutlaka) uzatır. (Enes b. Malik, "Sünen-i İbn-i Mace", c. 2, s. 519.)

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde yer alan bu müjdeler hakkında tüm Ehl-i Sünnet alimleri ittifak halindedirler. Peygamberimiz (sav)'in müjdelediği bu kutlu şahısların geleceği ve İslam ahlakını yeryüzüne hakim edeceği hakkında muteber İslam alimleri arasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Dolayısıyla Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişleri, örtbas ve tevil edilemeyecek kadar kesindir.

Buna rağmen, Hz. İsa'nın gelişinden ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışından şüphe duyup tedirginliğe kapılanlar (ki bu çok büyük bir yanılgıdır) olabilmektedir. Ancak çok önemli bir gerçek vardır: “Bu bakış açısındaki insanların ortaya çıkışı da, aslında Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerinden başka bir şey değildir.” Söz konusu kimselerin durumu, Hz. Mehdi'nin gelişinin ne kadar yaklaştığının açık bir göstergesidir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bu müjde şöyle haber verilmiştir:

“İnsanların ümitsiz olduğu ve "hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir...” (Ali Bin Husameddin el-Muttaki, Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

“...Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar...” (Ali Bin Husameddin el-Muttaki, Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

Kuran'da da, Allah'ın müminlere önderlik edecek bir elçi göndermesinden şüphe duyan kimseler olabileceği haber verilmiştir. Bir ayette "Hz. Yusuf'tan sonra peygamber gelmeyecek" diyen kimselerin örneği şöyle bildirilmektedir:

Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kapılıp durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; "Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez." İşte Allah, ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır." (Mümin Suresi, 34)

Rabbimiz Kuran'da, "İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını, inanan kullarını güç ve iktidar sahibi kılacağını" vadetmiş ve bu vaadinin kesin olduğunu bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ve bütün büyük İslam alimlerinin sözlerinde de bu duruma "Hz. İsa ile Hz. Mehdi'nin vesile olacakları" belirtilmiştir. Rabbimiz'in bu vaadi doğrultusunda İslam ahlakı mutlaka hakim olacak ve bir kişinin Müslümanların önderliğini üstlenmesi gerekecektir. İslam dünyasının başında, tüm Müslümanları biraraya getirecek bir lider uzun süredir yoktur. Allah'ın izniyle, Müslümanların bu ilk lideri, 1400 senedir müjdelendiği gibi Hz. Mehdi olacaktır. Yeryüzünden zulmü ve karanlığı kaldıracak, İslam ahlakının güzelliğinin tüm insanlar tarafından yaşanmasına vesile olacaktır.

Bu dönem yaklaştıkça, yaşanan küçük büyük her olay, Allah'ın kaderde dilediği bu sonucun gerçekleşmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Yapılan her faaliyet, bilerek ya da bilmeyerek, istenerek ya da istenmeyerek bu sonuca ulaşılmasına destek olacaktır. Lehte yapılan faaliyetler kadar aleyhte yapılan tüm çalışmalar ve propagandalar da yine, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır. Hz. Mehdi aleyhindeki her girişim, Hz. Mehdi'nin faaliyetlerinin etkisinin giderek daha da artmasına ve tüm dünyada ses getirmesine katkıda bulunacaktır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceklerini öne süren, “Ben Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin geleceğine inanmıyorum” diyen her şahıs, yaptığı her çalışma, her konuşma ya da her vurguyla Hz. İsa'ya ve Hz. Mehdi'ye bir kez daha dikkat çekmiş, bu mübarek şahıslara hizmet etmiş, insanların bu önemli müjdeler üzerinde düşünmelerine bir kez daha vesile olmuş olacaktır. Dolayısıyla bu anlamda “Hz. İsa gelmeyecek” demek aslında “Hz. İsa gelecek” demektir. “Hz. Mehdi gelmeyecek” demek de aynı şekilde aslında “Hz. Mehdi gelecek” anlamına gelir. “Ben Hz. Mehdi'ye karşıyım” diyen, Mehdiliğin gündeme getirilmesini, araştırılmasını, öğrenilmesini sağlar. Dolayısıyla şu çok açık bir gerçektir ki, inkar edenler de, münafık ahlakı gösterenler de, Kuran ahlakı aleyhinde bir fikri benimseyenler de, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye düşman olanlar da, her ne kadar istemeseler de, Allah'ın dilemesiyle bilerek ya da bilmeyerek bu müjdelerin duyurulmasına ve İslam ahlakının tüm dünyada yayılmasına büyük destek vermektedirler.

Unutulmamalıdır ki Allah’ın vaadi haktır. Kimi insanlar istemese de, Allah vaadini gerçekleştirecek; İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacak ve Müslümanlara önderlik edecek manevi bir liderle din ahlakını yerleşik kılacaktır. Tüm bunlar, Allah'ın izniyle, engellenebilecek gelişmeler değildir; kaderde zaten gerçekleşmiştir. Ve sonsuz kudret sahibi Rabbimiz, Hz. İsa ve Hz. Mehdi aleyhinde yapılan tüm propaganda ve girişimleri de bu kutlu sonuca ulaşılmasında vesile kılmakta, söz konusu kimseleri de Hz. Mehdi'nin hizmetine vermektedir.

Allah Kuran'da bu durumu müminlere şöyle bildirmektedir:

Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile.Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8-9)

Hz. Mehdi'nin İman Gücünün Dalga Dalga Yayılmasıyla, Tüm Dünyada Manevi Bir Uyanış Olacaktır

Hz. Mehdi'nin çevresinde ona yardım eden, destek olan kişilerin sayılarının çok az olduğundan bahsettik. Ancak Mehdiliğin gölgesi tüm dünyayı kaplamıştır. Tüm dünya farkında olmadan Mehdiliğin mantığına, bakış açısına, tebliğ yöntemine uyar, onun iman heyecanının etkisi altına girer. Imana olan eğilim ve imani heyecan, Hz. Mehdi'den talebelerine, talebelerinden çevrelerindeki insanlara, oradan da giderek tüm dünyaya dalga dalga yayılır. Bir kişi bir kitap okur, bir konuşmaya şahit olur ya da bir film seyreder; imanında bir heyecan artışı olur. Aldığı bu feyz ve imani heyecanla okuduklarını ya da dinlediklerini bir başkasına anlatır. O kişi de ondan aldığı imani feyzi bir başkasına aktarır. Bu şekilde, zincirleme bir etkileşim ile, iman heyecanı ve etkisi, sürekli artarak insanlar arasında hızla yayılır. Yahudilerden Hıristiyanlara kadar, dalga dalga dünyanın dört bir yanını kaplar. Bunun sonucunda ise tüm dünyada imani bir uyanış olur.

Dünya, bu imani heyecan ve feyzin kaynağını bilmez; imana karşı olan giderek artan bu eğilimin, Mehdiliğin feyzinden kaynaklandığının farkına varmaz. Oysa bu, Mehdiliğin ve Hz. Mehdi'nin en önemli alametlerinden biridir.

Mehdiliğin, dalga dalga tüm dünyaya yayılan bu iman feyzinin kaynağını İslam alimleri, Hz. Mehdi'nin “Kutb’ul İrşad” (alemin gafletten uyanmasına, hidayetine ve doğru yola ulaşmasına vesile kılınan kimse, Hz. Resulullah (A.S.) Efendimizin gerçek varisi; O’nun ilmine, edebine, ruhları nur ile temizleme işine, kalpleri Allah’a çevirme mesleğine, nefisleri terbiye etme ve hayata denge verme sanatına varis olan büyük zat) ve “Kutb’ul Aktab” (alemin nizamı ile alakalanan, insanların doğru yolu bulmasına vasıta kılınan, zamanın en büyük mürşidi olan büyük zat) vasıflarından kaynaklandığını açıklamışlardır:

... Evet, (Kutb-i medâr) her zaman bulunur. Şimdi de vardır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” zamanında da vardı. Bunlara, (Kutb-ül-Aktab) da denir. Fakat, bunlara inzivâ lâzımdır. Bunları kimse tanımaz. Hattâ, ba’zan, kendileri bile kendilerini bilmez. (Kutb-i İrşad) ise, kayyûm-i âlemdir (Yani İslamiyet'i koruma vazifesi kutb-i irşad denilen veli zata verilir). Herkese rüşd (doğru yolda gidiş) ve îmân, bunun vâsıtası ile gelir. İslâmiyet’i korur. Dîn-i İslâm başı boş kalmaz. Din düşmanları pervâsızca, dîni yıkmaya, değiştirmeye saldıramaz.

İmâm-ı Rabbânî, (Me’ârif-i ledünniyye) kitâbında, otuzbeşinci ma’rifette buyuruyor ki: (Kutb-i Ebdal) (Derviş) [ya’nî Kutb-i medâr (vesile olan kişi)] âlemde, dünyâda her şeyin var olması ve varlıkda durabilmesi için feyz gelmesine vâsıta olur. Kutb-i irşâd ise, âlemin irşâdı ve hidâyeti için feyzlerin gelmesine vâsıta olur. Herşeyin yaratılması, rızkların gönderilmesi, dertlerin, belâların giderilmesi, hastaların iyi olması, bedenlerin âfiyette olması, Kutb-i ebdâlin feyzleri ile olur. Îmân sâhibi olmak, hidâyete kavuşmak, ibâdet yapabilmek, günâhlara tevbe etmek ise, Kutb-i irşâdın feyzleri ile olur. Her zamanda, her asırda Kutb-i ebdâlin bulunması lâzımdır. Hiçbir zaman, bunsuz olamaz. Çünkü, âlem bununla nizâm bulmaktadır.

... Kutb-i irşâd ile, bütün insanlara îmân ve hidâyet gelmektedir... (Tam İlmihal, Saadet-i Ebeddiyye, Hakikat Kitabevi, Doksan üçüncü baskı, Hazırlayan: Hüseyin Hilmi Işık, s. 909)

İmam-ı Rabbani, Mebde ve Mead adlı eserindeki ikinci mektuptaki “İrşad Kutbunun Feyzi” başlığı altında bu konuyu şöyle açıklamıştır:

“Ferdiyet kemalatını da (şahsi faziletleri) kendisinde bulunduran bir irşad kutbu çok nadir bulunur. Böyle bir cevher birçok asırlardan sonra meydana gelir. Karanlık alem, onun gelişinin nuru ile aydınlanır. Onun irşad ve hidayet nuru bütün alemi kuşatır. Arş’ın tepesinden dünyanın ortasına kadar her kime doğru yol, hidayet, iman ve marifet gelse, onun vasıtasıyla gelir, ondan istifade eder. Onun aracılığı olmadan hiç kimse bu nimete ulaşamaz. Onun hidayet nuru okyanus gibi bütün alemi kuşatmıştır. Ve bu deniz donmuş gibi hiç hareket etmez. O büyük zata ihlas ile yönelen ya da o zatın kendisine yönelip haline teveccüh ettiği kişinin gönlünde bu yöneliş anında bir pencere açılır. O pencere yoluyla bu denizden teveccüh ve ihlası nisbetinde içip kanar, gönlüne feyz dolar. Allah’ı zikretmeye yönelen ve bu zata, inkarından değil de onu tanımadığı için hiç yönelmeyen kişi de bu feyizden istifade eder. Ancak birinci durumdaki feyz, ikinci duruma göre daha fazladır.

... O büyük zata karşı ihlas ve muhabbet gösteren kişiler, Allah’ı zikretmekten ve ona teveccühten uzak kalsalar bile, sırf muhabbetleri sebebiyle hidayet nuru onlara ulaşır. Hidayete tabi olanlara selam olsun.” (Mebde ve Mead, çev. Dr. Necdet Tosun, Sufi kitap, İst. Ekim, 2005, s. 23-24)

Günümüzde, tüm dünyada yaşanan bu imani uyanışın, feyz ve heyecanın her geçen gün arttığını gösteren pek çok gelişme meydana gelmektedir. Allah'ın, “Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde” (Nasr Suresi, 2) ayetiyle bildirdiği gibi, insanlar dalga dalga imana yaklaşmakta, Allah'a yönelmektedirler. Bu durumu ortaya koyan pek çok örnek vardır. Örneğin İngiltere'nin ünlü gazetelerinden The Guardian'da 15 Ağustos 2006 tarihinde yer alan "Bu Duruma Nasıl Geldik?" başlıklı haberde, İngiliz öğrencilerin yüzde 30'unun evrime inanmadığı hayret dolu bir üslupla vurgulanmış, bu oranın geçmişte çok düşük olduğu belirtilerek, "Evrim ortadan kalkmak üzere" saptaması yapılmıştır.

Science dergisinde yer alan ve 1985-2004 yılları arasındaki dönemi kapsayan ABD'deki Michigan State Üniversitesi'nin 34 ülkede yaptığı araştırmaya göre Türkiye, "evrim teorisinin geçersiz olduğunu düşünenlerin ezici çoğunluğa ulaştığı tek ülke" haline gelmiştir.

Amerika'dan yayın yapan www.pitch.com adlı internet sitesindeki bir haberde ise, görüşüne yer verilen evrimci Profesör Ümit Sayın’ın, "artık Yaratılışçılara karşı bir savaş yok. Savaşı onlar kazandılar, 1998'de Türkiye Bilimler Akademisi'nden altı profesörü yaratılışçılara karşı konuşmaları için motive etmiştim. Artık, bugün bir kişiyi bile motive etmek imkansız" açıklamasına yer verilmiştir. Haberin devamında ise; Türkiye'den, evrim teorisini savunanların neredeyse tamamen yenilgiye uğradığı bir ülke olarak bahsedilmiştir.

Bu gelişmelerden sadece birkaç tanesi bile, tüm dünyaya yayılan bu iman feyzinin etkilerini açıkça ortaya koymaktadır. Dünya, bu imani uyanışın kaynağının, ve tüm dünyaya nasıl etki ettiğinin farkında değildir. Oysa ki bu imani diriliş, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışının çok yakın olduğunun en açık alametlerinden biridir. Çünkü tüm dünyayı saran bu iman heyecanının asıl çıkış noktası, Hz. Mehdi’nin nuru, iman heyacanı, feyzi ve bereketidir.

Bilindiği gibi, Hz. Mehdi’nin en büyük alametlerinden biri, bu mübarek şahsın Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkmamasıdır. Çünkü Hz. Mehdi'nin kendini tanıtmaya ihtiyacı yoktur. Kaderinde bu görevi yapmakla görevlendirildiği için Allah onu insanlara, imanının nuru, feyzi ve dünya çapındaki etkisi ile tanıtacaktır.

Yüce Rabbimiz, Hz. Mehdi'nin ahlakını, fiziksel özelliklerini, faaliyetlerini, hizmetlerini ve dünya çapında oluşturacağı bu etkiyi Peygamber Efendimiz (sav)'e 1400 yıl önce bildirmiştir. Bu özelliklerin taklit edilmesi, çaba harcanarak kazanılması kesinlikle mümkün olmadığı gibi, aleyhte yürütülen faaliyetlerle çalışmalarının durdurulması ya da etkisiz hale getirilmesi de Allah'ın izni ile imkansızdır. Allah, tüm dünyayı Hz. Mehdi'nin hizmetine vermiştir. İsteyen istemeyen, bilen bilmeyen, lehte ya da aleyhte çaba yürüten herkes, kaderde Allah'ın takdir ettiği bu sona ulaşılmasında Hz. Mehdi'ye yardım etmekte, İslam ahlakının şanının yüceltilmesine katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla bu anlamda Hz. Mehdi aleyhinde bir çalışma yapılabilmesi mümkün olmamakta, Allah her gelişmeyi Hz. Mehdi'nin ve Mehdiliğin lehine çevirmektedir.

Kaderde takdir edildiği şekilde Hz. İsa ve Hz. Mehdi çok yakın bir zamanda ortaya çıkacak, Peygamberimiz (sav)'in de bildirdiği gibi tüm hizmetlerini yerine getirecek ve Allah'ın izniyle Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaklardır. Bu, Allah'ın belirlediği bir kaderdir.

Kuran'da inkar edenler her ne kadar istemeseler de Allah'ın nurunu tamamlayacağı şöyle müjdelenmektedir:

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. (Tevbe Suresi, 32)

Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)

Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82)

Güzel ahlakı ile Peygamberimiz (sav)'e benzetilen Hz. Mehdi, hadislerdeki bilgilere göre tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşları için samimi çaba harcayacak, dünyada huzur, barış, bolluk ve bereketin oluşmasına vesile olacaktır.

Allah, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim kılınmasını dilemiştir ve bu sonucu istediği şekilde yaratmaya da kadirdir.

Hz. Mehdi ümmetin şevkle beklediği müjdelenmiş bir şahıstır. O şahsın gelişini beklemek ve bunu müjdelemek her Müslümanın görevidir.

Hz. Mehdi’nin gelişi, Peygamber Efendimiz (sav)’in tevatür (kuvvetli haber) derecesindeki hadisleri doğrultusunda İslam aleminde yüzyıllardır beklenen en önemli konulardan biridir.

Kimi insanlar istemese de, Allah vaadini gerçekleştirecek; İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacak ve Müslümanlara önderlik edecek manevi bir liderle din ahlakını yerleşik kılacaktır.

Mehdiliğin gölgesi tüm dünyayı kaplamıştır. Tüm dünya farkında olmadan Mehdiliğin mantığına, bakış açısına, tebliğ yönte-mine uyar, onun iman heyecanının etkisi altına girer. Bu durum, Mehdiliğin ve Hz. Mehdi'nin en önemli alametlerinden biridir.

Bugün bütün dünyada insanların dalga dalga imana yaklaşmakta, Allah'a yönelmekte olduğunu ortaya koyan pek çok örnek vardır.

Hz. İsa ve Hz. Mehdi Allah’ın izni ile gelecek ve kaderlerinde olanı yaparak din ahlakının yeryüzüne hakim olmasına vesile olacaklardır
 
Hz. Mehdi'nin Geliş Alametleri

Geçen sayımızda Kuran ayetlerinin işaretleri ve Peygamber Efendimizin (sav) hadisleri ışığında ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'nin zuhurundan ve Kuran ahlakının yeryüzüne hakim olacağından bahsetmiş, Hz. Mehdi'nin geliş alametlerinden bir bölümünü incelemiştik. Bu sayımızda, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkış alametlerini aktarmaya devam edeceğiz. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ahir zaman, kıyamet öncesinde dünya üzerinde yaşanacak olan bir dönemdir. Peygamberimiz (sav)'in, ahir zamanda gerçekleşecek olan olaylarla ilgili pek çok haberi bize ulaşmıştır.

Hz. Muhammed (sav) kendi yaşadığı dönemden 1400 yıl sonrasında meydana gelecek olayları, detaylı olarak haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirilen çok sayıda ahir zaman alametinden bazıları şu şekildedir:

Kuyruklu Yıldızın Doğması

"O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir." (El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.53)

"Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan, kuyruklu bir yıldız doğacaktır." (Kıyamet Alametleri, sf.200)

"O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Bu hadislerin bir açıklaması şu şekildedir:

1986 yılında yani hicri 1406'da görülen "Halley" kuyruklu yıldızı, hadis-i şerifte belirtildiği gibi hem parlak bir yıldızdır, hem seyir yönü doğudan batıya doğrudur, hem de (geçen sayımızda açıkladığımız 1981 ve 1982 yıllarında meydana gelen) Ay ve Güneş tutulmalarından sonra ortaya çıkmıştır. Bu yıldızın doğuşunun Hz. Mehdi (r.a.)nın diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda zuhur etmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğuna dair oluşan kanaati iyice kuvvetlendirmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

"Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun hergünkü irtifi (geçiş yönü) lesriktan mağribedir." (doğudan batıya doğrudur) (Mektubat-i Rabbani, 2/258)

Ayrıca bu kuyruklu yıldızın geçiş devrelerinde çok önemli olaylar meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı rivayetlerde bildirilmiştir.

Bu yıldız ilk çıktığında;

Hz. Nuh'un (a.s.) kavmi helak olmuştur.

Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atılmıştır.

Hz. Musa (a.s.) ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.

Hz. Yahya (a.s.) öldürüldüğünde de görülmüştür.

"Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Bu yıldız geçtiğinde meydana gelen diğer önemli olaylar ise şunlardır:

Hz. İsa (a.s.) Efendimiz doğmuştur.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz'e ilk vahiy gelmeğe başlamıştır.

İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde de bu yıldız görülmüştür.

Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması

"Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak."

Naim b. Hammad Abdullah b. Amr'dan rivayet etti. O şöyle dedi:

"İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın haccederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 35)

Hz. Mehdi'nin çıkış yılı rivayetlere ve ulemanın izahlarına göre H.1400 yılı başlarındadır.

Yukarıdaki rivayette "O'nun çıkacağı yıl" da denerek, Mehdi'nin çıkış tarihinde meydana gelecek olan Kabe baskınına dikkat çekiliyor olabilir. Gerçekten de Kabe baskını hadisin ihbarına tam uygun bir şekilde hicri 1400 yılının hemen başında (1, Muharrem 1400/ 21 Kasım 1979) meydana gelmiştir. Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suud askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin diğer bölümünü de doğrulamıştır. (En doğrusunu Allah bilir.)

"Dani, Sehr b. Havseb'den rivayet etti. Dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: Ramazan'da bir seda, Şevval'de bir ses, Zilkade'de kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 31)

"Ramazan'da bir seda olur. Şevval'de de bir seda olur. Zilkade'de kabileler çarpışır. Zilhicce'de hacılar talana uğrar. Muharrem'de gökten şöyle nida olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz." (Ramuz El Hadis, 2/518)

"Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak, kanları akacak." (Kıyamet Alametleri, sf. 166)

Naim b. Hammad ve Hakim, Amr b. Suayb'dan rivayet ettiler.

"Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler olur." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 34)

"Ikdiddurer" isimli kitaptaki alametlerden:

(3) "Şevval'de savaş nidaları, (2) Zilhicce'de harb ve kıtal olur, yine (1) Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beytül Muazzam'ın yanında büyük günahlar işlenir." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 37)

(1) ...Zilhicce'de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir.

Burada, 1407 yılı Zilhicce ayında (Hac mevsiminde), Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) yanında çıkan olaya dikkat çekilmektedir. Bu olayda caddelerde gösteri yapan Hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İranlı hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiş, haramlar çiğnenmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Not: Bir önceki hadiste anlatılan olay 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştu: 1407'nin Zilhicce ayındaki olay ise, Beyt-ül Muazzama'nın yanında olmuştur. Her iki olay da rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

(2) ... Zilhicce'de harb ve kıtal olur.

Bu harb ve kıtallerin, hacıların öldürülmesi ile aynı yerde zikredilmesi, olayların birbirleri ile bağlantılı olabileceğine işaret ediyor olabilir. Burada harbten kasıt İran-Irak savaşı, kıtal'den kasıt da birçok masum insanın sebepsiz yere katledildiği anarşistlerin güney-doğu ve diğer yerlerde yaptığı katliamlar olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

(3) ... Şevval'de savaş nidaları olur. Yine aynı zamanlarda Basra Körfezi'ndeki gerginliği, İran-Amerika arasındaki gerginleşme ve savaş durumuna dikkat çekilmiş olabilir. ( En doğrusunu Allah bilir)

İran-Irak Savaşı

"Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak." (Kıyamet Alametleri, sf. 166)

Bir tevili şudur ki:

Şevval ayında ayaklanma...

Burada İran'da Şah'a karşı olan ayaklanmaya dikkat çekiliyor. İlk ayaklanma Hadis'in işaret ettiği 5 Şevval 1398 – 8 Eylül 1976'da olmuştur.

Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak.

Burada İran-Irak arasındaki savaşa dikkat çekiliyor olabilir. Hicri 1400 Zilhicce 1980 Ekim ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

"Onlarla Mevali maddesi de gelecek... "Mevali maddesi nedir ey Allah'ın Resulü? Onlar sizin azadlılarınızdır. Onlar sizdendir. Yani Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutık'a çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar... Aralarında savaş olacak: her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak." (Kıyamet Alametleri, sf. 179)

Faris yönünden gelecek olan: Burada İran kuvvetlerine dikkat çekiliyor.

Faris: İran - İranlı (Büyük Lugat)

Yazıya inecekler: Ovalık-Irak Ovası

Mutik: Yöredeki bir dağın adı.

Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

"Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kuramayacaktır... Burada iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor olabilir. Bu anlaşmazlık sebebiyle, yazıya (yazı: Irak Ovası) inilecek ve savaş başlayacak." (En doğrusunu Allah bilir)

"...Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak…" 1980 yılında başlayan İran-Irak savaşı, hadislerde belirtildiği gibi iki tarafa da zafer getirmeden sonuçlanmıştır."

"Ondan Önce Şam ve Melikleri Öldürülecektir..." (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)

Bu hadiste Mehdi'nin gelişinden önce Şam ve Mısır yöneticilerinin öldürüleceklerine dikkat çekilmektedir.

Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat.

Enver Sedat 1981 yılında bir resmigeçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir. Mısır tarihinde öldürülen yöneticilerden diğerleri de, 1910 yılında suikaste uğrayan Başbakan Boutros Ghali, 1945 yılında öldürülen Mısır Başbakanı Ahmed Maher Paşa ve 1948'de yine bir suikast sonucu öldürülen Mısır Başbakanı Mahmoud Nukrashy Paşa'dır.

Şam kelimesi ise, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için kullanılmaz. Şam, Arapçada kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder. Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur. Bunlardan bazıları şöyledir:

1920'de öldürülen Suriye'nin eski Cumhurbaşkanı Salah Al-Deen Beetar, 1921'de öldürülen Suriye Başbakanı Droubi Paşa, 1949'da suikaste uğrayan Suriye Başbakanı Muhsin al-Barazi, 1951'de öldürülen Ürdün Kralı Abdullah, 1982'de bombalı suikaste uğrayan Lübnan'da Falanjist Lideri Beşir Cemayel.

Geliş vakti ve alametleri Peygamber Efendimizin hadislerinden de açıkça anlaşılan, Hz. Mehdi, İslam dünyasını bir çatı altında toplayacak, Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır. Gelişi ile adaletin ve bolluğun hakim olacağı Mehdilik görevi ve Türk Milletinin şahsı manevisinde yer alacaktır.
 
bayigram takipçi satın al instagram beğeni satın al instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al Buy Followers bugün haber
bypuff
Geri
Üst