III. Abdurrahman'ın Ölümü

Salvo

Kayıtlı Üye
III. Abdurrahman'ın Ölümü


Kurtubalı III. Abdurrahman, 49 yıllık muhteşem bir ida­recilikten sonra 72 yaşındayken öldü. İdareyi, 912 yılında, iktidarda olan ailesi tarihten silinmek üzereyken, başkentin etkili bir kontrolünün kalmadığı ve ülkesinin kabile reisleri arasında paylaşıldığı bir dönemde dev­raldı. Uzun ve verimli hükümdarlığı sırasında, kaybedi­len vilayetleri tekrar aldı, merkezi hükümeti kuvvetlen­dirdi ve huzuru sağladı. Milletlerarası tanınmış bir dev­let adamı olarak, hem Bizans imparatoru, hem de Fransa, Almanya ve İtalya kırallarıyla diplomatik bağlar kurdu; Müslüman İspanya büyük bir güç oldu. Abdurrahman'ın müsamahakar idaresinde, bütün Hristiyan, Yahudi ve Müslüman topluluklar geliştiler ve İspan­ya'nın zenginliğine ve ilmi hayatına katkıda bulundular. Ülke, çok çeşitli zirai faaliyetler (verimli olduğu kadar maharetli bir şekilde yapılıyordu), sanayi mamulleri, gelişmekte olan bahçecilik ve çok karlı deniz ticareti ile kökleşen ve o zamana kadar görülmemiş olan bir zen­ginlik yaşadı. Kamu hazinesindeki önemli miktarda re­zervler Halife'ye hakimiyetine muhteşem bir görüntü kazandırma ve sanatı koruma imkanı sağladı. 21 ma­hallesi, 70 kütüphanesi, çok sayıda kitap dükkanı, alim çevreleri, 900 halk hamam, güzel camileri ve bahçele­riyle, Kurtuba; Bağdat'ın rakibi oldu. Kilometrelerce uzunlukta, taş döşeli ve ışıklandırılmış[84] sokakları vardı. Kuzeyin Hristiyan kralları bir cerraha, bir mimara veya iyi bir şarkıcıya ihtiyaç duyduklarında ilk başvur­dukları yer Kurtuba idi. Abdurrahman başkentin yakı­nında, en sevdiği cariyesi ez-Zehra (Parlayan)adına, 10.000 işçinin 20 yıl çalıştığı söylenen muhteşem bir saray yaptırdı. En kuzeyindeki küçük bir bölümü hari­cinde İspanya'nın bütünü kapsayan ülkesinde, Emevi hakimiyetinin prestijini yükseltti ve daha sonraları, İs­panya Emevileri hanedanlığının en büyük hükümdarı olarak kabul edildi.
Kuvvetli bir ordu ve donanma kurdu ve Kuzeydeki Hristiyanlara karşı mütemadiyen devam eden bir dizi başarılı sefer gerçekleştirdi. Abdurrahman1 in Berberi, Arap ye “Slav'lardan (Slav; Fransa'dan, Almanya'dan veya İtalya'dan köle olarak satın alınıp, müslüman edil­dikten sonra askere alınan erkek çocuklara verilen isimdi.)-oluşan odusu, döneminin en kuvvetli ve en di­siplinli ordusuydu. Ordu içerisinde bulunan yabancı un­surlar, Halifenin ellerinde, ülkeye barışı ve huzuru geti­ren güçlü bir vasıta olmuştu. Mağrur Arap asillerinin korktukları kadar nefret de ettikleri, Abdurrahman'a kö­rü körüne bağlı olan yabancı askeri köleler, her türlü itaatsizlik fikrini ve ihaneti engelleyerek, köylüyü, zenaatçıyı ve taciri, baskıcılardan ve eşkiyalardan korudu­lar. Bu, aslında, Abbasilerin de kullandığı bir teknikti fa­kat onlarda felaketlerle sonuçlanmıştı; tam bir astr ön­ce Halife el-Mütevekkil kendi asker köleleri tarafından öldürülmüştü. Abbasiîerin hatası, ordularını, sonunda kendi güçlerinin farkına varacak kadar çok sayıda pa­ralı Türk askerlerle doldurulmalıydı. Fakat Abdurrahman daha basiretli idi ve “Slavlar”ın sayısını üçte bir oranında turarak hem yeterli istikrarı sağladı, hem de muhtemel tehlikeyi engelledi.
 
bayigram takipçi satın al instagram beğeni satın al instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al Buy Followers bugün haber
bypuff
Geri
Üst