LaNéDLy qHz
Bayan Üye
Günahın küçümsendiği, çoğaldığı, kitleselleştiği bir çağı yaşıyoruz.
Her gün daha vahim boyutlarda işlenen günahlar, büyük günahların bile kanıksandığı bir halet-i ruhiye oluşturuyor.
Onlarca cinayetin işlendiği bir vasatta bir tek insanın öldürülmesi haber bile olmuyor.
İşkenceye dönüşmeyen insan hakları ihlalleri raporlara girmiyor.
Sesini duyuramayanların yaşadığı “zulüm”, zulüm muamelesi görmüyor.
Beşeri düzenlerin “suç” yaklaşımı ile vahyin “günah” nitelemesi arasındaki açı gittikçe büyüyor ve “günah”ın günah olduğunu bildirmek “suç” haline getiriliyor.
Bir Hocamız vardı, “Eğer, derdi, insan her günah işlediğinde o günahı işleyen uzuvda bir ışık yansa, insanın bünyesi yanıp sönen ışıklarla dolardı.”
Eğer, her uzuv, kendisini yaratan Kudret'in ölçüleri dışına çıktığında, hayatiyetini kaybetseydi, sokaklarda ölü kalpli, ölü gözlü, ölü dimağlı insanlardan geçilmezdi!
Günah, Peygamberimizin kutlu sözleriyle baktığımızda, kalbi kirleten bir eylem.
Günah çoğaldıkça kalpteki kirler ya da kalbi kirliler çoğalıyor demektir.
Acaba insan neden günaha yöneliyor?
Burada, günahın mahiyetine ilişkin hassasiyetin kaybolmasının etkisi var mıdır?
Acaba insan “Günah neden günah?” sorusunun cevabını mı kaybetti ki, böyle, bodoslamasına günah bataklığına doğru koşuyor?
Makasıd-ı Şer'iyye, Hikmet-i şer'iyye, şer'i ölçülerin özündeki maksadı ve hikmeti ifade ediyor. Yani, “ALLAH şunu neden emretti, şunu neden yasakladı?” İşte bu sorunun cevabı, İslam alimleri tarafından hep araştırılmış ve buradan, kıyas hükümleri çıkarılmış. Vahiy belirli bir zamanda gelmiş, onu tebliğ eden Peygamber belirli bir zamanda yaşamış iken, tüm zamanlarda vahyin hükmünü, Peygamberin önderliğini cari kılan şey, özdeki maksadın – sebebin, illetin devamı oluyor.
İslam, bütün bir insan ve toplum hayatına ölçüler getiren bir din.
İslam, kıyamete kadar bütün zamanların dini.
İslam bütün coğrafyalarda yaşanmak üzere gelen bir din.
Bu durumda “Her emir veya yasak için o hikmet ne?” sorusu önem kazanıyor.
Günahın çoğalması, insanlığın geleceği için büyük tehdit.
Günaha yönelme, insanın ölçüsüzlüğe doğru yol alması demek.
Günaha karşı ciddi bir duyarlılık kazandırılması, insanlığın geleceği açısından hayati önem taşıyor.
Her gün daha vahim boyutlarda işlenen günahlar, büyük günahların bile kanıksandığı bir halet-i ruhiye oluşturuyor.
Onlarca cinayetin işlendiği bir vasatta bir tek insanın öldürülmesi haber bile olmuyor.
İşkenceye dönüşmeyen insan hakları ihlalleri raporlara girmiyor.
Sesini duyuramayanların yaşadığı “zulüm”, zulüm muamelesi görmüyor.
Beşeri düzenlerin “suç” yaklaşımı ile vahyin “günah” nitelemesi arasındaki açı gittikçe büyüyor ve “günah”ın günah olduğunu bildirmek “suç” haline getiriliyor.
Bir Hocamız vardı, “Eğer, derdi, insan her günah işlediğinde o günahı işleyen uzuvda bir ışık yansa, insanın bünyesi yanıp sönen ışıklarla dolardı.”
Eğer, her uzuv, kendisini yaratan Kudret'in ölçüleri dışına çıktığında, hayatiyetini kaybetseydi, sokaklarda ölü kalpli, ölü gözlü, ölü dimağlı insanlardan geçilmezdi!
Günah, Peygamberimizin kutlu sözleriyle baktığımızda, kalbi kirleten bir eylem.
Günah çoğaldıkça kalpteki kirler ya da kalbi kirliler çoğalıyor demektir.
Acaba insan neden günaha yöneliyor?
Burada, günahın mahiyetine ilişkin hassasiyetin kaybolmasının etkisi var mıdır?
Acaba insan “Günah neden günah?” sorusunun cevabını mı kaybetti ki, böyle, bodoslamasına günah bataklığına doğru koşuyor?
Makasıd-ı Şer'iyye, Hikmet-i şer'iyye, şer'i ölçülerin özündeki maksadı ve hikmeti ifade ediyor. Yani, “ALLAH şunu neden emretti, şunu neden yasakladı?” İşte bu sorunun cevabı, İslam alimleri tarafından hep araştırılmış ve buradan, kıyas hükümleri çıkarılmış. Vahiy belirli bir zamanda gelmiş, onu tebliğ eden Peygamber belirli bir zamanda yaşamış iken, tüm zamanlarda vahyin hükmünü, Peygamberin önderliğini cari kılan şey, özdeki maksadın – sebebin, illetin devamı oluyor.
İslam, bütün bir insan ve toplum hayatına ölçüler getiren bir din.
İslam, kıyamete kadar bütün zamanların dini.
İslam bütün coğrafyalarda yaşanmak üzere gelen bir din.
Bu durumda “Her emir veya yasak için o hikmet ne?” sorusu önem kazanıyor.
Günahın çoğalması, insanlığın geleceği için büyük tehdit.
Günaha yönelme, insanın ölçüsüzlüğe doğru yol alması demek.
Günaha karşı ciddi bir duyarlılık kazandırılması, insanlığın geleceği açısından hayati önem taşıyor.