Kararlıyım!...
Bir gün
bırakıp gideceğim her şeyiyle bu şehri...
Yorgun sokaklarında dinlenen ayak seslerini
kirli kaldırımlarını mutsuz insan manzaralarını
özgür ve sere serpe gezinmelerini itlerin.
Aç karına seyrettiğim imrendiğim yiyemediğim
nefsimi sorgulayan kokularını gevrek simitlerin...
Bir gün
bırakıp gideceğim bu şehri...
Uzun soğuk ve şekilsiz gecelerini
sevimsiz yalnızlıklara terk edeceğim.
Baharını bırakacağım çiçek çiçek
hazanını yağmur yağmur
karını ayazını kara kışlarını...
Bırakıp gideceğim bir gün bu şehri
bağrıma basarak ardımdan ağlayan bakışlarını.
Bir gün
bırakıp gideceğim bu şehri...
Yine
çocukluğumun
dorukları sislerle kaplı anaç dağlarına
berrak ve serin suların oynaştığı küçük derelerine...
Denizine dalga dalga gecesine yıldız yıldız
suyuna toprağına çiçeğine taşına...
Alıp gideceğim gönlümü bir gün
içinde sunaların oynaştığı sessiz bir pınar başına...
Bir gün
alıp başımı gideceğim bu şehirden.
Gittiğim yerlerde
özgürce şarkı söyleyecek rüzgarlar...
Bulutlar beyazın en güzelinde en tatlısında
ve pamuk şekeri kıvamında olacak.
Salacağım bakışlarımı enginliğine gök mavinin
ruhuma sonsuzluğun tarifsiz huzuru dolacak.
Ben
bir gün gideceğim bu şehirden.
Yağmurların kendince çisil çisil ağlayışı
çamurlu sokaklarda damlacıkların oynayışı
ve hartama damlarında bir mahzun beste
tebessümüm olacak o kaçınılmaz son nefeste.
Ben
gideceğim bu sevimsiz şehirden.
Ağaçlarım olacak şairin hür çizdiği
ormanlarım olacak kardeşçe sevdalı.
Ne para isterim ne pul ne şan şöhret
taç olsun başımda yeter bir küçük defne dalı.
Ben
gideceğim bu şehirden.
Seherimde olmayacak gölgesi gökdelenlerin
yakamozlar gezinecek ayak uçlarımda.
Selam söyleyeceğim martılarla güneşe
enginlerinde gemiler süzülecek bakışlarımın.
Aç ise aç tok ise tok olacağım
bir lokma olsa bile ekmeğimi komşumla bölüşeceğim...
Her sabah ve her akşam huzurum olacak bir tek selamı
ben insanlarımın kucağında insanca öleceğim.
Bir gün gelecek
ben bu şehirden gideceğim.
Bir gün
bırakıp gideceğim her şeyiyle bu şehri...
Yorgun sokaklarında dinlenen ayak seslerini
kirli kaldırımlarını mutsuz insan manzaralarını
özgür ve sere serpe gezinmelerini itlerin.
Aç karına seyrettiğim imrendiğim yiyemediğim
nefsimi sorgulayan kokularını gevrek simitlerin...
Bir gün
bırakıp gideceğim bu şehri...
Uzun soğuk ve şekilsiz gecelerini
sevimsiz yalnızlıklara terk edeceğim.
Baharını bırakacağım çiçek çiçek
hazanını yağmur yağmur
karını ayazını kara kışlarını...
Bırakıp gideceğim bir gün bu şehri
bağrıma basarak ardımdan ağlayan bakışlarını.
Bir gün
bırakıp gideceğim bu şehri...
Yine
çocukluğumun
dorukları sislerle kaplı anaç dağlarına
berrak ve serin suların oynaştığı küçük derelerine...
Denizine dalga dalga gecesine yıldız yıldız
suyuna toprağına çiçeğine taşına...
Alıp gideceğim gönlümü bir gün
içinde sunaların oynaştığı sessiz bir pınar başına...
Bir gün
alıp başımı gideceğim bu şehirden.
Gittiğim yerlerde
özgürce şarkı söyleyecek rüzgarlar...
Bulutlar beyazın en güzelinde en tatlısında
ve pamuk şekeri kıvamında olacak.
Salacağım bakışlarımı enginliğine gök mavinin
ruhuma sonsuzluğun tarifsiz huzuru dolacak.
Ben
bir gün gideceğim bu şehirden.
Yağmurların kendince çisil çisil ağlayışı
çamurlu sokaklarda damlacıkların oynayışı
ve hartama damlarında bir mahzun beste
tebessümüm olacak o kaçınılmaz son nefeste.
Ben
gideceğim bu sevimsiz şehirden.
Ağaçlarım olacak şairin hür çizdiği
ormanlarım olacak kardeşçe sevdalı.
Ne para isterim ne pul ne şan şöhret
taç olsun başımda yeter bir küçük defne dalı.
Ben
gideceğim bu şehirden.
Seherimde olmayacak gölgesi gökdelenlerin
yakamozlar gezinecek ayak uçlarımda.
Selam söyleyeceğim martılarla güneşe
enginlerinde gemiler süzülecek bakışlarımın.
Aç ise aç tok ise tok olacağım
bir lokma olsa bile ekmeğimi komşumla bölüşeceğim...
Her sabah ve her akşam huzurum olacak bir tek selamı
ben insanlarımın kucağında insanca öleceğim.
Bir gün gelecek
ben bu şehirden gideceğim.