Fatimilerin Mısır'ı Alması

Salvo

Kayıtlı Üye
Fatimilerin Mısır'ı Alması


Kuzey Afrika'da Ağiabileri, Rüstemleri ve İdrisileri orta­dan kaldıran Fatımiler, iki hükümdarları döneminde en az üç defa (914, 921, 935) ciddi bir şekilde Mısır'ı ele geçirmeye çalışmış, fakat başarılı olamamışlardı. 958'de, dördüncü ve en büyük Fatımi hükümdarı el-Muiz (h. 1953-75), Mısır'ı ele geçirmek için yapılan bü­yük planı yürürlüğe koymadan önce, Ifrıkiye ve Mağrib üzerinde tam bir otorite kurmaya karar verdi. Bu göre­vi, Sicilya'dan alınmış eski bir Rum köle olan ve esas olarak, sadakatlerini Ebu Yezid isyanının bastırıldığı zaman (944-5) ispatlamış olan Senhace Berberilerinden oluşan kuvvetli bir ordu kuran başkomutanı Sicil­yalı Cevher'e verdi. Cevher, eski Rüstemi bölgesindeki bütün artık direnişleri tamamen yok ederek, önceden idrislerin başkenti olan Fez'i ele geçirdi. Böylece Atlan­tik kıyılarına kadar olan bölge, kesintisiz bir hareketle itaat ettirildi.
Altmış yıllık savaşlardan sonra, Fatımiler, Kuzey Afri­ka'da, tekrar en başa dönüp, Doğuya doğru yayılma konusundaki büyük planlarına dönebilecek kadar kay­nak ve istikrar kazandılar. Nihayet Abbasileri yıkarak, halifelik hakkına sadece kendilerinin sahip olacağını ümit ediyorlardı. Mısır'da Bağdat'a biat etmiş olan İhdişiler 935'ten beri hakimiyetlerini sürdürüyorlardı. Fakat bunlar dördüncü hükümdarları Kafur'un 968'de ölme­siyle, devletin içine düştüğü şiddetli anarşi ve istikrar­sızlık nedeniyle, hızla güç kaybediyorlardı. Kendileri de Bağdat'ta Büveyhilerin elinde kukladan farkı kalmayan Abbasilerde bunları kurtarmaya gelecek durumda değillerdi; üstüne üstlük, ülkede bir de kuraklık hüküm sürmekteydi. Bütün bunların zamanlaması, Fatımilerin hevesleri için ideaidi. Neticede, ülke parlak komutan Cevherin iyi planlanmış saldırısı karşısında çok kolay bir lokma oldu (969) ve başkent Fustat, hiç bir fiili dire­niş göstermeden teslim oldu.
Çok geçmeden, Mısır, Abbasi halifelerini tanımayı or­tadan kaldıran yeni hükümdarlara sahip oldu; para bi­rimi değiştirildi ve artık Cuma namazlarında Muiz'in is­mi okunmaya başlanarak, namaz (ezan da dahil) ted­rici olarak Şiilerin kıldığı şekilde kılınınca başlandı. Zaferlerinin bir hatırası olarak, Cevher, Filistin'i ve Su­riye'nin bir bölümünü almak üzere tekrar yola çıktı. El-Muiz, muazzam ülkesine girdiği yeri, Kahîre'yi yeni başkent yaptığı sıralarda Fatımi imparatorluğu Fas'tan Suriye'ye kadar uzanıyor ve bir an için Abbasi iktidarı en büyük rakibi tarafından yıkılmanın eşiğine gelmiş görünüyordu fakat bu hiç gerçekleşmeyecekti. Mamaafih, Muiz bu gururu yaşamadan önce, Fatımiler daha dehşetli bir güçle, Arabistan'ı kontrollerinde tutan ve kendilerine yaklaşmakta olan yeni gücü ha­ber almış olan Karmatilerle karşılaşmak zorunda kalı­yordu. Kahire yakınlarında şiddetli bir savaş oldu (972), Mısır kurtuldu; ama bu oldukça pahalıya mal ol­du.
[87] Fatımiler, her ne kadar, iki asırlık parlak idareleri boyunca Mısır halklarının (bunlar Kiptiler haricinde, Sünnilerin Maliki ekolüne mensupturlar ve az sayıda da Harici vardı) inançlarını değiştirmeyi başaramamışlarsa da, pek çok diğer ülkede, hareketlen için ge­niş bir misyonerlik ağı kurmuşlardı. Bunların hakimi­yetinde bulunan Kuzey Afrika'nın başka yerlerinde de benzer durumlar vardı; sahil şeridindeki halk Sünni kaldı, Atlas bölgesindekiler ise katı püriten cumhuri­yetçiler olan Haricilerdi.
Fatımi hakimiyetindeki Mısır büyük bir zenginlik yaşadı; Hindistan, İtalya, Batı Akdeniz ve hatta za­man zaman Bizanslılara yapılan ticaret gelişti. Rejimin müsamahakar tavrı, (bu açıdan, 996-1021 arasındaki el-Hakim idaresi, Fatımilerin bütün dönemlerindeki tek istisnadır.) ülkede büyük bir ilmi canlılık sağlandı.
 
bayigram takipçi satın al instagram beğeni satın al instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al Buy Followers bugün haber
bypuff
Geri
Üst