Salvo
Kayıtlı Üye
869-70 El-Mühtedi'nin Tahta Çıkışı
Halifeliğin değeri o kadar düşürülmüş, Türk askerleri Halife'ye o kadar hakir görücü davranmaya başlamışlardı ki, artık bunlar başkent Samarra sokaklarında, kalan alacaklarını isteyerek kargaşa çıkarıyorlardı. İstedikleri gerçekleşmeyince de, önce hazine memurlarını dövdüler, sonra da Halife Mu'tez'in kendisini zindana attılar (869) ve Mu'tez burada öldü. Bu arada, el-Vasık'ın (h. 842-7) oğlu olan el-Muhtedi'yi seçtiler. Fakat beklenilenin aksine el-Muhtedi birden kararlı, cesur ve çok dindar birisi oluvererek farklı şartlarda olsa çok büyük bir halife olabileceğini gösterdi. Fakat Türk komutanların siyasi meselelere karışmalarına ve hazineyi yağmalamalarına karşı çıkmayı deneyince bu gerçekleşmedi ve 870'de, bir yıldan daha az süren bir iktidardan sonra, o da ele geçirilerek öldürüldü.
El-Mühtedi'den sonra, el-Mütevekkil'in (h.l 847-61) oğullarından bir başkası, el-Mutemid (h, 870-92) unvanıyla, halife ilan edildi. Yeni halife zayıî birisiydi, fakat bunun hakimiyeti kendisinden önceki dört selefine kıyasla, özellikle kendisinden çok daha yetenekli olan kardeşi el-Müvaffak'ın (ö. 981) iktidarı yavaş yavaş Halifenin adıyla üstlenmesinden dolayı, 20 yıldan fazla sürdü. Sarayın durumu da, bu dönemde beklenmedik şekle giren nispeten huzurlu ve zengin ortamda değişikliklere uğradı. Bu kadar uzun bir süre gücü ellerinde bulunduran Türk muhafızlar yaşlanmışlar ve yerlerine Araplardan oluşan daha genç bir nesil yerleştirmişler, daha da önemlisi artık ayrı birlik olmaktan öte kendi içlerinde hiziplere bölünmüşlerdi.
892 yılının sonunda, imparatorluğun genel yapısını değiştiren pek çok yeni değişiklikler gerçekleşti. Halifeliğin sadece ordu üzerindeki etkisi değil, aynı zamanda, İslam dünyasının bu kadar zamandır üzerinde bulunduğu yapı olan yarı dini atmosferi de kayboldu. Halifenin siyasi yönden kendi sarayında bir mahkum olduğunu ve hükümetin bir gurup okuma-yazma bilmez barbar askerin eline, hem doğudaki, hem de batıdaki bazı vilayetler yavaş yavaş ayrılarak imparatorluğun parçalanmasına sebep oldular.
Halifeliğin değeri o kadar düşürülmüş, Türk askerleri Halife'ye o kadar hakir görücü davranmaya başlamışlardı ki, artık bunlar başkent Samarra sokaklarında, kalan alacaklarını isteyerek kargaşa çıkarıyorlardı. İstedikleri gerçekleşmeyince de, önce hazine memurlarını dövdüler, sonra da Halife Mu'tez'in kendisini zindana attılar (869) ve Mu'tez burada öldü. Bu arada, el-Vasık'ın (h. 842-7) oğlu olan el-Muhtedi'yi seçtiler. Fakat beklenilenin aksine el-Muhtedi birden kararlı, cesur ve çok dindar birisi oluvererek farklı şartlarda olsa çok büyük bir halife olabileceğini gösterdi. Fakat Türk komutanların siyasi meselelere karışmalarına ve hazineyi yağmalamalarına karşı çıkmayı deneyince bu gerçekleşmedi ve 870'de, bir yıldan daha az süren bir iktidardan sonra, o da ele geçirilerek öldürüldü.
El-Mühtedi'den sonra, el-Mütevekkil'in (h.l 847-61) oğullarından bir başkası, el-Mutemid (h, 870-92) unvanıyla, halife ilan edildi. Yeni halife zayıî birisiydi, fakat bunun hakimiyeti kendisinden önceki dört selefine kıyasla, özellikle kendisinden çok daha yetenekli olan kardeşi el-Müvaffak'ın (ö. 981) iktidarı yavaş yavaş Halifenin adıyla üstlenmesinden dolayı, 20 yıldan fazla sürdü. Sarayın durumu da, bu dönemde beklenmedik şekle giren nispeten huzurlu ve zengin ortamda değişikliklere uğradı. Bu kadar uzun bir süre gücü ellerinde bulunduran Türk muhafızlar yaşlanmışlar ve yerlerine Araplardan oluşan daha genç bir nesil yerleştirmişler, daha da önemlisi artık ayrı birlik olmaktan öte kendi içlerinde hiziplere bölünmüşlerdi.
892 yılının sonunda, imparatorluğun genel yapısını değiştiren pek çok yeni değişiklikler gerçekleşti. Halifeliğin sadece ordu üzerindeki etkisi değil, aynı zamanda, İslam dünyasının bu kadar zamandır üzerinde bulunduğu yapı olan yarı dini atmosferi de kayboldu. Halifenin siyasi yönden kendi sarayında bir mahkum olduğunu ve hükümetin bir gurup okuma-yazma bilmez barbar askerin eline, hem doğudaki, hem de batıdaki bazı vilayetler yavaş yavaş ayrılarak imparatorluğun parçalanmasına sebep oldular.