karagümrük
Kayıtlı Üye
Şampiyon Fenerbahçe'de tarihe geçen teknik direktör Aykut Kocaman, şampiyonluğun hikayesini anlattı, Trabzonspor, Alex, transfer ve daha bir çok konuda konuştu...
Lig Tv'de yayınlanan Futbol Gündemi adlı programa konuk olan Aykut Kocaman, şampiyonluk duygularını dile getirdi, “Müthiş bir rahatlama duygusu var.. Şuandaki en önemli duygu bu.. Büyük bir yüktü, çok rahatladım.." dedi.
Kocaman'ın açıklamalarını Ajansspor.com derledi. İşte o sözler..
-“TEKNİK ADAMLIĞA DÖNMEM HATAYDI”-
“Ankaraspor’dan ayrılmak üzereydim son maç öncesi başkan aradı, görüşelim dedi, 5 saniye düşünmeden görüşelim dedim ve görüştük. Şart düşünmeden görüştüm ve döndüm. Fenerbahçe’ye artık dönmem lazım diye düşünüyordum çünkü, çok uzun süre uzak kalmıştım. Burası olacaksa alt kademede olmalıydı. Süper Lig’de uzun süre çalıştım ve Sportif Direktörlük benim için doğru muydu bilmiyorum ama döndüm. Döndükten sonra sonunda çok başarısız olunan bir sezon geçirdik. Ligde son maça kadar öndeydik ve son maçta şampiyonluğu yitirdik. Kupada da finalist olup Trabzonspor’a kaybetmiştik. Son maçta şampiyonluk gidince kulüpte ağır bir darbe oldu. Daum’la devam etmeme fikri tüm Fenerbahçelilerde hakim olan düşünceydi. Kulübün bir tavrı gerekiyordu ve beni öne çıkardılar. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu görevi kabul etmek çok doğru değildi benim için. Bütün futbol piyasası içinde bir çok şey söylenebilir, benim de en büyük zenginliğim güvenilir olmam. Yanlış bir tercih olacaktı. Bugün için bile son derece yanlış bir tercih olduğunu söylemem gerekir. Teknik adamlık ve insani olarak yanlıştı ama bu bir zorunluluktu. Buradan geri dönüş yoktu, pek çok şeyi göz ardı ederek göreve geldim”.
-“BİR AYAĞIM TOPAL BAŞLADIM”-
“Bunun bir adım sonrası da vardı. Bu şekilde göreve gelince, özellikle Türkiye’de bir algı var ki ; büyük takımları yerliler yönetemez algısı beniz zorladı. Fatih Terim, Mustafa Denizli ve son dönemde iki teknik adam hariç kimse çalıştıramazdı. Çok geriden, ekside başladım bu nedenle, bir ayağım topal başladım diyebilirim. Futbolda en önemli şey antrenmanları, sözcükleri geçerseniz, bunların altında yatan en önemli şey ikna edebilmek. Futbolcuları, medyayı ikna edebilmenin arkasında yatan da; güven duygusu. Futbolcular bilgi, beceri ya da adalet duygunuzdan birine inansınlar ki, ikna olsunlar. Ama sıkıntılı bir başlangıç oldu.”
-“FENERBAHÇE TEKNİK ADAM KOVMUYOR”-
“Fenerbahçe, Aragones döneminde dahi, çok sıkıntılar geçirmesine rağmen teknik direktörünü çok anormal bir durum olmadıkça gönderen bir takım değil artık. Bu çok önemli.. Bu bazen kulübü sevenlerin içini acıtıyor ama yönetimler açısından son derece doğru. O teknik adam için de, bundan sonraki teknik adamlar için de güven duygusu açısından çok önemli..”
-“KARAR MERCİİ OLDUM, YÖNETİM BANA DESTEK VERDİ”-
“Transferlerin sezon başında tamamına yakınını yönetimin tavrı benim fikirlerim doğrultusunda oldu. Şu dili hep ayrıştırmaya çalışıyorum, ‘kararı ben verdim, o verdi’ değil. Büyük kulüplerde tek karar merci olmamalı. Her zaman kararlar ortak uzlaşı ile alınmalı. O zaman hata yapma ihtimali daha düşük oluyor. Karar verme mercilerinden biri ben oldum. Yönetim de bana ciddi bir destek verdi.”
-“BİR MUCİZE GEREKLİYDİ”-
“Sarsıntılı bir sezon başlangıcı oldu. Hakim bir takımın kendi sahasında ligi kaybetmesi kolay telafi edilemez. Böyle bir yükle başladık. Benim göreve gelmem, fiziken-ruhen dağılmış futbolcular topluluğu vardı. 14-15 kişiyle başladık, etap etap geldiler. Parça parça bir görüntümüz vardı. Young Boys’la eşleşmek istedik ve eşleştik ama elendik, Şampiyonlar Ligi’ne veda ettik, Avrupa Ligi’nde Paok’a elendik. Açıkçası berbat bir durumdu. Hele ki bizim gibi bir ülkede çok zordu. Ligde, bir müthiş oyun, bir kötü oyun ile senkronu da tutturamadık. Yabancılar, yerliler derken problem yumağı olduk. 33 puan aldık ilk yarıda, en son kupada Buca mağlubiyeti, olabilecek en berbat durumdu. Bir mucize gerekliydi. Fenerbahçe’nin olduğu yerde bunu konuşmamak lazım ama kıvılcım ve geri dönüş gerekiyordu. Antalyaspor ve Trabzonspor maçlarına odaklandık Antalya’da. Bu iki maçı kazanınca ligin yeniden başlayacağını söyledik. Bu etaplardan geçtik ve buralara geldik.. Lige başlayınca 4 puana indik. Trabzonspor da sürpriz şekilde Ankaragücü beraberliği ile başladı. Bu bizim Antalya maçı ve lige yayılacak motivasyonumuzu artırdı. Biz kazanmış gibi bir neşe oldu takımda”.
-"EN BÜYÜK DEĞİŞİM FUTBOLCULARDA"-
“Çok fazla şey değişmedi aslında takımda.. Antrenman tekniği, ciddiyet, futbolculardan isteklerimiz değişmedi. Hiç kimseyi ayırmamak lazım, hemen hemen Fenerbahçe ailesini oluşturan herkes Malatya maçından sonra düşündü. Şapkasını öne alıp, ne yapmamız gerektiğini düşündü.
Bu değişimde futbolcu grubuna ne anlatırsanız anlatın; en doğrular bile olsa onları özümseyip yapma iradesi göstermedikçe hepsi boştur. En önemli değişim oyuncu grubunda oldu. Söylenenleri yapma ve daha fazlasını yapmak konusunda irade gösterdiler. Aslında daha da kapasiteleri var. Ama en büyük değişim buydu.”
-“ANTALYALI FENERBAHÇELİLER BİZİ HAYATA DÖNDÜRDÜ”-
"Yakın tarihteki en dip denilen noktaydı Malatya maçı. Suratlarımızdaki ifadelerden belliydi o durum. Sivas’taki şampiyonluk coşkusu güzeldi ama Antalya’da bizi karşılayan Fenerbahçeliler başlangıcı yaptı. Biz duyguları dipte veya zirvede yaşıyoruz. Oradaki karşılama olağanüstüydü denilebilir. Berbat bir ruh haliydi. İnsanları orada görünce beklediğimiz şey tepkiydi. Zaman zaman tepki konmalı ama şiddet şiddeti doğuruyor. Bence o gün bizi hayata döndüren Antalyalı Fenerbahçeliler oldu. Kendinize getirdi, yeniden doğdurdu, bir yeni sayfa açmamızı sağladı.. Onlara teşekkür ediyorum. Böyle olmalı bence. Protesto eleştiri, performans artırır ama aşırı tepki ve şiddet yaratıcı insanları aşağı çeker.."
-ALEX’TEN NE İSTENMİŞTİ?-
“Sezon başındaki transferlerde altını çizdiğim şey şuydu. Daha hızlı oynamamız gerektiğini söyledim. Daha hızlı kaleye gitmeliydik. Bugünün futbolunda oyuncuların koşu mesafeleri arttı. Kademeler daha fazla yardımlaşma daha fazla. Fark yaratmak için hızlı düşünen ve uygulayan oyuncular olmalıydı. Transferi buna göre yaptık. Maçı sonuna kadar oynayan mücadeleye bırakmayan , 2-0 geride de olsa aynı ruhla mücadeleyi sonuna kadar sürdüren oyucu grubu alacağız dedik. Oturtmaya çalıştığımız zemin buydu. Alex normal şartlarda hızlı düşünen, belki de dünyada en hızlı düşünen oyuculardan biri. Her yerde bunu söyledim. Polemik yaratmak isteyenlerse; söylenenleri dinlemek yerine, cımbızla kelime aldı.. Hızlı düşünen ama oyun içerisindeki mesafesi yüksek bir oyuncu değil Alex. Bunu ben de kamuoyu da biliyor. Bu mesafe yüksek olmayınca, hızı da yüksek olmayınca, sorun yaşandı. Başladığımız zaman fizik gücümüz kötüydü. 14 kişiyle başlamıştık. Önemli maçları erken oynadık ki bu rakipler Türkiye’dekilere göre daha diriydi. Ön tarafta sadece Alex değil, kanatlardaki oyuncular ve ön tarafımız da oyuncularımız alınmasın ama çok şeffaftı. Rakipler çok kolay geliyorlardı. Bunu tamir etmeliydik. Alex’in daha çok sorumluluk alması gerekiyordu. Çok net yüzüne de söyledim. Savunma yapmasını isteyecek kadar ne ben safım, ne de başkası böyledir..Alex yüksek hızlı düşünen bir oyuncu bunu da sahada göstermesi gerekliydi .Daha çok topla buluşmalıydı.. Benim ondan istediğimi belki anlatamadım ama bütün Fenerbahçeliler’in de, teknik direktör olarak benim de istediği daha fazla topla temas etmesiydi. O zaman fark yaratan bir oyuncu.. Sonra Alex de öne geldi. Bursasppor maçı onun da Fenerbahçe için de geri dönüş maçıdır. O andan itibaren Alex öne çıkınca takım da öne çıktı. Takım çıkınca Alex daha da çıktı. Topun iyi oynamasını sağladı Alex. Mesela Topuz Kayserispor’da yıldızken, Fenerbahçe’de sistem içinde yıldız oldu. Gökhan Gönül gönlünü ortaya koydu çok yüksek başarı grafiğiyle oynadı. Emre, Cristian, Selçuk, Santos’la birlikte Alex’in topla buluşması arttı. Dünyada 10 tane yüksek tekniğe sahip oyuncu varsa biri Alex’tir. Ama daha çok topla oynaması gerekliydi.”
-“BİR TAKIMDA ALEX VARSA…”-
“Daum ve Aragones de benzer uygulamalar yaptı. Biz Bursaspor maçında yaptık, Semih’le Niang’ı önde tutup Alex’i arkada tuttuk. Büyük baskıyla başladığımız maçta, ilk yarıda sıkıntı oldu ama sonrasında kontrolü aldık. Alex’in olduğu takımda düzen değişikliği yapmak kolay değil. Topu isteyen oyuncular bunlar. Pek çok oyuncu da onlara topu vermek isterler. Bu tür oyuncuların olduğu takımda düzen değişikliğine gitmek doğru değil.. Alex sağlamsa, oraya yerleşir takım da ona göre dizayn edilir. Bu tür oyuncular daha çok top istemeyi alışkanlık durumuna getirmeli. Bunu yaptıkları sürece, hiçbir antrenör, eğer akıl sağlığını yitirmediği sürece bu tür oyunculardan maksimum faydalanma çabası gösterir.”
-“KİMLER GELECEK, KİMLER GİDECEK?”-
“Savunmaya katkı yapmalıyız, orta sahanın ortasına takviye gerekli. Burada daha fazla kaliteli buluşmayı sağlayacak oyuncu ve belki forvete yoğunlaşma var. Ana olarak 2-3 oyuncu doğru olacak gibi gözüküyor.. Ayrılacak oyuncular var ama dillendirmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Yabancı transferi yapacaksam yabancı göndermeliyiz. İşin matematiği var. Yerli de hem düşündüğümüz hem de görüştüğümüz oyuncular var. Bugün tamamen ve tamamen bu hikayenin tadını çıkarma günü. Birkaç gün tadını çıkarıp sonra transfere yönlenebiliriz. Devre arasında bir oyuncu düşünüyorduk ama sonrasında vazgeçtik ve böyle devam ettik.”
-“ŞAMPİYON OLAMAKSAK KARARIM..”-
“Şampiyon olamasak zordu. Ancak Fenerbahçe bu sendromu kaldırırdı. İki sene gördü bunu. Birincisinden sonra ertesi sene şampiyon oldu, ikincisinden sonra da oldu.. Hacmi, gücü, organizasyonu bunu kaldırmaya uygun. Fenerbahçe’yi yönetenler, sevenler de insan sonuçta, herkes için üzüntü kaynağı olurdu, ilerleyen yıllarda gerginliği stresi artırırdı. Ne olurdu, benle ilgili karar mercii o zaman kendim olacaktım, böyle bir şey gerçekleşse kararımı görürdünüz. Şimdi söylemeye gerek yok. Kaybedeceğinizi düşünerek yaşamak zor, kazanacaklarımızı düşünerek gittik ve öyle döndük..”
-“SAMİMİYET DUYGUSU HAYATTA EN ÖNEMLİ ŞEYİMDİR”-
“Futbolcularla iletişimimde özel bir yöntemim yok. Buradaki en önemli şey samimiyet. Uzaktan görenler beni soğuk ve kasıntı düşünürler. Böyle olmadığımı düşünenler sonra yanıma gelirler. Samimiyet duygusu hayatta en önemli şeyimdir. Kolay kolay özellikle de bilerek büyük hatalar içinde yer almam. İçtenliğimi veriyorum, oyuncularım da bana içtenlik veriyor . Kolay değil ama, bir futbol takımında en önemli şey bu.. Bu şampiyonluğu zorlu evrelerden sonra geldi, sonuna kadar bekledik. Tesislerdeki eğlencede de kontrolden çıktım. Görüntü alındığını biliyordum ama canlı yayın olduğunu bilmiyordum. Ertesi gün izledim, affetsinler diyorum”.
-“KUPAYI KALDIRMASI GEREKENLER OYUNCULARDIR”-
“Kupayı kaldırma anında çok zorlandım, kupaya gitmek için. Kupayı kaldırması gerekenler oyunculardır. Tabii ki biz ve yönetim yönlendirici ve seçiciğiz. Ama futbol dünyasının aktörü futbolculardır. Tevazu diye düşünülmesin. Hep inandığım şey de budur. Kupa her zaman futbolcuların elinde olmalı.”
-“TRABZONSPOR'UN PERFORMANSI ÖVGÜNÜN ÖTESİNDE”-
“Trabzonspor'un performansı övgünün ötesinde. Bütünüyle baktığınız zaman bu yarışın içinde kalabilmek çok zordu. Benim de tahmin ettiğimin dışında performans sergilediler. Trabzonspor'un ortaya koyduğu sportif mücadele her türlü övgünün üzerinde. Burada yapacağımız her konuşma tamamen doğal olsa da, son derece yanlış anlaşılabilir. Olağanüstü performans koymuş bir Fenerbahçe var ve bu yarışın içinde olmak her türlü övgünün üzerinde..”
-“GALATASARAY MAÇI..”-
“Bizim ilk yarımıza damga vuran en önemli şeyi içeride çok iyi maçlar oynadık, maçın başlarında net skorlar aldık. Beşiktaş ve Galatasaray maçında da... Beşiktaş maçında 5-6 net pozisyon vardı. Ama hep şu negatif elektrik geliyordu tribünden; güven eksikliği. Yaşadığımız günler bana hep şunu gösterdi, skor ne olursa olsun negatiflik tribünden bize geliyordu. Trabzonspor maçında bunu terse çevirdik. İnanılmaz bir güven oluştu, sonra tribünler bizi itti. Hepsini toplayıp geldiğimiz maç Galatasaray maçıydı. Galatasaray bütün sıkıntısını çözmek için Fenerbahçe maçını belirlemişti. Ankaragücü maçında pek çok sınırdaki oyuncuyu oynatmadılar.. Galatasaray takımı güçlü bir takım oyun organizasyonuna sahip, en organize takımlardan biri. O gün açısından söylüyorum, kendilerini çok izledim.. Çok zor geçmeye aday bir maçtı ve üzerimize çok geleceklerdi. Oradan galip gelmek şampiyonluk yolunda bizi bir kat büyütecekti. Maç sonunda ‘yelkenlerimiz rüzgarla doldu’ diye bu nedenle dedim..”
-KIRILMA MAÇLARI-
“82’şer puanla bitirdik ve 34 maçın da nefes alacak durumu tok. Birini öne çıkarmak diğerlerine haksızlık olur. Ama Gazinantepspor maçı 90+4’te geldi, Karabük maçı, Trabzonspor maçı da kırılma anlarıydı. 1 puanın 1 golün bile önemli olduğu, damla damla bittiği bir yerdi ama hiçbirini birbirinden ayıramam. Yine de içeride oynadığımız Trabzonspor maçında Selçuk kırmızı kart gördü, bir frikik direkten döndü Volkan’ın kurtarışıyla ve bunun dışında rakibe pozisyon vermedik. O ofansif takımı zaafiyete uğrattık. Kayserispor maçı da çok önemliydi. Antep maçında bütün maçı yüksek arzuyla oynadık, Bursaspor maçının da ikinci yarısı futbol kalitemizin yüksek olduğu bir maçtı..”
-“SEMİH KALMALI”-
“Semih’in takımda olmasını arzu ediyorum. Önemli bir oyuncu. Yabancı oyuncular dönem dönem geliyor ve gidiyorlar. Yerliler ise bu takımın kökü olmalı. Gelenekleri ve adetleri yaşatanlar olmalılar. Kalması gerektiği konusunda düşüncemi daha önce de iletmiştim”.
Lig Tv'de yayınlanan Futbol Gündemi adlı programa konuk olan Aykut Kocaman, şampiyonluk duygularını dile getirdi, “Müthiş bir rahatlama duygusu var.. Şuandaki en önemli duygu bu.. Büyük bir yüktü, çok rahatladım.." dedi.
Kocaman'ın açıklamalarını Ajansspor.com derledi. İşte o sözler..
-“TEKNİK ADAMLIĞA DÖNMEM HATAYDI”-
“Ankaraspor’dan ayrılmak üzereydim son maç öncesi başkan aradı, görüşelim dedi, 5 saniye düşünmeden görüşelim dedim ve görüştük. Şart düşünmeden görüştüm ve döndüm. Fenerbahçe’ye artık dönmem lazım diye düşünüyordum çünkü, çok uzun süre uzak kalmıştım. Burası olacaksa alt kademede olmalıydı. Süper Lig’de uzun süre çalıştım ve Sportif Direktörlük benim için doğru muydu bilmiyorum ama döndüm. Döndükten sonra sonunda çok başarısız olunan bir sezon geçirdik. Ligde son maça kadar öndeydik ve son maçta şampiyonluğu yitirdik. Kupada da finalist olup Trabzonspor’a kaybetmiştik. Son maçta şampiyonluk gidince kulüpte ağır bir darbe oldu. Daum’la devam etmeme fikri tüm Fenerbahçelilerde hakim olan düşünceydi. Kulübün bir tavrı gerekiyordu ve beni öne çıkardılar. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu görevi kabul etmek çok doğru değildi benim için. Bütün futbol piyasası içinde bir çok şey söylenebilir, benim de en büyük zenginliğim güvenilir olmam. Yanlış bir tercih olacaktı. Bugün için bile son derece yanlış bir tercih olduğunu söylemem gerekir. Teknik adamlık ve insani olarak yanlıştı ama bu bir zorunluluktu. Buradan geri dönüş yoktu, pek çok şeyi göz ardı ederek göreve geldim”.
-“BİR AYAĞIM TOPAL BAŞLADIM”-
“Bunun bir adım sonrası da vardı. Bu şekilde göreve gelince, özellikle Türkiye’de bir algı var ki ; büyük takımları yerliler yönetemez algısı beniz zorladı. Fatih Terim, Mustafa Denizli ve son dönemde iki teknik adam hariç kimse çalıştıramazdı. Çok geriden, ekside başladım bu nedenle, bir ayağım topal başladım diyebilirim. Futbolda en önemli şey antrenmanları, sözcükleri geçerseniz, bunların altında yatan en önemli şey ikna edebilmek. Futbolcuları, medyayı ikna edebilmenin arkasında yatan da; güven duygusu. Futbolcular bilgi, beceri ya da adalet duygunuzdan birine inansınlar ki, ikna olsunlar. Ama sıkıntılı bir başlangıç oldu.”
-“FENERBAHÇE TEKNİK ADAM KOVMUYOR”-
“Fenerbahçe, Aragones döneminde dahi, çok sıkıntılar geçirmesine rağmen teknik direktörünü çok anormal bir durum olmadıkça gönderen bir takım değil artık. Bu çok önemli.. Bu bazen kulübü sevenlerin içini acıtıyor ama yönetimler açısından son derece doğru. O teknik adam için de, bundan sonraki teknik adamlar için de güven duygusu açısından çok önemli..”
-“KARAR MERCİİ OLDUM, YÖNETİM BANA DESTEK VERDİ”-
“Transferlerin sezon başında tamamına yakınını yönetimin tavrı benim fikirlerim doğrultusunda oldu. Şu dili hep ayrıştırmaya çalışıyorum, ‘kararı ben verdim, o verdi’ değil. Büyük kulüplerde tek karar merci olmamalı. Her zaman kararlar ortak uzlaşı ile alınmalı. O zaman hata yapma ihtimali daha düşük oluyor. Karar verme mercilerinden biri ben oldum. Yönetim de bana ciddi bir destek verdi.”
-“BİR MUCİZE GEREKLİYDİ”-
“Sarsıntılı bir sezon başlangıcı oldu. Hakim bir takımın kendi sahasında ligi kaybetmesi kolay telafi edilemez. Böyle bir yükle başladık. Benim göreve gelmem, fiziken-ruhen dağılmış futbolcular topluluğu vardı. 14-15 kişiyle başladık, etap etap geldiler. Parça parça bir görüntümüz vardı. Young Boys’la eşleşmek istedik ve eşleştik ama elendik, Şampiyonlar Ligi’ne veda ettik, Avrupa Ligi’nde Paok’a elendik. Açıkçası berbat bir durumdu. Hele ki bizim gibi bir ülkede çok zordu. Ligde, bir müthiş oyun, bir kötü oyun ile senkronu da tutturamadık. Yabancılar, yerliler derken problem yumağı olduk. 33 puan aldık ilk yarıda, en son kupada Buca mağlubiyeti, olabilecek en berbat durumdu. Bir mucize gerekliydi. Fenerbahçe’nin olduğu yerde bunu konuşmamak lazım ama kıvılcım ve geri dönüş gerekiyordu. Antalyaspor ve Trabzonspor maçlarına odaklandık Antalya’da. Bu iki maçı kazanınca ligin yeniden başlayacağını söyledik. Bu etaplardan geçtik ve buralara geldik.. Lige başlayınca 4 puana indik. Trabzonspor da sürpriz şekilde Ankaragücü beraberliği ile başladı. Bu bizim Antalya maçı ve lige yayılacak motivasyonumuzu artırdı. Biz kazanmış gibi bir neşe oldu takımda”.
-"EN BÜYÜK DEĞİŞİM FUTBOLCULARDA"-
“Çok fazla şey değişmedi aslında takımda.. Antrenman tekniği, ciddiyet, futbolculardan isteklerimiz değişmedi. Hiç kimseyi ayırmamak lazım, hemen hemen Fenerbahçe ailesini oluşturan herkes Malatya maçından sonra düşündü. Şapkasını öne alıp, ne yapmamız gerektiğini düşündü.
Bu değişimde futbolcu grubuna ne anlatırsanız anlatın; en doğrular bile olsa onları özümseyip yapma iradesi göstermedikçe hepsi boştur. En önemli değişim oyuncu grubunda oldu. Söylenenleri yapma ve daha fazlasını yapmak konusunda irade gösterdiler. Aslında daha da kapasiteleri var. Ama en büyük değişim buydu.”
-“ANTALYALI FENERBAHÇELİLER BİZİ HAYATA DÖNDÜRDÜ”-
"Yakın tarihteki en dip denilen noktaydı Malatya maçı. Suratlarımızdaki ifadelerden belliydi o durum. Sivas’taki şampiyonluk coşkusu güzeldi ama Antalya’da bizi karşılayan Fenerbahçeliler başlangıcı yaptı. Biz duyguları dipte veya zirvede yaşıyoruz. Oradaki karşılama olağanüstüydü denilebilir. Berbat bir ruh haliydi. İnsanları orada görünce beklediğimiz şey tepkiydi. Zaman zaman tepki konmalı ama şiddet şiddeti doğuruyor. Bence o gün bizi hayata döndüren Antalyalı Fenerbahçeliler oldu. Kendinize getirdi, yeniden doğdurdu, bir yeni sayfa açmamızı sağladı.. Onlara teşekkür ediyorum. Böyle olmalı bence. Protesto eleştiri, performans artırır ama aşırı tepki ve şiddet yaratıcı insanları aşağı çeker.."
-ALEX’TEN NE İSTENMİŞTİ?-
“Sezon başındaki transferlerde altını çizdiğim şey şuydu. Daha hızlı oynamamız gerektiğini söyledim. Daha hızlı kaleye gitmeliydik. Bugünün futbolunda oyuncuların koşu mesafeleri arttı. Kademeler daha fazla yardımlaşma daha fazla. Fark yaratmak için hızlı düşünen ve uygulayan oyuncular olmalıydı. Transferi buna göre yaptık. Maçı sonuna kadar oynayan mücadeleye bırakmayan , 2-0 geride de olsa aynı ruhla mücadeleyi sonuna kadar sürdüren oyucu grubu alacağız dedik. Oturtmaya çalıştığımız zemin buydu. Alex normal şartlarda hızlı düşünen, belki de dünyada en hızlı düşünen oyuculardan biri. Her yerde bunu söyledim. Polemik yaratmak isteyenlerse; söylenenleri dinlemek yerine, cımbızla kelime aldı.. Hızlı düşünen ama oyun içerisindeki mesafesi yüksek bir oyuncu değil Alex. Bunu ben de kamuoyu da biliyor. Bu mesafe yüksek olmayınca, hızı da yüksek olmayınca, sorun yaşandı. Başladığımız zaman fizik gücümüz kötüydü. 14 kişiyle başlamıştık. Önemli maçları erken oynadık ki bu rakipler Türkiye’dekilere göre daha diriydi. Ön tarafta sadece Alex değil, kanatlardaki oyuncular ve ön tarafımız da oyuncularımız alınmasın ama çok şeffaftı. Rakipler çok kolay geliyorlardı. Bunu tamir etmeliydik. Alex’in daha çok sorumluluk alması gerekiyordu. Çok net yüzüne de söyledim. Savunma yapmasını isteyecek kadar ne ben safım, ne de başkası böyledir..Alex yüksek hızlı düşünen bir oyuncu bunu da sahada göstermesi gerekliydi .Daha çok topla buluşmalıydı.. Benim ondan istediğimi belki anlatamadım ama bütün Fenerbahçeliler’in de, teknik direktör olarak benim de istediği daha fazla topla temas etmesiydi. O zaman fark yaratan bir oyuncu.. Sonra Alex de öne geldi. Bursasppor maçı onun da Fenerbahçe için de geri dönüş maçıdır. O andan itibaren Alex öne çıkınca takım da öne çıktı. Takım çıkınca Alex daha da çıktı. Topun iyi oynamasını sağladı Alex. Mesela Topuz Kayserispor’da yıldızken, Fenerbahçe’de sistem içinde yıldız oldu. Gökhan Gönül gönlünü ortaya koydu çok yüksek başarı grafiğiyle oynadı. Emre, Cristian, Selçuk, Santos’la birlikte Alex’in topla buluşması arttı. Dünyada 10 tane yüksek tekniğe sahip oyuncu varsa biri Alex’tir. Ama daha çok topla oynaması gerekliydi.”
-“BİR TAKIMDA ALEX VARSA…”-
“Daum ve Aragones de benzer uygulamalar yaptı. Biz Bursaspor maçında yaptık, Semih’le Niang’ı önde tutup Alex’i arkada tuttuk. Büyük baskıyla başladığımız maçta, ilk yarıda sıkıntı oldu ama sonrasında kontrolü aldık. Alex’in olduğu takımda düzen değişikliği yapmak kolay değil. Topu isteyen oyuncular bunlar. Pek çok oyuncu da onlara topu vermek isterler. Bu tür oyuncuların olduğu takımda düzen değişikliğine gitmek doğru değil.. Alex sağlamsa, oraya yerleşir takım da ona göre dizayn edilir. Bu tür oyuncular daha çok top istemeyi alışkanlık durumuna getirmeli. Bunu yaptıkları sürece, hiçbir antrenör, eğer akıl sağlığını yitirmediği sürece bu tür oyunculardan maksimum faydalanma çabası gösterir.”
-“KİMLER GELECEK, KİMLER GİDECEK?”-
“Savunmaya katkı yapmalıyız, orta sahanın ortasına takviye gerekli. Burada daha fazla kaliteli buluşmayı sağlayacak oyuncu ve belki forvete yoğunlaşma var. Ana olarak 2-3 oyuncu doğru olacak gibi gözüküyor.. Ayrılacak oyuncular var ama dillendirmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Yabancı transferi yapacaksam yabancı göndermeliyiz. İşin matematiği var. Yerli de hem düşündüğümüz hem de görüştüğümüz oyuncular var. Bugün tamamen ve tamamen bu hikayenin tadını çıkarma günü. Birkaç gün tadını çıkarıp sonra transfere yönlenebiliriz. Devre arasında bir oyuncu düşünüyorduk ama sonrasında vazgeçtik ve böyle devam ettik.”
-“ŞAMPİYON OLAMAKSAK KARARIM..”-
“Şampiyon olamasak zordu. Ancak Fenerbahçe bu sendromu kaldırırdı. İki sene gördü bunu. Birincisinden sonra ertesi sene şampiyon oldu, ikincisinden sonra da oldu.. Hacmi, gücü, organizasyonu bunu kaldırmaya uygun. Fenerbahçe’yi yönetenler, sevenler de insan sonuçta, herkes için üzüntü kaynağı olurdu, ilerleyen yıllarda gerginliği stresi artırırdı. Ne olurdu, benle ilgili karar mercii o zaman kendim olacaktım, böyle bir şey gerçekleşse kararımı görürdünüz. Şimdi söylemeye gerek yok. Kaybedeceğinizi düşünerek yaşamak zor, kazanacaklarımızı düşünerek gittik ve öyle döndük..”
-“SAMİMİYET DUYGUSU HAYATTA EN ÖNEMLİ ŞEYİMDİR”-
“Futbolcularla iletişimimde özel bir yöntemim yok. Buradaki en önemli şey samimiyet. Uzaktan görenler beni soğuk ve kasıntı düşünürler. Böyle olmadığımı düşünenler sonra yanıma gelirler. Samimiyet duygusu hayatta en önemli şeyimdir. Kolay kolay özellikle de bilerek büyük hatalar içinde yer almam. İçtenliğimi veriyorum, oyuncularım da bana içtenlik veriyor . Kolay değil ama, bir futbol takımında en önemli şey bu.. Bu şampiyonluğu zorlu evrelerden sonra geldi, sonuna kadar bekledik. Tesislerdeki eğlencede de kontrolden çıktım. Görüntü alındığını biliyordum ama canlı yayın olduğunu bilmiyordum. Ertesi gün izledim, affetsinler diyorum”.
-“KUPAYI KALDIRMASI GEREKENLER OYUNCULARDIR”-
“Kupayı kaldırma anında çok zorlandım, kupaya gitmek için. Kupayı kaldırması gerekenler oyunculardır. Tabii ki biz ve yönetim yönlendirici ve seçiciğiz. Ama futbol dünyasının aktörü futbolculardır. Tevazu diye düşünülmesin. Hep inandığım şey de budur. Kupa her zaman futbolcuların elinde olmalı.”
-“TRABZONSPOR'UN PERFORMANSI ÖVGÜNÜN ÖTESİNDE”-
“Trabzonspor'un performansı övgünün ötesinde. Bütünüyle baktığınız zaman bu yarışın içinde kalabilmek çok zordu. Benim de tahmin ettiğimin dışında performans sergilediler. Trabzonspor'un ortaya koyduğu sportif mücadele her türlü övgünün üzerinde. Burada yapacağımız her konuşma tamamen doğal olsa da, son derece yanlış anlaşılabilir. Olağanüstü performans koymuş bir Fenerbahçe var ve bu yarışın içinde olmak her türlü övgünün üzerinde..”
-“GALATASARAY MAÇI..”-
“Bizim ilk yarımıza damga vuran en önemli şeyi içeride çok iyi maçlar oynadık, maçın başlarında net skorlar aldık. Beşiktaş ve Galatasaray maçında da... Beşiktaş maçında 5-6 net pozisyon vardı. Ama hep şu negatif elektrik geliyordu tribünden; güven eksikliği. Yaşadığımız günler bana hep şunu gösterdi, skor ne olursa olsun negatiflik tribünden bize geliyordu. Trabzonspor maçında bunu terse çevirdik. İnanılmaz bir güven oluştu, sonra tribünler bizi itti. Hepsini toplayıp geldiğimiz maç Galatasaray maçıydı. Galatasaray bütün sıkıntısını çözmek için Fenerbahçe maçını belirlemişti. Ankaragücü maçında pek çok sınırdaki oyuncuyu oynatmadılar.. Galatasaray takımı güçlü bir takım oyun organizasyonuna sahip, en organize takımlardan biri. O gün açısından söylüyorum, kendilerini çok izledim.. Çok zor geçmeye aday bir maçtı ve üzerimize çok geleceklerdi. Oradan galip gelmek şampiyonluk yolunda bizi bir kat büyütecekti. Maç sonunda ‘yelkenlerimiz rüzgarla doldu’ diye bu nedenle dedim..”
-KIRILMA MAÇLARI-
“82’şer puanla bitirdik ve 34 maçın da nefes alacak durumu tok. Birini öne çıkarmak diğerlerine haksızlık olur. Ama Gazinantepspor maçı 90+4’te geldi, Karabük maçı, Trabzonspor maçı da kırılma anlarıydı. 1 puanın 1 golün bile önemli olduğu, damla damla bittiği bir yerdi ama hiçbirini birbirinden ayıramam. Yine de içeride oynadığımız Trabzonspor maçında Selçuk kırmızı kart gördü, bir frikik direkten döndü Volkan’ın kurtarışıyla ve bunun dışında rakibe pozisyon vermedik. O ofansif takımı zaafiyete uğrattık. Kayserispor maçı da çok önemliydi. Antep maçında bütün maçı yüksek arzuyla oynadık, Bursaspor maçının da ikinci yarısı futbol kalitemizin yüksek olduğu bir maçtı..”
-“SEMİH KALMALI”-
“Semih’in takımda olmasını arzu ediyorum. Önemli bir oyuncu. Yabancı oyuncular dönem dönem geliyor ve gidiyorlar. Yerliler ise bu takımın kökü olmalı. Gelenekleri ve adetleri yaşatanlar olmalılar. Kalması gerektiği konusunda düşüncemi daha önce de iletmiştim”.