` Nur ~
Bayan Üye
Unutulmaz'ın başrol oyuncusu Özlem Yılmaz, "Ağlamaktan gözlerimi kaybedecektim"
Ekranlrın ilgiyle izlenen dizisi Unutulmaz'ın genç oyuncusu Özlem Yılmaz içinde yaşadığı camiaya ağır eleştirilerde bulundu. Özlem Yılmaz'la Bugün gazetesinden Şebnem Özcan konuştu...
** 'Unutulmaz'ın kaçıncı bölümünü çekiyorsunuz?
53'üncü bölümü çekiyoruz. 1.5 seneye yaklaştık. Hiç tatil yapmadan aralıksız çalışıyoruz. Dizi piyasasında bunun bir rekor olduğu söyleniyor.
** Dizide 'Eda' karakterini canlandırıyorsunuz, hangi konularda Eda sizi zorluyor?
Eda çok ağlıyor, çok sinirlendiriyor beni. Ben de normalde çok kolay ağlarım. Düşünün Fenerbahçe'nin final maçını 85'inci dakikadan sonra izleyemedim. Çok ağladım.
** Dizi setlerinde neler yaşıyorsunuz, manevi zorluklarını biraz anlatır mısınız?
İlk başlarda çok daha yorucu oluyordu. Psikolojik olarak ben bittim zaten. Çünkü rolüm gereği 1,5 yıldır sürekli ağlıyorum. Evden çok setteyim. Sürekli bunalımdayım. Eve gidince, "Özlem kendine gel" diye tokatlıyorum kendimi...
** Sizin bir yıl önceki halinizi ben de çok iyi biliyorum. Çok daha dinamik ve sağlıklı görüntünüz vardı. Şimdi sanki kamburunuz çıkmış.
Annem bu halime çok üzülüyor, "Dizi seni çok yordu, suratın, yüzün gözün dağıldı, ay canım benim" diyor. Normalde kafamda üç tane beyaz saç vardı. Dizinin 3'üncü ayından itibaren şu anda saçlarım bembeyaz, sayamazsın sayısını.. Annem beyazlayan saçlarıma bakıp bakıp ağlamaya başlıyor "Göndermeyeceğim seni sete" diyor.
** Hiç bu işi bırakmayı düşündünüz mü?
İş olmadığı için evde çok bunaldığım oldu. Ama onun dışında, "Aayyy bana artık iş gelmez. Ben bittim" gibi bir psikolojiye girmedim. Olur, her şeyde bir hayır vardır. Unutulmaz beni yıldız yapacak mı bilmiyorum... Sanmıyorum, daha iyisi olacağını düşünüyorum. Bakıyorum şu anda kim iyi; Özgü Namal çok iyi oyuncu olarak anılıyor ya da Nurgül Yeşilçay. Parladıkları yaşlarına bakıyorum, ben çok küçüğüm da ha ya.
** Kaç yaşındasınız?
23 yaşındayım. Bu yüzden insanlar 40 yaşında bile parlıyorlarsa benim daha zamanım var. Herkesin bir zamanı var.
** İleride kendinizi nerede hayal ediyorsunuz?
İlla bu sektörde değil, bir koltuğum olsun, patron olayım, yaşlanınca oyunculuk yapamam çünkü..
** Ödül almak istemez misiniz?
Ödüle inanmıyorum ki? Asla inanmıyorum. Belki yabancı ülkelerde de ödül dağıtılırken kumpas yapılıyordur ama Türkiye'deki ödül sistemine asla inanmıyorum. Bu yüzden herhangi bir yere katkım olursa ya da izleyici teşekkür plaketi gibi olursa o zaman bana verilecek ödülü kabul ederim. Ödül olarak gelirse kabul etmem, teşekkür plaketi olarak gelirse tamamdır. Birincisin, ikincisin ya da en iyi oyuncu sensin demeleri beni hiç ilgilendirmiyor ve bütün bunlar bana yalan geliyor. Bunun birçok açılımı var, Ayşe Hanım bilmem ne ödülünü size vermek istiyoruz gelir misi niz, Ayşe Hanım işi çıktığını söyleyip gelmiyor. Bu sefer Fatma Hanım'ı arıyorlar sizi seçtik, gelin ödülünüzü alın diyorlar, halbuki ödül Ayşe'nin ama Fatma'nın bundan haberi yok. Bence birçok ödül töreninde durum böyle. Sonuçta bir organizasyon düzenliyorsun, kimi getirirsen kâr kârdır, birileri gelmeli ki ödül töreni gerçekleşmeli değil mi?
"BU PİYASANIN İÇİNDEKİ İNSANLARDAN PEK HOŞLANMIYORUM"
** Oynadığınız diziler peş peşe yayından kaldırılınca bunalıma girdiniz mi?
'Zoraki Koca' uzun sürmüştü. Zoraki Koca'dan evvel dört proje daha yapmıştım ama onlar da çok erken bitmişti. Bir dizi kalktıysa başroldeki oyuncularda iş yok, eğer dizi devam ediyorsa ekip süper. Ben bu anlayışı anlayamıyorum. Gerçekten algılayamıyorum. Dışarıdan bir insan, halktan bir insan bunu bu şekilde düşünebilir ama yapımcı ya da kanal bunu böyle düşünemez. Çünkü işin içindesin ya sen... Senaryosuyla, yönetmeniyle, ekibiyle oyuncusuyla, kanalla . her şeyin dizinin kalkmasına sebep olacağını bilmen gerek. 'Unutulmaz'dan önce benim için, "Boş ver bu kızı, zaten önceki dizileri tutmadı ki?" dediler. Kulağıma geldi bütün bunlar. Yapımcımız Ahmet Bayram çok ileri görüşlü bir insan. Projesine ve ekibine sonuna kadar inandı, sahip çıktı, hep birlikte başarıya ulaştık.
** İşsizken evde oturuyordunuz, kim arayıp, kim soruyordu sizi?
Benim piyasanın dışında ayrı bir ortamım var. Genelde ailemle birlikteyim. Arkadaşlarım çocukluk arkadaşlarım. Evet işimi çok seviyorum ama piyasanın insanlarından çok hoşlanmıyorum. Çok nadir sayabilirim isimleri. Görüştüğüm insanlar bir elin parmaklarını geçmez.
BU SEKTÖRDE ÇENEMİ KAPATMALIYIM
** Bu piyasa sizden ne bekliyor dersiniz?
Çenemi kapamamı bekliyor. O anda benim için doğru olan neyse, kim olursa olsun söylüyorum. Yönetmen, yapımcı, kanaldan biri gelsin hiç fark etmiyor. Doğrum neyse söylerim, ama bunu söylersem ya işimden olursamı hiç düşünmem.
** Hatanız da bu o zaman?
Evet, o zaman ben çeçeron, çalışılması zor kadın oluyorum. Sussam, çenemi kapatsam benden efendisi yok ki zaten. Ama ben, bana doğru gelmeyen şeyi savunamam. Bu piyasada sen sen olmaman lazım.
AĞLAMAKTAN GÖZÜMÜ KAYBEDECEKTİM
** Rahat göz yaşı akıtmak için, sektördeki diğer oyuncuların yaptığı gibi göz damlalarını kullandınız mı?
Kullandım tabii. Benim kadar ağlayan oyuncu hayatımda görmedim. Arayın, bulamazsınız. Zaten, göz taşı rahatsızlığına yakalandım çok ağlamaktan. Gözün iç kısmında beyaz beyaz kabarcıklar çıktı, neredeyse gözümü kaybedecektim. Hem stres hem de çok ağlamaktan olurmuş. Gözümün akı kopuyor sandım, elime geldi düşünün. Çok acıyordu arabada, erkek arkadaşım Berkan vardı "Aman benim gözüm çıkıyor" dedim. Çok korktuk. Halk dilinde, göz taşı, göz batması oluyor. İlaç verdiler, göz damlası... Onu damlatıp ağlıyorum.
KÜÇÜKKEN ÇOK RUH ÇAĞIRDIM UZAYLILARA İNANIRIM
** Küçükken hiç ruh çağırdınız mı?
Çağırdık. Kuzenlerle çok yapardık. Hepimiz toplanırdık ruh çağırırdık. Perdelere ip bağlardık ve çekerdik, birbirimizi korkuturduk, "Oooo bakın ruh geldi" diye. "Ey ruh, geldiysen üç defa tık tıkla" dedim. Bu arada kahve fincanını mıknatısla oynatıyordum. O sırada kapı çalmaz mı üç kere. Ödümüz koptu neredeyse altıma yapacaktım. Meğerse gelen anneannemmiş, bizi merak etmiş. - Uzaylılara inanır mısınız? Evet Uzaylılara inanıyorum. Bu koskoca evrende biz tek tür biz olamayız. Bence uzaylılar var ve aramızda gezip duruyorlar. Gerçi şimdiye kadar hiç karşıma çıkmadılar. Ayrıca cin ve perilere de inanıyorum.
Ekranlrın ilgiyle izlenen dizisi Unutulmaz'ın genç oyuncusu Özlem Yılmaz içinde yaşadığı camiaya ağır eleştirilerde bulundu. Özlem Yılmaz'la Bugün gazetesinden Şebnem Özcan konuştu...
** 'Unutulmaz'ın kaçıncı bölümünü çekiyorsunuz?
53'üncü bölümü çekiyoruz. 1.5 seneye yaklaştık. Hiç tatil yapmadan aralıksız çalışıyoruz. Dizi piyasasında bunun bir rekor olduğu söyleniyor.
** Dizide 'Eda' karakterini canlandırıyorsunuz, hangi konularda Eda sizi zorluyor?
Eda çok ağlıyor, çok sinirlendiriyor beni. Ben de normalde çok kolay ağlarım. Düşünün Fenerbahçe'nin final maçını 85'inci dakikadan sonra izleyemedim. Çok ağladım.
** Dizi setlerinde neler yaşıyorsunuz, manevi zorluklarını biraz anlatır mısınız?
İlk başlarda çok daha yorucu oluyordu. Psikolojik olarak ben bittim zaten. Çünkü rolüm gereği 1,5 yıldır sürekli ağlıyorum. Evden çok setteyim. Sürekli bunalımdayım. Eve gidince, "Özlem kendine gel" diye tokatlıyorum kendimi...
** Sizin bir yıl önceki halinizi ben de çok iyi biliyorum. Çok daha dinamik ve sağlıklı görüntünüz vardı. Şimdi sanki kamburunuz çıkmış.
Annem bu halime çok üzülüyor, "Dizi seni çok yordu, suratın, yüzün gözün dağıldı, ay canım benim" diyor. Normalde kafamda üç tane beyaz saç vardı. Dizinin 3'üncü ayından itibaren şu anda saçlarım bembeyaz, sayamazsın sayısını.. Annem beyazlayan saçlarıma bakıp bakıp ağlamaya başlıyor "Göndermeyeceğim seni sete" diyor.
** Hiç bu işi bırakmayı düşündünüz mü?
İş olmadığı için evde çok bunaldığım oldu. Ama onun dışında, "Aayyy bana artık iş gelmez. Ben bittim" gibi bir psikolojiye girmedim. Olur, her şeyde bir hayır vardır. Unutulmaz beni yıldız yapacak mı bilmiyorum... Sanmıyorum, daha iyisi olacağını düşünüyorum. Bakıyorum şu anda kim iyi; Özgü Namal çok iyi oyuncu olarak anılıyor ya da Nurgül Yeşilçay. Parladıkları yaşlarına bakıyorum, ben çok küçüğüm da ha ya.
** Kaç yaşındasınız?
23 yaşındayım. Bu yüzden insanlar 40 yaşında bile parlıyorlarsa benim daha zamanım var. Herkesin bir zamanı var.
** İleride kendinizi nerede hayal ediyorsunuz?
İlla bu sektörde değil, bir koltuğum olsun, patron olayım, yaşlanınca oyunculuk yapamam çünkü..
** Ödül almak istemez misiniz?
Ödüle inanmıyorum ki? Asla inanmıyorum. Belki yabancı ülkelerde de ödül dağıtılırken kumpas yapılıyordur ama Türkiye'deki ödül sistemine asla inanmıyorum. Bu yüzden herhangi bir yere katkım olursa ya da izleyici teşekkür plaketi gibi olursa o zaman bana verilecek ödülü kabul ederim. Ödül olarak gelirse kabul etmem, teşekkür plaketi olarak gelirse tamamdır. Birincisin, ikincisin ya da en iyi oyuncu sensin demeleri beni hiç ilgilendirmiyor ve bütün bunlar bana yalan geliyor. Bunun birçok açılımı var, Ayşe Hanım bilmem ne ödülünü size vermek istiyoruz gelir misi niz, Ayşe Hanım işi çıktığını söyleyip gelmiyor. Bu sefer Fatma Hanım'ı arıyorlar sizi seçtik, gelin ödülünüzü alın diyorlar, halbuki ödül Ayşe'nin ama Fatma'nın bundan haberi yok. Bence birçok ödül töreninde durum böyle. Sonuçta bir organizasyon düzenliyorsun, kimi getirirsen kâr kârdır, birileri gelmeli ki ödül töreni gerçekleşmeli değil mi?
"BU PİYASANIN İÇİNDEKİ İNSANLARDAN PEK HOŞLANMIYORUM"
** Oynadığınız diziler peş peşe yayından kaldırılınca bunalıma girdiniz mi?
'Zoraki Koca' uzun sürmüştü. Zoraki Koca'dan evvel dört proje daha yapmıştım ama onlar da çok erken bitmişti. Bir dizi kalktıysa başroldeki oyuncularda iş yok, eğer dizi devam ediyorsa ekip süper. Ben bu anlayışı anlayamıyorum. Gerçekten algılayamıyorum. Dışarıdan bir insan, halktan bir insan bunu bu şekilde düşünebilir ama yapımcı ya da kanal bunu böyle düşünemez. Çünkü işin içindesin ya sen... Senaryosuyla, yönetmeniyle, ekibiyle oyuncusuyla, kanalla . her şeyin dizinin kalkmasına sebep olacağını bilmen gerek. 'Unutulmaz'dan önce benim için, "Boş ver bu kızı, zaten önceki dizileri tutmadı ki?" dediler. Kulağıma geldi bütün bunlar. Yapımcımız Ahmet Bayram çok ileri görüşlü bir insan. Projesine ve ekibine sonuna kadar inandı, sahip çıktı, hep birlikte başarıya ulaştık.
** İşsizken evde oturuyordunuz, kim arayıp, kim soruyordu sizi?
Benim piyasanın dışında ayrı bir ortamım var. Genelde ailemle birlikteyim. Arkadaşlarım çocukluk arkadaşlarım. Evet işimi çok seviyorum ama piyasanın insanlarından çok hoşlanmıyorum. Çok nadir sayabilirim isimleri. Görüştüğüm insanlar bir elin parmaklarını geçmez.
BU SEKTÖRDE ÇENEMİ KAPATMALIYIM
** Bu piyasa sizden ne bekliyor dersiniz?
Çenemi kapamamı bekliyor. O anda benim için doğru olan neyse, kim olursa olsun söylüyorum. Yönetmen, yapımcı, kanaldan biri gelsin hiç fark etmiyor. Doğrum neyse söylerim, ama bunu söylersem ya işimden olursamı hiç düşünmem.
** Hatanız da bu o zaman?
Evet, o zaman ben çeçeron, çalışılması zor kadın oluyorum. Sussam, çenemi kapatsam benden efendisi yok ki zaten. Ama ben, bana doğru gelmeyen şeyi savunamam. Bu piyasada sen sen olmaman lazım.
AĞLAMAKTAN GÖZÜMÜ KAYBEDECEKTİM
** Rahat göz yaşı akıtmak için, sektördeki diğer oyuncuların yaptığı gibi göz damlalarını kullandınız mı?
Kullandım tabii. Benim kadar ağlayan oyuncu hayatımda görmedim. Arayın, bulamazsınız. Zaten, göz taşı rahatsızlığına yakalandım çok ağlamaktan. Gözün iç kısmında beyaz beyaz kabarcıklar çıktı, neredeyse gözümü kaybedecektim. Hem stres hem de çok ağlamaktan olurmuş. Gözümün akı kopuyor sandım, elime geldi düşünün. Çok acıyordu arabada, erkek arkadaşım Berkan vardı "Aman benim gözüm çıkıyor" dedim. Çok korktuk. Halk dilinde, göz taşı, göz batması oluyor. İlaç verdiler, göz damlası... Onu damlatıp ağlıyorum.
KÜÇÜKKEN ÇOK RUH ÇAĞIRDIM UZAYLILARA İNANIRIM
** Küçükken hiç ruh çağırdınız mı?
Çağırdık. Kuzenlerle çok yapardık. Hepimiz toplanırdık ruh çağırırdık. Perdelere ip bağlardık ve çekerdik, birbirimizi korkuturduk, "Oooo bakın ruh geldi" diye. "Ey ruh, geldiysen üç defa tık tıkla" dedim. Bu arada kahve fincanını mıknatısla oynatıyordum. O sırada kapı çalmaz mı üç kere. Ödümüz koptu neredeyse altıma yapacaktım. Meğerse gelen anneannemmiş, bizi merak etmiş. - Uzaylılara inanır mısınız? Evet Uzaylılara inanıyorum. Bu koskoca evrende biz tek tür biz olamayız. Bence uzaylılar var ve aramızda gezip duruyorlar. Gerçi şimdiye kadar hiç karşıma çıkmadılar. Ayrıca cin ve perilere de inanıyorum.