Ağaçlar dövünürken lodosun ağzında
Deniz öfkesini kusuyor
Yarık dalganın karnına
Ceninler doğuyor ayakuçlarımda sızlana sızlana
Çırpınıyor çarşaflarımda karanlık
Bedenimden terler süzülüp etrafını yaktıkça
Gece sırnaşıyor
Yalnızlık bastıkça omuzlarıma
Karamsar bakışlar dolanıyor damarlarımda
Beynime örümcek ağını işlemiş
İtiliyorum...
Zamanın dul kaldığı bir dağın başına
Ve...
Tanrı kitaplarını çarpıyor suratıma
Dilimin üstünde beslenen küfürler
Tövbe edip zikredeceği sıra
Affım yok! diyor melek
Günahı şeytan bağladı boynuna
Çingene kadınların ağıtları
Çırpınarak sarılıyor kulaklarıma
Ellerinde utancımın karası
Yüzümde uyuyan çocuğun yüreğine sokup
Göz pınarlarına çalıyorlar
Gökyüzünde çaresizliğin külleri savrulurken
Kuşlar göğüslerindeki suyu kanatıp
Tenimden ömür siliyor
Dizlerime sarılı tutunan acizliğim
Toprağa düşüyor tutamıyorum
Çamurun da
Kimsesiz dudak izim...
Ölü şairin
Yarım kalan adı konulmamış öksüz şiirleri
Ayazın hırçınlığıyla kuruttuğu
Parmaklarımın arasında titrerken
Yırtılan hayallerimi tozlu kirpiklerim süpürüp
Bağrımdaki ateşin göbeğinde ağlatarak yakıyor
Güneşin avuçlarıma doğurduğu kadın ise
Gözleriyle umutlarımı sömürüp
Diliyle iliklerimdeki hayatı çalıyor
Suratında acıtan kahkaha
Ekilen derin izlerin
Sancısını iki yandan kırık belime sarılı
Etten bedenin sarmaladığı ruhum kıvranırken
Söz girdaplarım artık dünyaya kapalı
Ölüm ise kucağıma kuruldu
Demsiz öpücükleri dudağının kenarında yara
Benimle oynaşıyor delisi olduğum kuyuda
Deniz öfkesini kusuyor
Yarık dalganın karnına
Ceninler doğuyor ayakuçlarımda sızlana sızlana
Çırpınıyor çarşaflarımda karanlık
Bedenimden terler süzülüp etrafını yaktıkça
Gece sırnaşıyor
Yalnızlık bastıkça omuzlarıma
Karamsar bakışlar dolanıyor damarlarımda
Beynime örümcek ağını işlemiş
İtiliyorum...
Zamanın dul kaldığı bir dağın başına
Ve...
Tanrı kitaplarını çarpıyor suratıma
Dilimin üstünde beslenen küfürler
Tövbe edip zikredeceği sıra
Affım yok! diyor melek
Günahı şeytan bağladı boynuna
Çingene kadınların ağıtları
Çırpınarak sarılıyor kulaklarıma
Ellerinde utancımın karası
Yüzümde uyuyan çocuğun yüreğine sokup
Göz pınarlarına çalıyorlar
Gökyüzünde çaresizliğin külleri savrulurken
Kuşlar göğüslerindeki suyu kanatıp
Tenimden ömür siliyor
Dizlerime sarılı tutunan acizliğim
Toprağa düşüyor tutamıyorum
Çamurun da
Kimsesiz dudak izim...
Ölü şairin
Yarım kalan adı konulmamış öksüz şiirleri
Ayazın hırçınlığıyla kuruttuğu
Parmaklarımın arasında titrerken
Yırtılan hayallerimi tozlu kirpiklerim süpürüp
Bağrımdaki ateşin göbeğinde ağlatarak yakıyor
Güneşin avuçlarıma doğurduğu kadın ise
Gözleriyle umutlarımı sömürüp
Diliyle iliklerimdeki hayatı çalıyor
Suratında acıtan kahkaha
Ekilen derin izlerin
Sancısını iki yandan kırık belime sarılı
Etten bedenin sarmaladığı ruhum kıvranırken
Söz girdaplarım artık dünyaya kapalı
Ölüm ise kucağıma kuruldu
Demsiz öpücükleri dudağının kenarında yara
Benimle oynaşıyor delisi olduğum kuyuda