Salvo
Kayıtlı Üye
Bizans'ın Yeniden Güçlenmesi; Girit'in Nicephorus Tarafından Ele Geçirilmesi
Müslümanlar için esef duyulacak bir olay olan Abbasi imparatorluğunun iç sürtüşmelerden dolayı hızla gerilemesi, Bizans İmparatorluğunun, özellikle imparator VIII. Konstantin (h. 912-59) ve halefi II. Romanus (h.959-63) dönemlerinde büyük bir askeri güç kazanmasıyla aynı döneme rastladı. Müslümanlar, paralı Türk askerlerin Bağdat'ta birbiri ardınca yaptıkları hükümet darbeleri ve Karmetilerin aşağı Irak ve Suriye'yi harabeye çevirmelerinden muzdaripken, Bizans'ın yeni saldırgan imparatorları savunmalarını güçlendirmekle ve kendilerini güçlü bir ordu ve donanmayla teçhiz etmekle meşguldüler. Bizanslıların eline, neredeyse üç asır boyunca hem büyük savaşlarda, hem de “Savaşçı” (kafire karşı) anlamındaki “gazi” şeref payesini taşıyan kendilerini dine adamış sınır muhafızları tarafından yapılan geleneksel yıllık saldırılarda, Müslümanların elinde yaşadıkları korkunç felaketlerin Öcünü alma fırsatı verilmişti. Stratejik öneme haiz Toros geçitlerini tahkim edip emniyete aldıktan sonra, Makedonyalı imparatorlar Müslümanlara saldırdılar ve savunmasız bir şekilde merhametlerine kalmış olan Kuzey Suriye ve frak ovalarında; Müslümanlara çok sayıda mağlubiyet yaşattılar.
Romanus, 961'de dikkatlerini, Müslümanların kuvvetli bir nüfuza sahip oldukları Akdeniz'e çevirdi. 827'den beri Müslümanların kontrolünde olan ve Bizanslıların tekrar ele geçirmek için yaptıkları çok sayıda teşebbüsün akim kaldığı Girit adasını kurtarmak için, çıkılan seferin komutasını daha sonra imparator olan (963-9) Niceporus Phocus'a verdi. Necephorus, neredeyse 24.000 adamla, bütün Bizans Donanmasını bu teşebbüs için harekete geçirdi ve Müslümanların bütün direnişlerini merhametsizce bir kıyımla kırarak adayı aldı.
Adanın ele geçirilmesi Bizanslılara Akdenizde bir dizi saldırılar daha yapmak için avantajlı bir durum sağladı; ada, o zamandan itibaren, 1669'da Osmanlıların eline geçinceye kadar, Hristiyanlarda kaldı.
Müslümanlar için esef duyulacak bir olay olan Abbasi imparatorluğunun iç sürtüşmelerden dolayı hızla gerilemesi, Bizans İmparatorluğunun, özellikle imparator VIII. Konstantin (h. 912-59) ve halefi II. Romanus (h.959-63) dönemlerinde büyük bir askeri güç kazanmasıyla aynı döneme rastladı. Müslümanlar, paralı Türk askerlerin Bağdat'ta birbiri ardınca yaptıkları hükümet darbeleri ve Karmetilerin aşağı Irak ve Suriye'yi harabeye çevirmelerinden muzdaripken, Bizans'ın yeni saldırgan imparatorları savunmalarını güçlendirmekle ve kendilerini güçlü bir ordu ve donanmayla teçhiz etmekle meşguldüler. Bizanslıların eline, neredeyse üç asır boyunca hem büyük savaşlarda, hem de “Savaşçı” (kafire karşı) anlamındaki “gazi” şeref payesini taşıyan kendilerini dine adamış sınır muhafızları tarafından yapılan geleneksel yıllık saldırılarda, Müslümanların elinde yaşadıkları korkunç felaketlerin Öcünü alma fırsatı verilmişti. Stratejik öneme haiz Toros geçitlerini tahkim edip emniyete aldıktan sonra, Makedonyalı imparatorlar Müslümanlara saldırdılar ve savunmasız bir şekilde merhametlerine kalmış olan Kuzey Suriye ve frak ovalarında; Müslümanlara çok sayıda mağlubiyet yaşattılar.
Romanus, 961'de dikkatlerini, Müslümanların kuvvetli bir nüfuza sahip oldukları Akdeniz'e çevirdi. 827'den beri Müslümanların kontrolünde olan ve Bizanslıların tekrar ele geçirmek için yaptıkları çok sayıda teşebbüsün akim kaldığı Girit adasını kurtarmak için, çıkılan seferin komutasını daha sonra imparator olan (963-9) Niceporus Phocus'a verdi. Necephorus, neredeyse 24.000 adamla, bütün Bizans Donanmasını bu teşebbüs için harekete geçirdi ve Müslümanların bütün direnişlerini merhametsizce bir kıyımla kırarak adayı aldı.
Adanın ele geçirilmesi Bizanslılara Akdenizde bir dizi saldırılar daha yapmak için avantajlı bir durum sağladı; ada, o zamandan itibaren, 1669'da Osmanlıların eline geçinceye kadar, Hristiyanlarda kaldı.