Salvo
Kayıtlı Üye
815
Cabirin Ölümü
Abbasi idarisinin parlak dönemlerinde Kufe'de yetişen meşhur Arap kimyacı Cabir bin Hayyan (Geber) 93 yaşında öldü. İhtilal öncesinde Abbasilerin aktif bir destekçisi olan babasının bulunduğu Tus şehrinde doğan Cabir (daha sonraları Avrupalılar kendisini, eserlerinin Latinceye yapılan tercümeleriyle tanıdılar.), Arap kimyacıların ilki ve aynı zamanda en iyisiydi. Hayat iksirini veya hayatın sırrını ve basit metalleri (yani kurşun, demir, kalay, bakır gibi, kararan veya paslanan metaller) altına dönüştürdüğüne inanılan “felsefe taşını” keşfetme arzusundan esinlerek pek çok deney yaptı. Yaptığı değerli kimyasal deneylerin tarifleri, detaylı ve çok titiz bir şekilde yazdığı ve bugün 22 kadarı Arapça olarak mevcut olan, çok sayıda kitabında bulunmaktadır.
Her ne kadar Cabir çok sayıda kitap yazmışsa da, adını taşıyan (Arapça ve Latince) 100 kadar kitabın hepsinin gerçekten onun tarafından yazılmış olması şüphelidir.
El-İksir denilen mucizevi ilacın, hayatı sonsuza kadar uzatabileceği ve her derde deva olduğu zannediliyordu.
Abbasi idarisinin parlak dönemlerinde Kufe'de yetişen meşhur Arap kimyacı Cabir bin Hayyan (Geber) 93 yaşında öldü. İhtilal öncesinde Abbasilerin aktif bir destekçisi olan babasının bulunduğu Tus şehrinde doğan Cabir (daha sonraları Avrupalılar kendisini, eserlerinin Latinceye yapılan tercümeleriyle tanıdılar.), Arap kimyacıların ilki ve aynı zamanda en iyisiydi. Hayat iksirini veya hayatın sırrını ve basit metalleri (yani kurşun, demir, kalay, bakır gibi, kararan veya paslanan metaller) altına dönüştürdüğüne inanılan “felsefe taşını” keşfetme arzusundan esinlerek pek çok deney yaptı. Yaptığı değerli kimyasal deneylerin tarifleri, detaylı ve çok titiz bir şekilde yazdığı ve bugün 22 kadarı Arapça olarak mevcut olan, çok sayıda kitabında bulunmaktadır.
Her ne kadar Cabir çok sayıda kitap yazmışsa da, adını taşıyan (Arapça ve Latince) 100 kadar kitabın hepsinin gerçekten onun tarafından yazılmış olması şüphelidir.
El-İksir denilen mucizevi ilacın, hayatı sonsuza kadar uzatabileceği ve her derde deva olduğu zannediliyordu.