Ankara İstanbul'un sanat tekelini kırmaya başladı. Anadolu'da adeta rönesans başlatan Başkent'te art arda galeri ve sergiler kapılarını çağdaş sanata açıyor. Sergiler her gün Meclis'te birbiriyle kavga eden siyasileri de farklı görüşlerdeki işadamlarını da buluşturuyor
Yaşanabilir şehirler listesinde Türkiye'nin bir numarası olan Ankara'dan daha farklı bir şey beklenemezdi elbette. Çağdaş sanata, özellikle de yıllardır alıştığımız gibi devlet kaynaklarıyla yaptırılmamış olana büyük bir sahiplenme var Ankara'da. Carlos sonrasında Madrid'de başlayan 'devinim' gibi insanlar gencinden yaşlısına, politikacısından işadamına kadar sokağa dökülüp restoranları, mağazaları, sergileri ya da bilumum etkinlikleri adeta tavaf ediyor. Türkiye'de sanatın gelişiminin belediye tiyatrolarını özelleştirip özelleştirmeme konusuna sıkıştırılıp bırakıldığı bir dönemde aslında Anadolu Rönesansı'nın hızla ilerlediğine şahit oluyoruz. Bunu söylemek için elimizde somut örneklerimiz de var. Zaten onlardan birini yazacağım bugün. Ancak söylemek istediğim birkaç söz daha var öncesinde.
SANAT-BARIŞ-KARDEŞLİK
Sanat Ankara'da İstanbul'da olduğundan farklı ve daha evrensel normlara göre gelişiyor. Örneğin İstanbul'un geçmişten gelen dar elitinin yarattığı sınıfsal kütlük yok Ankara'da. Sanat etkinlikleri, olması gerektiği gibi sınırları kaldırıp, birçok farklı düşünceden Türkiye vatandaşını bir araya getirebiliyor. Onlara günlük yaşamın stresini, tartışmalarını, kavgalarını unutma fırsatı tanıyor. Mesela gün içinde Meclis kürsüsünden birbirlerine en acımasız eleştirileri yapan politikacıları bir tablonun başında kahkahalarla sohbet ederken buluyorsunuz. Sanatın, barışın, kardeşliğin, huzurun verdiği hazla...
BİR GECEDE BİN ZİYARETÇİ
InArtis ve Kült işbirliğinde gerçekleşen Dali sergisini adeta kapalı gişe izleyen Ankara'da bir başka önemli sanat etkinliği daha gerçekleşti. Genç işkadını Güler Ercan'ın kendi adını verdiği sanat galerisi ünlü çağdaş ressam Ahmet Güneştekin'in sergisiyle açıldı. 600 metrekarelik alanda toplam 250 metrekarelik sergileme alanına sahip, iki kata yayılan ve üç sergi salonu bulunan galeride gerçekleşen serginin açılışına bin kişi katıldı.
Neden Güneştekin sergisi?
Güler Ercan'a açılış sergisi için Ahmet Güneştekin'e nasıl karar verdiğini soruyorum. Kendisi de bir koleksiyoner olan Ercan'ın yanıtı, "Ahmet Güneştekin dünya genelinde 100'den fazla kişisel sergi açtı. Artprice sıralamasında, dünyanın en değerli 500 sanatçısı listesinde ülkemizi üst sıralarda temsil ediyor" oluyor.
Koleksiyonerlik aileden geliyor
Güler Ercan'ın ailesi de kendisi gibi koleksiyoner. Ama onlar daha çok klasik eserler toplarken, o tercihini çağdaş eserlerden yana kullanmış. Koleksiyonlarında Neşet Günal, Sabri Berkel, Fikret Mualla, Adnan Çoker, Erol Akyavaş, Nuri İyem, Zekai Ormancı, Hoca Ali Rıza, Ahmet Güneştekin'in eserleri yer alıyor.
Siyah galeri ve bilgi ekranları yer alıyor
Güler Sanat, sadece Ankara'nın değil Türkiye'nin en iddialı galerilerinden biri olmaya aday aslında. Galeride kullanılan özel aydınlatma ürünleri yurtdışından ithal etmiş. Galerinin sahibesi Güler Ercan, bu aydınlatma sisteminin dünyada bir de Londra'daki National Portrait Gallery'de kullanıldığını söylüyor. Nadide eser ve videolar için özel olarak dizayn edilen 'siyah galeri' ise mekanın dikkat çeken bir başka özelliği. İstanbul ve Ankara'da birçok galeri gezip, bunların çoğunluğunda eserlerle ilgili paylaşımın sadece fiyatı düzeyinde olduğunu gören Ercan, katalog dışında sergi alanlarına bilgilendirme ekranları koymuş.
Belli bir zümreye has değil
Koleksiyonerliğe yeni başlayanlar hep aynı soruyu soruyor: "Sanat eseri alırken nelere dikkat edilmeli? Cevabı bu kez Güler Ercan veriyor: "Sanat eseri seçmek çok incelikli bir iş; çok okumanız, çok gezmeniz, gözünüzü eğitmeniz ve piyasayı takip edebilmeniz gerekiyor. Sanıldığı gibi koleksiyonerlik belli bir zümreye has bir durum değildir aslında, deneyimlemeyi istemek kafi."
Sanat eseri mücevherden daha değerlidir
Kariyerini bir kenara bırakıp galeri açan tek kişi Güler Ercan değil elbette. Ercan gibi birçok işadamı var. Onun farkı ise yatırımın büyüklüğü. "Ankara'daki galerileri sönük ve özensiz buluyordum. Sanat eserleri mücevherden bile daha değerlidir benim için. Çünkü malzemenin nadirliğinden öte, yapılan iş tektir. Bir diğer eşi yoktur" diyor.
Yaşanabilir şehirler listesinde Türkiye'nin bir numarası olan Ankara'dan daha farklı bir şey beklenemezdi elbette. Çağdaş sanata, özellikle de yıllardır alıştığımız gibi devlet kaynaklarıyla yaptırılmamış olana büyük bir sahiplenme var Ankara'da. Carlos sonrasında Madrid'de başlayan 'devinim' gibi insanlar gencinden yaşlısına, politikacısından işadamına kadar sokağa dökülüp restoranları, mağazaları, sergileri ya da bilumum etkinlikleri adeta tavaf ediyor. Türkiye'de sanatın gelişiminin belediye tiyatrolarını özelleştirip özelleştirmeme konusuna sıkıştırılıp bırakıldığı bir dönemde aslında Anadolu Rönesansı'nın hızla ilerlediğine şahit oluyoruz. Bunu söylemek için elimizde somut örneklerimiz de var. Zaten onlardan birini yazacağım bugün. Ancak söylemek istediğim birkaç söz daha var öncesinde.
SANAT-BARIŞ-KARDEŞLİK
Sanat Ankara'da İstanbul'da olduğundan farklı ve daha evrensel normlara göre gelişiyor. Örneğin İstanbul'un geçmişten gelen dar elitinin yarattığı sınıfsal kütlük yok Ankara'da. Sanat etkinlikleri, olması gerektiği gibi sınırları kaldırıp, birçok farklı düşünceden Türkiye vatandaşını bir araya getirebiliyor. Onlara günlük yaşamın stresini, tartışmalarını, kavgalarını unutma fırsatı tanıyor. Mesela gün içinde Meclis kürsüsünden birbirlerine en acımasız eleştirileri yapan politikacıları bir tablonun başında kahkahalarla sohbet ederken buluyorsunuz. Sanatın, barışın, kardeşliğin, huzurun verdiği hazla...
BİR GECEDE BİN ZİYARETÇİ
InArtis ve Kült işbirliğinde gerçekleşen Dali sergisini adeta kapalı gişe izleyen Ankara'da bir başka önemli sanat etkinliği daha gerçekleşti. Genç işkadını Güler Ercan'ın kendi adını verdiği sanat galerisi ünlü çağdaş ressam Ahmet Güneştekin'in sergisiyle açıldı. 600 metrekarelik alanda toplam 250 metrekarelik sergileme alanına sahip, iki kata yayılan ve üç sergi salonu bulunan galeride gerçekleşen serginin açılışına bin kişi katıldı.
Neden Güneştekin sergisi?
Güler Ercan'a açılış sergisi için Ahmet Güneştekin'e nasıl karar verdiğini soruyorum. Kendisi de bir koleksiyoner olan Ercan'ın yanıtı, "Ahmet Güneştekin dünya genelinde 100'den fazla kişisel sergi açtı. Artprice sıralamasında, dünyanın en değerli 500 sanatçısı listesinde ülkemizi üst sıralarda temsil ediyor" oluyor.
Koleksiyonerlik aileden geliyor
Güler Ercan'ın ailesi de kendisi gibi koleksiyoner. Ama onlar daha çok klasik eserler toplarken, o tercihini çağdaş eserlerden yana kullanmış. Koleksiyonlarında Neşet Günal, Sabri Berkel, Fikret Mualla, Adnan Çoker, Erol Akyavaş, Nuri İyem, Zekai Ormancı, Hoca Ali Rıza, Ahmet Güneştekin'in eserleri yer alıyor.
Siyah galeri ve bilgi ekranları yer alıyor
Güler Sanat, sadece Ankara'nın değil Türkiye'nin en iddialı galerilerinden biri olmaya aday aslında. Galeride kullanılan özel aydınlatma ürünleri yurtdışından ithal etmiş. Galerinin sahibesi Güler Ercan, bu aydınlatma sisteminin dünyada bir de Londra'daki National Portrait Gallery'de kullanıldığını söylüyor. Nadide eser ve videolar için özel olarak dizayn edilen 'siyah galeri' ise mekanın dikkat çeken bir başka özelliği. İstanbul ve Ankara'da birçok galeri gezip, bunların çoğunluğunda eserlerle ilgili paylaşımın sadece fiyatı düzeyinde olduğunu gören Ercan, katalog dışında sergi alanlarına bilgilendirme ekranları koymuş.
Belli bir zümreye has değil
Koleksiyonerliğe yeni başlayanlar hep aynı soruyu soruyor: "Sanat eseri alırken nelere dikkat edilmeli? Cevabı bu kez Güler Ercan veriyor: "Sanat eseri seçmek çok incelikli bir iş; çok okumanız, çok gezmeniz, gözünüzü eğitmeniz ve piyasayı takip edebilmeniz gerekiyor. Sanıldığı gibi koleksiyonerlik belli bir zümreye has bir durum değildir aslında, deneyimlemeyi istemek kafi."
Sanat eseri mücevherden daha değerlidir
Kariyerini bir kenara bırakıp galeri açan tek kişi Güler Ercan değil elbette. Ercan gibi birçok işadamı var. Onun farkı ise yatırımın büyüklüğü. "Ankara'daki galerileri sönük ve özensiz buluyordum. Sanat eserleri mücevherden bile daha değerlidir benim için. Çünkü malzemenin nadirliğinden öte, yapılan iş tektir. Bir diğer eşi yoktur" diyor.